Plastik ürünlerin hayatımızı istila ettiği günümüzde, tamamen doğal ve el emeği göz nuru bir zanaat Bolu Gerede’de yeniden hayat buluyor. Ülkemizde manda boynuzundan tarak üretebilen son iki ustadan biri olma unvanını taşıyan 73 yaşındaki asırlık çınar Ahmet Türk, ilerleyen yaşına rağmen mesleğini ilk günkü aşkla sürdürüyor. Gerede’nin Çayönü köyündeki mütevazı atölyesinde manda boynuzuna şekil veren usta, el işçiliğiyle ürettiği ürünlerin saç dökülmesinden elektriklenmeye kadar birçok soruna iyi geldiğini belirtiyor.
ESKİ TOPRAK BU ŞİFANIN DEĞERİNİ ÇOK İYİ BİLİYOR
Zanaatını yaşatmak için gece gündüz çalışan Ahmet Türk, yeni neslin el emeği işlere ve geleneksel mesleklere ilgi göstermemesinden derin bir üzüntü duyuyor. Boynuz tarakların kıymetini en çok belli bir yaşın üzerindeki insanların bildiğini aktaran Ahmet usta, "Bu tarakları özellikle 50 yaşın üstündekiler çok iyi tanıyor. Gerede’nin Çayönü köyündeki atölyeme gelip beni bulanlar, ürünlerin fiyatını dahi sormadan doğrudan satın alıyor" sözleriyle nostaljik ürünlere olan gizli talebi gözler önüne seriyor.

EL TEZGAHINDA HAFTADA 100 ADET ÜRETİYOR
Yarım asrı deviren tecrübesiyle hammaddeden ürüne giden süreci tek başına yöneten emektar usta, hem kadınlar hem de erkekler için yıllardır klasikleşmiş 4 farklı modelde üretim yapmaya devam ediyor. Malzeme tedariğinde herhangi bir sıkıntı yaşamadığını vurgulayan Ahmet Türk, kondisyonu elverdiği sürece geleneksel el tezgahında haftalık çok rahat bir şekilde 100 adet tarak çıkarabildiğini ifade ediyor.

SAÇLARDAKİ ELEKTRİKLENMEYİ BİTİRİYOR AMA TEK BİR DÜŞMANI VAR
Doğal manda boynuzundan yapılan tarakların neden bu kadar kıymetli olduğunu açıklayan usta, boynuzun saç derisinde statik elektrik üretmediğini ve bu sayede saç tellerini koruyarak dayanıklılık sağladığını söylüyor. Tamamen organik el işçiliğiyle üretilen siyah ve kahverengiye çalan gri tonlardaki bu özel taraklar, harcanan emeğin yoğunluğuna göre toptan 300 ile 500 TL arasındaki fiyatlardan alıcı buluyor. Kullanıcıları bir konuda da uyaran Ahmet usta, bu şifalı tarakların en büyük düşmanının pantolonun arka cebinde taşınırken üzerlerine oturulması sebebiyle kırılması olduğunu dile getiriyor.