Ana içeriğe geç

Şer cephesi Türkiye ve KKTC düşmanlığında buluştu

Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yılında Yunanistan, GKRY ve İsrail'den Türkiye karşıtı mesajlar geldi. Türk askerinin Ada'dan çekilmesi ve garantörlüğün kaldırılması çağrıları öne çıkarken, ortak söylem yaklaşan BM süreci öncesinde Rum tezlerinde birleşen diplomatik hattı gözler önüne serdi

Şer cephesi Türkiye ve KKTC düşmanlığında buluştu
Aydınlık
16

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52’nci yıl dönümünde Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail aynı çizgide buluştu. Türkiye ve KKTC’nin Barış ve Özgürlük Bayramı olarak kutladığı 20 Temmuz, karşı cephede ortak bir propaganda kampanyasına dönüştürüldü.

Atina ve Rum yönetiminden peş peşe gelen mesajlarda Barış Harekâtı “işgal” olarak gösterildi. Türk askerinin adadan çıkarılması, Türkiye’nin garantörlüğünün kaldırılması ve KKTC’nin Rum devletine eklemlenmesi istendi. İsrail de Türk askerî varlığını “kabul edilemez” ilan ederek cepheye katıldı.

Rum yönetimi aynı söylemi yurt dışındaki diplomatik temsilcilikleri üzerinden de yaydı. Ancak kampanyanın asıl dikkat çeken ayağını, İsrail Dışişleri Bakanlığının Türkiye’yi doğrudan hedef alan açıklaması oluşturdu.

ATİNA’DAN ‘KIBRIS YAKINDIR’ MESAJI

En açık tehdit Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’tan geldi. Askerî uçakta çekilmiş fotoğrafını paylaşan Dendias, Barış Harekâtı’nı “Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgali” olarak niteledi.

Dendias şu ifadeleri kullandı:

“Kıbrıs’taki Türk işgalinin üzerinden 52 yıl geçti. Hafıza canlılığını koruyor. Hayatını kaybedenleri, kayıpları ve Büyük Ada’nın özgürlüğünü savunanları anıyoruz.”

“Kıbrıs meselesi yasa dışı işgal sorunu olmaya devam ediyor. Lefkoşa, Avrupa’nın bölünmüş son başkenti olarak kalamaz.”

Yunan Bakan, mesajını askerî göndermeyle tamamladı:

“Özellikle son gelişmelerin ardından Kıbrıs’taki kardeşlerimize mesajımız açıktır: Yunan Silahlı Kuvvetleri için Kıbrıs yakındır.”

Paylaşımın görselinde de “Yunanistan unutmuyor” ve “Yunan Silahlı Kuvvetleri için Kıbrıs yakındır” ifadeleri kullanıldı.

MİÇOTAKİS TÜRK ASKERİNİ HEDEF ALDI

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis de Barış Harekâtı’nı “açık yara” olarak niteledi. Atina’nın Rum yönetiminin yanında duracağını belirten Miçotakis, hedefi Türk askerinin bulunmadığı ve garanti sisteminin kaldırıldığı birleşik bir Kıbrıs olarak açıkladı.

Miçotakis şunları söyledi:

“Elli iki yıl sonra özgürlüğü savunan ve şiddetin sonuçlarını kabul etmeyen kahramanları anıyoruz. Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yanında sarsılmaz biçimde durmaktadır.”

“Hedef, işgal kuvvetlerinin ve çağ dışı garanti sistemlerinin bulunmadığı yeniden birleşmiş bir Kıbrıs’tır.”

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in müzakereleri yeniden başlatma girişimine destek veren Miçotakis, çözümün BM parametreleri ile Avrupa Birliği ilkelerine dayanmasını istedi:

“Zorlu mücadelemizi sürdürüyoruz. Unutmuyoruz, teyakkuzumuzu koruyoruz.”

ESKİ FEDERASYON MASASINI GÖSTERDİLER

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı da yayımladığı resmî açıklamada iki devletli çözümü reddetti. Atina, iki bölgeli ve iki toplumlu federasyon modeline dönülmesini istedi. Tek egemenlik, tek uluslararası kişilik ve tek vatandaşlık ilkelerini öne çıkardı.

Böylece Yunanistan cephesinin hedefi netleşti. KKTC’nin ayrı devlet ve egemenlik talebi yok sayıldı. Kıbrıs Türk halkına, Rum yönetiminin temsil ettiği ortak devlete katılma seçeneği sunuldu.

Açıklamada işgalin sona erdirilmesi ve adanın yeniden birleştirilmesi Atina’nın “en yüksek önceliği” olarak gösterildi. Guterres’in girişimine verilen destek de yaklaşan diplomatik trafikle birlikte öne çıkarıldı.

HRİSTODULİDİS’İN GÖREVİ ‘İŞGALE SON VERMEK’MİŞ

GKRY Lideri Nikos Hristodulidis de sirenler üzerinden Türkiye’yi hedef aldı. Barış Harekâtı’nın başladığı saatte çalınan sirenleri “vatanın bağrına saplanan hançer” olarak tanımladı.

Hristodulidis şu ifadeleri kullandı:

“Bugünkü şafak hepimiz için zor. Sirenlerin ürkütücü sesi vatanımızın bağrına saplanan bir hançer gibidir.”

“Kahramanlarımız bize düşen görevi hatırlatıyor: Türk işgaline son vermek, vatanımızı özgürlüğüne kavuşturmak ve yeniden birleştirmek.”

Kayıp şahıslar meselesini de gündeme getiren Rum lider, “Son kayıp vatandaşımızın akıbeti belirlenene kadar vicdanımız rahat etmeyecek.” dedi.

GKRY Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos ise 20 Temmuz’u “uluslararası hukukun ve insan haklarının meydan okurcasına ihlal edilmesinin yıl dönümü” olarak niteledi.

Kombos, Türkiye’nin zamanla fiilî durumun kabul edileceğini düşündüğünü ileri sürerek şunları söyledi:

“Ancak büyük bir yanılgı içindeler. İşgal günlük ve acı bir deneyim olarak sürdüğü müddetçe hafıza canlı kalacaktır.”

“Görevimiz işgalin zincirlerinden kurtulmak, Kıbrıs’ımızı özgürleştirmek ve yeniden birleştirmektir.”

“‘Unutmuyoruz’ bir slogan değil, var olma biçimimizdir. Adalet yerini bulana kadar.”

GUTERRES’İN ZİYARETİNİ FIRSAT GÖRDÜLER

GKRY Temsilciler Meclisi Başkanı Annita Demetriou da “barbar Türk işgali” ifadesini kullandı. Demetriou, BM Genel Sekreteri’nin temmuz sonunda Ada’ya yapacağı ziyareti Rum tezlerini ilerletmek için fırsat olarak sundu.

Demetriou şöyle konuştu:

“İşgale alışmaya hakkımız yok. Adaletsizliğin normalleşmesine izin vermeye hakkımız yok.”

“BM Genel Sekreteri’nin yaklaşan Kıbrıs ziyareti doğru değerlendirilmesi gereken eşsiz bir fırsattır. Birlik, ciddiyet, kararlılık ve ulusal uzlaşı gerekiyor.”

Demetriou, Kıbrıs sorununu “donmuş bir ihtilaf” olarak yönetmek istemediklerini belirterek, BM kararları ve AB ilkeleri temelinde birleşik Kıbrıs çağrısı yaptı.

İSRAİL DE CEPHEYE KATILDI

Kampanyanın en dikkat çekici ayağı İsrail oldu. İsrail Dışişleri Bakanlığı, Rum yönetiminin tezlerine açık destek verdi ve Türkiye’nin Ada’daki askerî varlığını doğrudan hedef aldı.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“İsrail, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne sarsılmaz desteğini yineliyor. 1974 Türk işgalinin yıl dönümünde Kıbrıs’la dayanışma içindedir.”

“Adanın kuzeyindeki Türk askerî varlığı ile Ankara’nın tek taraflı eylemler yoluyla statükoyu değiştirmeye yönelik ısrarlı girişimleri kabul edilemez.”

İsrail, GKRY’yi “stratejik ortak ve komşu” olarak tanımladı. Müzakerelerin “adil, uygulanabilir ve kalıcı çözüm” hedefiyle yeniden başlatılmasını istedi.

GKRY’nin İsrail Büyükelçiliği de Türkiye’ye daha ağır suçlamalar yöneltti:

“Türkiye, 52 yıl sonra vatanımızın yüzde 37’sini yasa dışı biçimde işgal etmeyi sürdürüyor. Savaş sonrası Avrupa tarihinin en ağır suçlarından birini devam ettiriyor.”

Paylaşımda Türkiye’nin kayıp şahısların akıbetini açıklamadığı ve “yasa dışı yerleşim politikasını” sürdürdüğü öne sürüldü. Rum yönetiminin yurt dışındaki temsilcilikleri üzerinden aynı “Unutmuyoruz” söylemini yayması, kampanyanın diplomatik misyonlara da taşındığını gösterdi.

HEDEF ESKİ MASAYI YENİDEN KURMAK

Açıklamalarda kullanılan ifadeler değişse de hedef aynıydı. Yunanistan, Türk askerinin çekilmesini ve garantörlüğün kaldırılmasını istedi. Rum yönetimi, KKTC’nin ayrı egemenliğini reddederek federasyon modelini öne çıkardı. İsrail ise Türkiye’nin askerî varlığını “kabul edilemez” ilan etti.

Trafiğin, Guterres’in 27-29 Temmuz’daki Ada ziyareti ve eylülde yapılması planlanan gayriresmî 5+1 toplantısı öncesine denk gelmesi dikkat çekti.

Barış Harekâtı’nın yıl dönümünde verilen ortak mesaj, Kıbrıs Türklerinin egemen eşitliğini değil Rum devletine bağlanmasını esas alan eski müzakere masasını yeniden kurmayı hedefledi. Türkiye ve KKTC’ye karşı birleşen cephe, diplomatik takvim yaklaşırken niyetini ilan etti.

Kaynağa Git

İlgili Haberler