Ana içeriğe geç

Forbes analizinde ABD’ye DOA önerisi: Türkiye’nin depozito sistemi örnek gösterildi

Forbes’ta yayımlanan bir analizde, Türkiye’nin 1 Temmuz’da ülke genelinde uygulamaya aldığı Depozitosu Olan Ambalajlar Sistemi, ABD’nin geri dönüşüm ve kritik hammadde politikasında yararlanabileceği modellerden biri olarak gösterildi. Özel sermayeye dayalı finansman, dijital takip, yerli üretim makineleri ve mobil cüzdan altyapısı sistemin öne çıkan yönleri arasında sıralandı.

Forbes analizinde ABD’ye DOA önerisi: Türkiye’nin depozito sistemi örnek gösterildi
Karar
16

Türkiye’nin içecek ambalajlarının ekonomiye yeniden kazandırılması amacıyla geliştirdiği Depozitosu Olan Ambalajlar Sistemi, ABD merkezli Forbes’ta yayımlanan bir analize konu oldu.

Forbes yazarı Wesley Alexander Hill’in 13 Temmuz’da yayımlanan “American Defense Should Champion Recycling To Compete With China” başlıklı yazısında geri dönüşümün yalnızca çevre politikası değil; sanayi üretimi, savunma kapasitesi ve kritik hammaddelere erişim açısından stratejik bir mesele olduğu savunuldu. Yazıda Türkiye’nin ulusal depozito modeli, ABD’nin kendi ihtiyaçlarına göre uyarlayabileceği örneklerden biri olarak sunuldu. Forbes’taki metin kurumsal bir başyazı değil, platformda yayımlanan imzalı bir yorum-analiz niteliği taşıyor.

KRİTİK HAMMADDELER İÇİN GERİ DÖNÜŞÜM VURGUSU

Analizde alüminyum, bakır, lityum ve kalay gibi üretim, teknoloji, enerji ve savunma sanayisinde kullanılan maddelerin geri kazanılmasının ülkelerin dışa bağımlılığını azaltabileceği belirtildi.

photo-2026-07-14-13-16-42.jpg

Çin’in kritik hammaddeler ve bunların işlenmesi alanındaki güçlü konumuna dikkat çekilen yazıda, kullanılmış ürün ve ambalajların çöpe gönderilmek yerine yeniden sanayi girdisine dönüştürülmesinin ulusal güvenlik politikalarının bir parçası hâline getirilmesi gerektiği savunuldu.

TÜRKİYE MODELİNİN FİNANSMAN YAPISI ÖNE ÇIKARILDI

Forbes’taki analiz, Türkiye’deki sistemin kamu bütçesi yerine özel sermaye ve “genişletilmiş üretici sorumluluğu” yaklaşımı üzerine kurulmasını temel avantajlardan biri olarak gösterdi.

Bu yapıda içecekleri piyasaya süren şirketler sistemin mali yükümlülüklerine katılırken tüketiciler, satın alma sırasında ödedikleri depozitoyu boş ambalajı iade ettiklerinde geri alabiliyor. Yazıda bu modelin, vergi mükelleflerine doğrudan yeni bir finansman yükü getirmeden ulusal ölçekte altyapı kurulmasına imkân sağlayabileceği değerlendirmesi yapıldı.

QR KOD, DİJİTAL TAKİP VE MOBİL CÜZDAN

Türkiye’nin DOA sistemi; QR kodlar, ambalajların uçtan uca izlenmesi, depozito iade makineleri ve tüketici ödemelerinin dijital ortamda yapılması üzerine kurulu bulunuyor. Forbes analizinde de bu teknolojik altyapı, Türkiye modelinin ABD tarafından uyarlanabilecek özellikleri arasında gösterildi.

Türkiye Çevre Ajansının resmî sistemine göre 0,1 ile 3,01 litre arasındaki tek kullanımlık PET, cam ve alüminyum içecek ambalajları depozito kapsamına alınıyor. Boş ambalajlar iade noktalarına veya makinelere teslim edildikten sonra geri kazanım tesislerine yönlendiriliyor.

Tüketicinin kazandığı depozito bedeli DOA dijital cüzdanına aktarılıyor. Bakiye banka hesabına gönderilebiliyor, ATM’den çekilebiliyor veya oluşturulan sanal kart üzerinden harcanabiliyor.

ABD’YE “TÜRKİYE TİPİ SİSTEM” ÖNERİSİ

Analizde ABD’de bazı eyaletlerin hâlihazırda depozito uyguladığı ancak ülke çapında birbirine bağlı, dijital olarak izlenebilen ortak bir yapının bulunmadığı belirtildi.

ABD’nin perakende satış noktalarını, belediye tesislerini ve mevcut geri dönüşüm altyapısını dijital takip teknolojileriyle bir araya getirerek Türkiye modeline benzer ulusal bir sistem kurabileceği ifade edildi. Bu sistemin yalnızca şişe ve kutu toplama projesi değil, yerli tedarik zincirlerini destekleyen bir sanayi altyapısı olarak ele alınması gerektiği savunuldu.

YERLİ MAKİNE ÜRETİCİLERİ İÇİN İHRACAT FIRSATI

Analizde görüşlerine yer verilen Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Nurullah Öztürk, Türkiye’nin tek bir makine veya teknoloji tedarikçisine bağlı sistem kurmadığını belirtti.

Öztürk’ün daha önce verdiği bilgilere göre, ülke genelindeki uygulama öncesinde altı yerli üretici depozito iade makinesi üretimine başladı ve 1.148 makine kuruldu. Sakarya’da başlayan pilot uygulamanın 72 ile yayıldığı, bu süreçte 38 milyondan fazla içecek ambalajının geri kazanıldığı bildirildi.

Yerli firmaların sertifikasyon süreçlerini tamamlayarak makine üretmesine imkân tanıyan modelin, şirketlere dış pazarlara açılma ve geri dönüşüm teknolojileri alanında yeni bir ihracat ekosistemi oluşturma fırsatı sunabileceği değerlendiriliyor.

EKONOMİK KATKI İÇİN İKİ FARKLI RAKAM

Forbes analizinde DOA sisteminin değerli hammaddeleri ülke içinde tutarak Türkiye ekonomisine yılda yaklaşık 1 milyar dolar katkı sağlayabileceği aktarılıyor.

Bununla birlikte Öztürk, 23 Haziran’da yaptığı daha önceki açıklamada yıllık katkı hedefini 30 milyar lira, dönemin kuruyla yaklaşık 645 milyon dolar olarak duyurmuştu. Aynı açıklamada sistemin hammadde ithalatını yüzde 35-40 azaltabileceği, yılda 1,3 milyar kilovatsaat enerji tasarrufu sağlayabileceği ve 37 bin ton sera gazı emisyonunu önleyebileceği belirtilmişti. İki ekonomik katkı tahmini arasındaki farkın yeni bir hesaplamadan mı kaynaklandığına ilişkin ayrıntı paylaşılmadı.

1 TEMMUZ’DA ÜLKE GENELİNDE BAŞLADI

DOA’nın ülke genelindeki uygulaması 1 Temmuz 2026 itibarıyla başladı. Türkiye Çevre Ajansı, bu tarihten itibaren geçerli olacak depozito katılım bedellerini de sistem üzerinden ilan etti.

Türkiye’de yılda yaklaşık 25 milyar tek kullanımlık içecek ambalajının piyasaya sürüldüğü tahmin ediliyor. Sistemin başarısı, iade noktalarının yaygınlaşmasına, makinelerin erişilebilirliğine, tüketicilerin katılımına ve toplanan ambalajların gerçekten yüksek kaliteli hammaddeye dönüştürülmesine bağlı olacak.

Kaynağa Git

İlgili Haberler