Muğla - Kuşadası Kadın Platformu çağrısı Kaya Şavkay Meydanı’nda bir araya gelen kadınlar “nafaka hakkını engellenmesine LGBTİ+ düşmanı 12’nci yargı paketine ırkçılığa ve cinsiyetçiliğe hayır” demek için basın açıklaması yaptı.
Basın açıklamasını platform adına Suzan Şahin okudu.
Medeni kanunun yalnızca bir yasa değil kadınların yüzyıllara yayılan eşitlik mücadelesinin, laiklik ve demokratik bir toplum idealinin somut kazanımı olduğunu ve kadınların evlenme ,boşanma, miras velayet ,nafaka ve diğer Medeni haklarının güvence altına alındığını belirten Şahin; “Ancak Medeni kanunun kabulünden 100 yıl sonra kadınların kazanılmış medeni hakları yeniden ve sistematik bir biçimde tartışmaya açılıp parça parça geriye götürülmek isteniyor. Medeni haklarımız neredeyse her yargı paketinde yeniden gündeme getirilerek zayıflatılmaya çalışılıyor. Bugün siyasal iktidarın gündeminde olan düzenlemeler kadınların ekonomik sosyal ve hukuki güvencelerinin ortadan kaldırmaktan başka bir amaç taşımıyor” dedi.
“Nafakanın sınırlandırılması kadın yoksulluğunu daha da derinleştirecektir”
12’nci yargı paketi ve nafaka hakkına ilişkin tartışmaların kadınların yıllar süren mücadelelerle elde ettiği kazanımların geriletilmesi riskini taşıdığını vurgulayan Şahin; “Nafaka bir lütuf değil toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yarattığı mağduriyetlere karşı hukuki bir güvencedir. Kadınların ücretsiz bakım emeğiyle yaşamlarını sürdürmeye düşük ücretli ve güvencesiz işlerde çalışmak zorunda bırakıldığı koşullarda nafakanın sınırlandırılması kadın yoksulluğunu daha da derinleştirecektir” ifadelerini kullandı.
Yoksulluk nafakasının kamuoyunda yaratılmaya çalışan algının aksine kadınlara refah sağlayan değil, çoğu zaman açlık sınırının çok altında kalan sembolik bir ekonomik destek niteliğinde olduğunu belirten Şahin şunları söyledi; “Mesele hiçbir zaman nafakanın miktarı olmamıştır mesele boşanma sonrasında kadınların ekonomik olarak bağımsızlaşabilmesi için hukuk düzeninin sağladığı sınırlı güvencelerin ortadan kaldırılmasıdır. Bu yaklaşım boşanmak isteyen kadınları şiddet gördükleri veya mutsuz oldukları evliliklere ekonomik kaygılar nedeniyle mahkum edecek aynı zamanda siyasal iktidarın kadının itaatine dayalı reisli ve çok çocuklu aile modelini güçlendiren politikalarına hizmet edecektir. Boşanmak isteyen erkeğin ise evlilikten ve çocuklarından kaynaklanan sorumluluklardan daha kolay sıyrılmasını sağlayacaktır. Kadınların ekonomik güvencesini zayıflatacak hiçbir düzenleme toplumsal Adalet üretemez. Kadın yoksunluğunu arttıracak hiçbir değişiklik eşitlikle bağdaşmaz. Bu yüzden kadınların kazanılmış haklarının pazarlık konusu yapılmasına izin vermeyeceğiz. Medeni kanunu parça parça yok etme girişimlerine karşı çıkmaya kadınların ekonomik ve sosyal haklarını savunmaya eşit yurttaşlık mücadelesini sürdürmeye devam edeceğiz. Gene 10 ve 11 yargı paketleri ile istediği LGBTİ+ karşıtı düzenlemeleri meclise getiremeyen iktidar 12 .yargı paketi ile bunu yeniden deneyecek olsa da biz kadınlarla LGBTİ+ yine bunlara izin vermeyeceğiz.”
Gerek cinsiyet uyum ameliyatlarına getirilmek istenen gerçek dışı 25 yaş sınırı, gerek cinsiyet değişimi için evli olmamanın üstüne bir de çocuk sahibi olmamış şartı getirilmesi gibi düzenlemelerin LGBTİ+lara olan zihniyetini gösterdiğini ifade eden Şahin; “Eşcinsel çiftlerin sembolik nişan törenine bile hapis cezası getirilmek istenmesi, LGBTİ+ların bizzat görünürlüğünün tehdit unsuru olarak görülüp hedef alınmak istendiğini ortaya koymaktadır. Bu kadınların kamusal alandaki görünürlüğünü yok etmek isteyen zihniyetin ta kendisidir buna da gerekli cevabı yine vereceğiz” dedi.
“Kürt halkını aşağılayan söylemler hem kadın düşmanlığının ben de ırkçılığın yeniden üretilmesidir”
Bir yandan ekonomik kriz ve yoksulluk derinleşirken diğer yandan ayrımcı söylem ve hak gasplarının toplumsal yaşamın her alanında yeniden üretildiğini vurgulayan Şahin; “Kamuoyunda tepki çeken ve Kürt kadınlarına aşağılayan söylemler yalnızca bireysel bir durum olarak görülemez Kürt halkına yönelik tarihsel ayrımcılığın ötekileştirmenin ve inkar politikalarının günümüzdeki yansımalarıdır. Kürt kadınlarına aşağılayan her söz aynı zamanda hem kadın düşmanlığının ben de ırkçılığın yeniden üretilmesidir. İnsan onuru pazarlık konusu değildir. Eşitlik özgürlük mücadelesi kadınların Kürtlerin, LGBTİ+ bireylerin ve tüm ezilenlerin ortak mücadelesi olduğunu kadınların kazanılmış haklarını hedef alan politikalarla, Kürt halkını aşağılayan söylemler ve LGBTİ+ bireyleri hedef gösteren nefret kampanyalarıyla aynı dönemde karşı karşıya olmamız tesadüf değildir. Bunların ortak noktası eşitlik talep edenleri susturmak emekçileri halkları bölmek ve hak mücadelelerini zayıflatmaktır. Bizler biliyoruz ki kadınların özgürlüğü olmadan toplumsal özgürlük olmaz Kürt halkının eşit yurttaşlık Hakkı tanımadan demokrasi kurulamaz LGBTİ+ bireylerin yaşam Hakkı güvence altına alınmadan insan haklarından söz edilemez. Emekçilerin yoksulluğu sona ermeden adalet sağlanamaz. Bizler eşitlikten özgürlükten ve laik demokratik bir toplumdan yana olmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Yaşasın kadınların Emek eşitlik ve özgürlük mücadelesi Yaşasın kadın dayanışması” diyerek sözlerini tamamladı.