Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu. Özel'in konuşmasında yeni parti kuracaklarını açıkça ilan etti. "Kısır tartışmaları, bitmeyen kutuplaşmaları, insanları birbirine düşüren dili, devleti partiye dönüştüren anlayışı, siyaseti hukuk eliyle dizayn etme girişimlerini ve bunun yarattığı korkuyu, sessizliği ve umutsuzluğu geride bırakıyor, bunları yapanları cesaretle karşımıza alıyoruz" diyen Özel, "Yeni partimizi milletimizin seçtiği, ona yetkisini emanet ettiği milletvekilleriyle ilk adımını atarak kuruyoruz. Hiç şüpheniz olmasın ki açık ara farkla TBMM’nin ana muhalefet partisi oluyoruz" açıklaması yaptı.
Özel'in sözleri şöyle:
"KÜRSÜYE VEDA HÜZNÜYLE ÇIKTIM"
"Bugün bu kürsüden çok önemli beklentiler var. Ona dair konuşacağız. Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla, belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım. Hep beraber tarihi bir kavşaktayız. Bugün buradan tarihi bir konuşma değil tarihe not düşen, hatırlatan ve emanet edilen cümleleri bırakan samimi bir konuşma yapmaya geldim. Tarihi konuşmayı yapılacak ilk seçimin akşamında yapmak üzere tarihe emanet ediyorum.
Bugün bu salonun atmosferinden de, uğradığımız o büyük haksızlıklardan sonra daralıp çıktığımız sokaklarda kurduğumuz diyaloglarla. Tüm il başkanlarımızın, ilçe başkanlarımızın mahallelerinden, ailelerimizin akşam sohbetlerinden bu memlekette bir şeylerin değiştiğini, bir şeylerin yeniden kurulduğunu görüyoruz.
Herşey bittiğinde hep birlikte hatırlayacağız. Bugüne kadarki tutumlarımızdan, yaptıklarımızdan birileri 'gelir geçer', 'unutulur', yapanın yanına kar kalır', 'rüzgar alır sel alır' diye kimse düşünmesin. Zalimi zalim mazlumu mazlum olarak, dost olanı dost olmayanı bugünlerdeki tutumlarını unutmayarak anacağız. Tarih kaydediyor, herkesi bugünlerde nasıl duruyorsa öyle yazacak!
"BU SALONDAKİLER MAZERET KABUL ETMEYENLER"
Türkiye'de yıllardır kurulmuş, kurgulanmış, dayatılan bir düzen var. Değişmeyen aktörleri millete dayatan bir düzen var. Bizim bu düzene karşı ilk farkındalıklarımız, ilk itirazlarımızın birkaç farklı tarihi olabilir. Ama bu salonda olanlar, bu itirazı büyütenler, bu düzenin çarkına çomak sokanlar; 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçim yenilgilerini hazmedemeyen, kabul edemeyen, Cumhuriyetin 100. yılında Cumhuriyet'le meselesi olanların bu Cumhuriyeti yönetmeye devam etmesine mani olamamanın bir mazeretini kendine kabul ettiremeyenlerdir.
O GÜN YOLLAR AYRILDI
Bunları hiç görmeyenler, duymayanlar; 'Yahu aslında bir tepki yok, üç beş güne geçer' diyenler ya da 'Efendim televizyona çıktığımda bir daha cumhurbaşkanı adayı olmayacağım, bir daha genel başkan adayı olmayacağım. Demokratik bir yarışın önünü açacağım, partide bir yenilenmenin, bir değişimin, Türkiye'nin önüne yeni bir muhalefet vizyonunu koymanın güvencesi ben olacağım' demek yerine; 'Ben aday olmadım, hiç olmadım. Gösterirlerse olurum, o gün gelince düşünürüm' diyenler...
'Ben gemiyi güvenli limana götürüp bırakacağım. Onun için bir yerel seçimi geçireceğim, sonrasına bakacağım. Ama sonrasına da arkadaşlar ne derse o tarafına bakacağım' diyenlere karşı; 'Bu millet bir yerel seçime daha bizimle gitmeyecek. Bu millet eğer böyle davranırsak bir daha bize yüzünü dönmeyecek. Tarihin en düşük katılımı oranı olacak. Anketi görmüyor musunuz? Parti yüzde 13'lerde, 14'lerde gerilemeye devam ediyor, büyük bir felaket gelecek. Yerel seçimlerdeki felaketten sonra bu milletin daha sandıktan da umudu kalmayacak. Biz bu noktada bir şeyler yapmalıyız' diyenler, işte o gün iki ayrı yola girdiler.
O gün yol ayrıldı. O gün yol ayrılırken; duygusal sebeplerle, örgütsel sebeplerle, idrak zamanından veya henüz meşelenin farkında olma noktasında başka bir yerde durup da, o günkü tavrın, özeleştirinin, inisiyatif alınmasının, değişim iradesinin doğru olduğunu görüp doğru yere milletle, örgütle birlikte gelen herkesi de, o gün ilk yola çıkıldığında, ilk adım atıldığında birlikte olduklarımız kadar kıymetli gördüm, kıymetli görmeye devam ediyorum.
"SEÇİLENLER UZAYDAN GELMEDİ"
Tarihin doğru yerinde durmayı, buna ilk karar veren olmak değil, gerekirse ilk baştaki hatadan dönmenin de bu kadar büyük bir erdem olduğunu görüyorum. Önemli olan samimiyettir. Önemli olan doğru yerde durmaktır. Önemli olan bencillik yerine, kendin için bir şey istemek yerine, gerekirse kendini feda etmek, memleketin, partinin önünü açmaktır.
O günü hatırlayalım, o günü hatırlayalım. O gün Cumhuriyet Halk Partisi değişirse Türkiye değişir diyenler değişim kurultayına giderken bir yandan şöyle bir algı yerleşmiş, hak veriliyordu ve tartışılmıyordu: 'Bu delege yapısıyla bir değişim mümkün değil.'
'Türkiye'de değişim mi oldu? Bugüne kadar cumhuriyet tarihinde iki genel başkan adayı yarışıp da mevcut genel başkanın kaybettiği örnek mi var 100 yıldır? Mümkün değil, olmayacak' diyenlere hep şunu söyledim, hep söyledim. Dedim ki: 'Evet, zordur. Bu delegenin iradesini ben değiştiremem.' Dönüp baktılar, 'Genel başkan adayıyız, nasıl değiştiremezsin?' Biz değiştiremeyiz. Ama o delegeyi Ankara'ya gelmeden önce uğradığı berber kulağına fısıldadıklarıyla, evinin 4. katına asansörle çıkarken 3. katta oturan 16 yaşındaki kız öğrenci dönüp de komşusuna söyledikleriyle, sabahın 6'sında yolcu ederken eşi kendi hakkının helalliğini ortaya koyarak, torunu dedesine, evladı babasına bir şeyler söyleyerek bu değişimi gerçekleştirecek demiştim.
Salona girdik, salonda 3 kişinin başlattığı ama on binlerin saatlerce sürdürdüğü bir slogan hakim oldu salona, hepiniz şahitsiniz: 'Delege sokağın sözünü dinle!' O gün, o gün o sandıklar açıldığında o delege sokağın sesini dinlediği için, seçilenlerin hiçbirisi bu partiye uzaydan gelmedi. Hiçbirimiz bu partinin dışarıdan gelmiş birileri değil, aksine öz be öz evlatlarıydık. Yarıştık, kazandık, tarihte ilk kez mevcut genel başkanı bir yarışmalı seçimle değiştirdik. İşte biz değişmeyen aktörleri millete dayatan düzenin tekerine ilk çomağı orada birlikte soktuk.
"ZARARSIZ OLDUĞUNU KANITLAYACAKSIN"
Ama bu düzenle ilgili diyeceklerim var. Şudur: Seçim ilerlerken, seçim yaklaşırken hep sordular bize, hep sordular. 'Size gelip devletten konuşan var mı? Öyle bir yerlerden, derin yerlerden mesajlar geldi mi?' 'Bir mutabakata vardınız mı? Bir taahhütte uzlaştınız mı?' Ben hep 'yok' dedim. O zaman 'olmaz' dediler. 'Size ne partiyi ne bu düzeni vermezler' dediler. 'Buralarda bu işler böyle dönmez, pazarlığı yapacaksın, taahhütte bulunacaksın, zararsız, sistemin içinde olduğunu kanıtlayacaksın, ancak ondan sonra gelip genel başkanlık oynayacaksın' dediler.
"PARTİNİN ADI DEĞİŞİR, GÜN GELİR DEVRAN DEĞİŞİR"
Partinin adı değişir, partinin logosu değişir, gün gelir devran değişir, ayrı düşenler birleşir ama bizi, bu birlikteliği bölemezler. Hele öyle söyledim ya, karpuz gibi yarıdan ikiye; 60'a 40, 30'a 70... Biz bir bütünüz. Bu bütünü asla bozamazlar çünkü bu bütün 103 yıllık bir gelenekle birbirinden ayrı durmayan, düşünmeyen bir bütündür. Ve değerli yol arkadaşlarım, hepiniz şahitsiniz ki kurultayımızın ardından ilk yerel seçimler için önümüzde sadece 4 ay vardı, sadece 4 ay. Zaman kısaydı, yol uzundu ve esas partideki değişimin Türkiye'yi değiştirip değiştirmeyeceği, burada yapılan işin millet tarafından bir özeleştiriye sayılıp sayılmayacağı, milletin yeni bir kredi verip vermeyeceği orada belli olacaktı.
İşte o 4 ayda hepiniz şahitsiniz ki oradan buradan birçok iftira, odur budur... O 4 ayda kadınlara önem verildi, gençlere önem verildi, ölçme değerlendirmeye önem verildi. En yakınımız, en yakınımızda duran, başka adayı desteklemesine rağmen ankette çıkmayan o listeye konmadı. En yakınımızda duran bir şey istediğinde bir rasyonalitesi yoksa, hatta ve hatta, hatta ve hatta her şey eşitse, değişim görüntüsünü, umudunu, sözünü kim verecekse o adaylara yönelindi. İzmir gibi yerde cumhuriyet tarihinde bütün partiler 6 kadın belediye başkanı seçtirmişken, 9 aday gösterilip 8'i seçtirildi. 14 genç aday gösterilip 13'ü seçtirildi. 31'de 29 İzmir gibi yerde, hem de seçimden sonra 'İzmir'i kaybedeceksiniz' denilen yerde böyle bir mucize gerçekleştirildi. Eldekiler kazanıldı, Türkiye'nin yüzde 65'i kazanıldı. Ufak tefek hataların bedelleri ödendi; Kırklareli'nde ödendi, Hatay'da ödendi.
"YOL AYRIMI BURASIDIR"
Bu arada o derin devlet dedikleri bir daha geliyor. İşte bu arada 'Bizimle uzlaşacak mı yoksa biz onunla uğraşalım mı?' diyenler tekrar geliyorlar. Açık açık konuşmaya geldim, açık açık. Geliyor diyor ki, geliyor diyor ki sana: 'Ankara merkezli siyaset yap. Otobüsün üstünden in' diyor. 'Ekrem'i bırak" diyor. 'Onu AK Parti yargı kolları parçalayacak. Gel burada çimento var, kum var, harç var; karalım, eline verelim, arkadaşlarının üstüne betonu sen dök. Daha yaşın genç, 50 yaşındasın, 80'e kadar 30 yıl partinin başında oturursun' diyorlar. İşte bugün, bugün yol ayrımındayız.
Yol ayrımı burasıdır. Yol ayrımı; AK Parti'nin kadın kollarıyla yenemediği, gençlik kollarıyla yenemediği, ana kademesinden umudunun olmadığı, siyasetçileri dışlayıp bürokratları getirdiği yeni düzen, kara düzen siyasetine bu memleketin namuslu, temiz evlatlarını, kardeşlerini teslim edip onların üstüne beton döküp o betonun üstünde parti içi iktidarda mı oturacağım, kardeşlerim için mücadele mi edeceğim? Onun kararının verildiği gündür.
"YÜRÜYÜŞÜMÜZ KAYBETMEYİ HAZMEDEMEYENLERE CEVAPTIR"
Kurultayı kaybedip hazmedemeyenlerle yerel seçimleri kaybedip hazmedemeyenlerin büyük kurguyu yapıp içinde bir memur çocuğuna, bir parasız yatılı öğrenciye, arkasında lobilerin olmadığı, arkasında çıkar gruplarının olmadığı, geçmişinde bağlantıları, geleceğe yönelik taahhütleri olmayan birine ana muhalefeti –ki durmaz ki o zaman onlar ana muhalefette– yarının iktidarını verecek miyiz yoksa derin devletin kirli hesabına uyacak bir iş birliği mi yapacağız sorusuna verilmiş cevaptır bizim yürüyüşümüz. O yüzden, o yüzden... Butlan kararının üstünden 61 gün geçti. 'Bayram geçsin, tepki durur' diyenler; 'Bayramdan önce strateji yaptık, 3 gün konuşulur, 4. gün durulur, sonra geçilir partinin başına oturulur' diyenlerin bugün içinde bulundukları durum da sahadaki enerji de salondaki beklenti de memleketin geleceğine dair umutları da tam bu noktada, bu kör düğümün olduğu yerde; ya biz bu kör düğüme oturup susacağız, milletin mahkumiyetine mahcubiyetle cevap vereceğiz ya bu kör düğümleri teker teker koparıp atacağız, memleketin önünü açacağız. O gün bugün.
O günlerde çıktım. Herhalde partimin benim için olan kıymetini, altı okun kıymetini, bu partide 9 yıl grup başkanvekilliği yapmış, 3 yıldır grup başkanlığı yapan, bu partiye, geçmişine, tarihine, üyesine, neferine söz söyletmeyen, toz kondurmayan Özgür Özel'in herhalde o günden bugüne gelene kadar mücadelenin en iyisini yapmak için; hukuken, siyaseten, fiziken, salonda, mahkemelerde ve sokakta en iyisini yapmak için üzerine düşeni yapacağından hiçbirimizin şüphesi yoktu. Bu konuda kendime şu kadar güvenmem. 1333 oy aldım son seçimde. 1333 oy! Tarihin en yüksek genel başkanlık oyu. Dedim ki; 1333 oyu aldım, dedim ki üçünü kendime saymıyorum. Böyle bir oy yok, böyle bir birliktelik yok. Yeniden kurulmuş sandıklarla 2025 yılında mahalleden ilçeye, ilçeden ile, ilden genel merkeze o kurultayda gelen bu oyun bir anlamı var. Bu oy Özgür Özel'in şahsına, ekibine verilmiş oy değildir. Bu oy partinin birlik ve beraberlik ihtiyacına, bu partinin iktidar yürüyüşüne, bunun ancak güçlü bir birliktelikle, ayrışmadan, hep birlikte durarak bu inancı paylaşanların oylarını göstererek, oylarını sandığa atarak gösterdikleri dayanışmanın ürünüdür.
"KEMAL BEYE OY VERMİŞ 500 DELEGE KURULTAY İSTEDİ"
60 kişilik PM, 40'ın altına düşemez, 23'e düşüyor. 23'le toplanıyorlar. Kanun diyor ki: 'Derhal kurultay!', 'Yapmam kurultay!'. Mücadeleye devam. 1040 arkadaştan imza alırız. O 1040 arkadaşın 500 tanesi son seçimde, yani bizim yarıştığımız son seçimde Kemal Bey'e oy vermiş delegedir. 3 sene sonra diyor ki 'Yapma etme Kemal Bey, o gün sana verdik ama biz partiliyiz Kemal Bey. Bu partide kurultay yapmazsan felaket gelir Kemal Bey, gel kurultayı yapalım, kararı biz söyleyelim' diyor. Kendine oy veren 500 delegeyi dinlemeyip o kurultayı da yapmıyor.
Bunun üzerine... 2023 seçimi; yarışmışız biz kazanmışız, yok ben kazanacaktım. Peki, burada yoksun, burada yoksun, burada yoksun, 4 mazbata var. Gel şimdi soruyorum: Burada yokum, Fatma kazandı; burada yokum, Ayşe kazandı; burada yokum, Emine kazandı. Yahu senin bu kurultayından son kurultayı kazanan Emine'ne buradan, AK Parti'den karar çıkarttırıp son kurultayın sonucunu değiştiriyorsun.
Burada, burada il başkanları var. 74 il başkanı. İçlerinden, içlerinden 56 tanesi geçen dönemde de Kemal Bey'in döneminde de il başkanı olanlar. 2025 yılında bir daha aday olmuşlar, bir daha seçilmişler, bir daha seçilmişler. 2025'te kararı Trabzon vermiş, kararı Burdur vermiş, Hakkari vermiş, Edirne vermiş, Hatay vermiş, Sinop vermiş, 2025'te. 2023'ten onlara ne? Gelip 2025'in başkanlarını, bugün butlancılık yapmadıkları için, bugün "O gün sizinle beraberdik ama bugün Özgür Bey'le beraberiz" dediği için 38 tanesi, "Biz bu partinin iktidar yürüyüşüne inanıyoruz, biz ocu bucu değiliz, biz Cumhuriyet Halk Partiliyiz" dedi diye görevden alınıyorlar.
"BİR DÖNEM DAHA ERDOĞAN'I SEÇTİRMEK İÇİN..."
Sonra diyor ki: 'Arkadaşlar gitmeyin partiden, durun burada, oturun burada, bakın yakında eylülün sonunda kurultay başlatacağım, seneye nisana doğru sonlandıracağım'. 7 ay boyunca bizim birbirimizi yememizi, mahallelerde kavga etmemizi, bilmem neyi izlemek istiyor saray. Ben teşneyim bana verilen role, gel sen de geç karşıma, tutuşalım parti içi güreşe, AK Parti bir dönem daha seçtirmek için Erdoğan'ı, baksın kendi işine. Yok öyle yağma! Yok öyle yağma! Herkes şunu bilsin ki, herkes şunu bilsin ki CHP binalarına... Örneğin, partiye genel sekreter yardımcısı atayacaksın; son yerel seçimde Adana'da aday olamayınca karşımızda başka partiden aday olmuş, Zeydan Karalar'a ağzına geleni söylemiş birisi şimdi gelecek partide yönetime geçecek.
Bilecik'e il başkanı atayacaksın; Bilecik'in kadın belediye başkanına her iftirasıyla burnundan getiren birisi olacak. İllere il başkanları atayacaksın; seçimde karşımızda olmuş, mücadele etmiş, başka partiye gitmiş, başka adaya destek vermiş, partiyi teslim almaya pavyon fedaileriyle gelmiş... Sonra bunlar... Mahallelerden seçim başlatacakmış. Ben bu partinin gencecik evlatlarını mahalle seçimlerinde onların belirlediği belirsiz adreslerde delege yazacakları yere 'Gidin orada delege olmaya çalışın, dövmezlerse, vurmazlarsa, kırmazlarsa mücadele edin, 7 ay boyunca uğraşalım, Türkiye'ye rezil olalım.' Buradan geçen hafta söyledim, ne söylediğimi bilerek söyledim. Bir kez daha söylüyorum, 'partiliyim' diyene söylüyorum, 'CHP'liyim' diyebilene söylüyorum..."
"KONTROLLÜ MUHALEFETİ ASLA KABUL ETMİYORUZ"
Kontrollü muhalefet olmayı asla kabul etmiyoruz. Kısır tartışmaları, bitmeyen kutuplaşmaları, insanları birbirine düşüren dili, devleti partiye dönüştüren anlayışı, siyaseti hukuk eliyle dizayn etme girişimlerini ve bunun yarattığı korkuyu, sessizliği ve umutsuzluğu geride bırakıyor, bunları yapanları cesaretle karşımıza alıyoruz.
Bu bir ayrılık değil. Bu bir vazgeçiş değil. Bu Türkiye'de daha güçlü şekilde değişimi sürdürme ve iktidara yürüyüşün kararlı adımlarıdır. Hiçbir siyasi parti milletten büyük değildir. Hiçbir siyasi parti kurucusunun gösterdiği hedefe ulaşma azmini terk edemez.
Hiçbir makam demokrasiden ileride, hiçbir yapı cumhuriyet ideallerinden daha büyük önemde değildir. Biz dün olduğu gibi bugün de milletin emrindeyiz. Herkesin haberi olsun. Buradan ilan ederiz. Dosta, olmayana, yanımızda olanlara, düne kadar karşımızda olanlara ilan ederiz ki; biz siyasette gömlek çıkarmıyoruz. Biz bu ülkenin yarınları için siyasette ateşten bir gömleği hep beraber giyiyoruz.
Korkanlar, çekinenler, 3 günlük dünyada şerefini değil de rahat koltuklarını düşünenler varsınlar geride kalsınlar. Biz demokrasiyi milletin gerçek gücü, adaleti devletin temel vasfı ve umudu bu milletin evlatlarının en büyük hakkı olarak görüyoruz
YENİ PARTİYİ RESMEN İLAN ETTİ
Bugün seçilmiş il başkanlarımızla, yarın seçilmiş Parti Meclisimiz, MYK'mızla, ardından milletvekillerimizle bir araya geliyoruz. Yeni partimizi milletimizin seçtiği, ona yetkisini emanet ettiği milletvekilleriyle ilk adımını atarak kuruyoruz. Hiç şüpheniz olmasın ki açık ara farkla TBMM’nin ana muhalefet partisi oluyoruz. Bugün CHP grup kürsüsüne veda ederken ana muhalefet grup kürsüsünü asla bırakmıyoruz ancak iktidar partisi grup kürsüsüne kavuşmanın da gününü sayıyoruz.
Teknik işlemlerin, teknik işlemlerin ardından milletvekillerimizle birlikte yeni kuracağımız partimizde hiç şüpheniz olmasın ki açık ara farkla Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ana muhalefet partisi oluyoruz. Bugün, bugün bu kürsüye, Cumhuriyet Halk Partisi'nin grup kürsüsüne veda ederken ana muhalefet partisi grup kürsüsünü asla bırakmıyoruz ancak artık ana muhalefet partisi grup kürsüsüne veda etmenin, iktidar partisi grup kürsüsüne kavuşmanın da gününü sayıyoruz.
Elbette bizler sosyal demokratız. Altı oka, altı oka sonuna kadar bağlıyız. Ülkenin kurucularına, kuruluş kodlarına, ülkenin kuruluşundan beri benimsediğimiz partimizin ideallerine elbette sahibiz. Ancak bununla birlikte biz bir büyük çağrının da sahibiyiz. 10 ay önce yüzde 5 parti yüzde 25 oy aldığımız yerden yüzde 38 oya giderken nasıl aslan sosyal demokratlarla muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, sosyalist demokratları, liberal demokratları kucaklamışsak, onlarIa birlikte Türkiye ittifakını kurmuşsak; Atatürk'le sorunu olmayan, Misak-ı Milli sınırlarıyla sorunu olmayan, cumhuriyetle sorunu olmayan tüm demokratları Türkiye ittifakında kucaklamaya, birlikte iktidara yürümeye davet ediyorum. Bu davetin sahibiyiz.
"KİMSE 'NİYE HALA BURDASIN' DEMESİN"
Ayrıca milletvekillerimiz bu büyük yürüyüşün ilk adımını atarken; doğru tasarlanmış, doğru hazırlanmış, doğru takvimlendirilmiş, riskleri doğru analiz edilmiş şekilde elbette büyüyeceğiz, güçleneceğiz, hep birlikte olacağız. Buradan önemle ricamdır: Bugünlerde bizim bu partiyi milletvekilleriyle kurmamızla birlikte, doğru bir takvimlendirme ve ölçeklendirme içinde iktidar yürüyüşümüze herkes güvensin. Yarın sabah kimse, belediye başkanına 'Sen niye geçmedin?', belediye meclis üyesine 'Hala niye buradasın?', filanca kişiye 'Hala niye orada değilsin?' demesin. Bir tane kuralımız var. Bir kere, kimseyi geride bırakmayacağız. Kimseden ayrı ya da uzak değiliz. Şu kadarını söyleyeyim: Ben yeni partide yokum. 'Özgür Özel'le, arkadaşlarıyla birlikte değilim' diye kulağınızla duymadığınız herkes, emin olun ki bizimle birliktedir, bizimle birliktedir.
"NE İMAMOĞLU'NU NE DE YAVAŞ'I BIRAKIRIZ"
Kimse şundan şüphe etmesin: Bu iktidar yürüyüşünde bizler, sizler, biz, hepimiz... Ne Ekrem İmamoğlu'nu geride bırakırız, ne Mansur Yavaş'ı; ne Zeydan Karalar kalır Adana'da, ne Vahap Seçer Mersin'de. Selam olsun Edirne'den Iğdır'a, Trabzon'dan Antalya'ya. Bir daha söylüyorum: "Ben onlarla değilim" diyen diyebilir, tarihin önünde milletin gönlünde ayrışabilir. Bu lafı duymadığımız herkes bizimle birliktedir iktidar yürüyüşünde. 'Sahipsiz vatanın batması haktır, sen, siz böyle sahip çıktıktan sonra bu vatan batmayacaktır.' Bu büyük yürüyüşe, bu yeni yürüyüşe hazır mısınız? Yolları kapattılar, yeni bir yol açmaya var mısınız? Yeni yolu açıyoruz, iktidara yürümeye var mısınız? Haydi bakalım, yolunuz açık olsun. Yeni yolda hep birlikte meşale taşıyacağız, iktidara yürüyeceğiz. Yürüyelim arkadaşlar, yürüyelim arkadaşlar!"