Avrupa, aynı anda hem boş alan fazlası hem de ciddi bir konut kriziyle karşı karşıya.
Eurostat'a göre, birlik genelinde uygun fiyatlı konut sıkıntısına rağmen AB'de her üç kişiden biri fazladan yatak odası bulunan evlerde yaşıyor. Rakamlar, konut arzı ile hanehalkı ihtiyaçları arasındaki uyumsuzluğa ve Avrupa genelindeki konut kullanım biçimlerindeki keskin farklılıklara işaret ediyor.
Eksik kullanım (under-occupation), genellikle ihtiyaçtan fazla yatak odasına sahip oldukları için, sakinlerinin ihtiyacından daha büyük olan konutları ifade ediyor. Aşırı kalabalığın tam tersi olan bu durum, çoğu zaman çocukları evden ayrıldıktan sonra aile konutlarında yaşamayı sürdüren yaşlılarla ilişkilendiriliyor.
Avrupa Konseyi'ne göre, yetersiz konut koşulları neredeyse tüm AB ülkelerinde sorun olmaya devam ederken, krizin boyutu ve altında yatan nedenler ülkeden ülkeye ciddi biçimde farklılık gösteriyor.
Peki, eksik kullanımın en yüksek olduğu ülkeler hangileri? AB genelinde nüfusun yüzde 33,4'ü eksik kullanılan konutlarda yaşıyor; ancak oran Romanya'da yüzde 8,1'den Kıbrıs'ta yüzde 69,4'e kadar değişiyor.
Doğu Avrupa'da eksik kullanım oranları en düşük seviyede
Doğu ve güneydoğu Avrupa'da eksik kullanım, kıtanın diğer bölgelerine kıyasla genel olarak çok daha nadir görülüyor.
Romanya'nın (yüzde 8,1) ardından, eksik kullanılan konutlarda yaşayanların oranı Sırbistan'da (yüzde 8,2), Türkiye'de (yüzde 10,3), Letonya'da (yüzde 10,5), Yunanistan'da (yüzde 12,5) ve Hırvatistan'da (yüzde 14,7) yüzde 15'in altında kalıyor.
Bulgaristan'da (yüzde 15,8), Slovakya'da (yüzde 15,9), Kuzey Makedonya'da (yüzde 17), Polonya'da (yüzde 17,9), Litvanya'da (yüzde 18) ve İtalya'da (yüzde 18,2) da eksik kullanılan konutlarda yaşayanların payı nispeten düşük.
Bu ülkeler birlikte Avrupa'nın en alt sıradaki grubunu oluşturuyor; onları oranların yaklaşık yüzde 27 düzeyinde seyrettiği Estonya, Çekya ve Macaristan izliyor.
Eksik kullanımın en yaygın olduğu yerler
Kıbrıs, yüzde 69,4 ile Avrupa'da eksik kullanımın en yüksek olduğu ülke konumunda; onu İrlanda (yüzde 66) ve Malta (yüzde 63,2) izliyor. Üçünün de ada ülkesi olması dikkat çekiyor.
Fazladan odası bulunan konutlarda yaşayanların oranı Hollanda'da (yüzde 58,5), Belçika'da (yüzde 57), İspanya'da (yüzde 54,3), Lüksemburg'da (yüzde 52,2) ve Norveç'te (yüzde 51) de yüzde 50'nin üzerinde.
İskandinav ülkeleri arasında Finlandiya (yüzde 46,6) ve Danimarka (yüzde 42,4) da AB ortalamasının epey üzerinde yer alıyor.
AB'nin dört büyük ekonomisinde tablo belirgin biçimde farklılaşıyor.
İspanya, yüzde 54,3 ile eksik kullanım oranının en yüksek olduğu ülkelerden biri; İtalya'da ise oran yalnızca yüzde 18,2. Fransa'da eksik kullanım yüzde 40,4 düzeyinde; Almanya ise yüzde 33,3 ile AB ortalamasına neredeyse birebir uyuyor.
Güney Avrupa konut konusunda iki farklı hikaye anlatıyor
Oran güneydoğu ve doğu Avrupa'nın büyük bölümünde çok daha düşük seyrederken, Güney Avrupa'nın kendi içinde keskin bir ayrım görülüyor. Kıbrıs, Malta ve İspanya üst sıralarda yer alırken; İtalya, Yunanistan, Türkiye ve Balkanların büyük kısmında oranlar düşük. Bu da eğilimin basit bir kuzey-güney ayrımıyla açıklanamayacağını gösteriyor.
Politikalar eksik kullanımı azaltabilir mi?
Avrupa Evsizlerle Çalışan Ulusal Kuruluşlar Federasyonu (FEANTSA), asıl kritik sorunun mevcut konut stoğunun, özellikle de yeni arzın, küçük konutlara yönelik artan talebi karşılayıp karşılamadığı olduğunu vurguluyor.
“Bu daha küçük konutlar gerçekten erişilebilir ve karşılanabilir mi?” diye sordu FEANTSA sözcüsü Euronews Business'a.
Kuruluş, Birleşik Krallık'ta 2013'te getirilen “yatak odası vergisine” atıfta bulunarak, uygun büyüklükte konutların çoğu zaman bulunamaması nedeniyle bu politikanın etkisiz kaldığını, bunun da bulundukları yerde kalmaktan başka seçeneği olmayan haneler için gelir kayıplarına yol açtığını belirtti.
Kuruluşa göre, eksik kullanımı hedef almak yerine boş konutları tekrar devreye sokarak uygun fiyatlı ve sosyal konutlara dönüştürmek daha etkili bir yaklaşım olabilir.
**“**Eksik kullanımı cezalandırıp konutun karşılanamaz hale gelmesine yol açan daha yapısal nedenlere – gerçek sosyal konutlara yeterince yatırım yapılmaması, konutun bir finansal varlığa dönüştürülmesi ve spekülasyon gibi – eğilmemek, sorunun yanlış teşhis edilmesi anlamına geliyor,” diye konuştu sözcü.
Konut sahipliğinin etkisi
Eurostat'a göre, eksik kullanılan konutlarda yaşayanların oranı kiracılar arasında yüzde 14,2 iken, ev sahipleri arasında yüzde 40,5'e çıkıyor.
Berlin Özgür Üniversitesi'nden Profesör Sebastian Kohl, ülkeler arasındaki farkların büyük ölçüde kurumsal yapılardan, başta konut sahipliği oranları ve demografik yapıdan kaynaklandığını söylüyor.
“Mülkiyet biçimi gibi kurumsal yapılar çok büyük rol oynuyor. Modellerimizde konut sahipliği, nesnel eksik kullanımın tek başına en güçlü belirleyicisi,” dedi Euronews Business'a.
Eksik kullanılan konutlarda yaşama olasılığı en yüksek olanlar kimler?
Jonas Lage ve çalışma arkadaşlarının araştırması, hane türünün eksik kullanımla yakından bağlantılı olduğunu ortaya koydu (kaynak İngilizce).
En fazla eksik kullanılan oda, bir ve iki kişilik hanelerde görülüyor. Çocuksuz hanelerde oranlar da genel olarak daha yüksek.
AB'de eksik kullanılan konutların yüzde 41'i şehirlerde bulunuyor; yaklaşık yüzde 30'u kırsal alanlarda, yüzde 30'u ise kasaba ve küçük yerleşimlerde yer alıyor.
Çoğu ülkede ve AB genel ortalamasında, daha yüksek gelirli hanelerin konutlarını eksik kullanma olasılığı daha fazla ve eksik kullanılan odaların daha büyük bir kısmı bu hanelerde bulunuyor.
Hangi alanın “oda” sayıldığı ülkeye göre değişiyor
Kohl, “oda” tanımının ülkeden ülkeye değişmesinden kaynaklanan ve ölçümlerin uyumlaştırılmasını zorlaştıran bir başka soruna da dikkat çekiyor.
İspanya, İrlanda ve Finlandiya'nın anketlerinde mutfakları açıkça oda olarak saydığını belirtiyor.
Objektif ölçütler ile öznel insan algısı arasındaki derin uçuruma da dikkat çekiyor. Araştırmacılar, resmi ölçütlere göre konutu eksik kullanılanlar arasında, her beş kişiden yalnızca ikisinin evini fazla büyük olarak gördüğünü tespit etti.