Merkez Bankası eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, TÜSİAD’ın bugünden itibaren sektörel bazda yayımlanmaya başlayan Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi’nin sonuçlarını değerlendirdi. Kara, çalışmanın ihracata dönük üretici sektörlerin maliyet bazlı rekabet gücünün 2025 yılından bu yana yakın tarihin en zayıf seviyesinde bulunduğunu ortaya koyduğunu belirterek, özellikle iş gücü yoğun ihracatçı üreticilerin ciddi baskı altında olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Hakan Kara, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, endeksin merkez bankası kökenli uzmanların yer aldığı Saha Analytics tarafından üretildiğini, proje danışmanı olarak katkı sunduğu çalışmanın üç ayda bir düzenli yayımlanacağını duyurdu.
ENDEKS İLK KEZ SEKTÖREL BAZDA YAYIMLANDI
Kara’nın verdiği bilgiye göre TÜSİAD Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi, ihracata dönük üretici sektörlerin uluslararası pazarlardaki maliyet bazlı rekabet durumunu takip etmek amacıyla hazırlandı.
Doğrudan girdi-çıktı matrislerinden yararlanılarak oluşturulan endeks; gıda, tekstil-giyim-deri, kimyasal, kauçuk ve plastik, demir dışı metal, ana metal, fabrikasyon metal, elektrikli teçhizat, makine ve teçhizat ile motorlu kara taşıtları olmak üzere 10 farklı sektörün maliyet yapısını esas alıyor.
Kara, endeksin bölge, sektör, maliyet kompozisyonu ve rakip ülkeler bazında çok katmanlı bir analiz sunduğunu belirterek, “Endeks, doğrudan girdi-çıktı matrislerinden 10 farklı sektörün maliyet yapısına göre oluşturulduğundan reel kur endekslerine göre daha zengin bilgiler sunuyor.” ifadelerini kullandı.
“REKABET GÜCÜ YAKIN TARİHİN EN ZAYIF SEVİYESİNDE”
Çalışmanın ulaştığı sonuçları paylaşan Kara, ihracatçı sektörlerin maliyet baskısının son dönemde belirgin şekilde arttığını belirtti.
Kara, paylaşımında şu değerlendirmeyi yaptı:
“Çalışmanın sonuçları temel olarak şunu söylüyor: Üreticilerimizin maliyet bazlı rekabet durumu 2025 yılından bu yana yakın tarihin en zayıf konumunda seyrediyor. Özellikle işgücü yoğun ihracatçı üreticiler sıkışmış durumda.”
“KUR ARTIŞI ÇÖZÜM OLMADI”
Rekabet gücündeki zayıflamanın yalnızca döviz kuru artırılarak giderilemeyeceğini savunan Kara, 2023 seçimlerinin ardından uygulanan politikaların bu konuda önemli bir deneyim sunduğunu belirtti.
Kara, şu ifadeleri kullandı:
“2023 seçimlerinden sonra denenen devalüasyon, döviz kurunu bırakmanın çözüm olmadığını gösterdi. Kur artışı anında enflasyona ve üretim maliyetlerine geçti. Pek rekabet kazanamadığımız gibi daha yüksek ve yapışkan enflasyonla baş başa kaldık.”
Kara, kapsamlı bir ekonomik programla enflasyon beklentilerinin düşük tek haneli seviyelere indirilmesi ve güven ortamının yeniden tesis edilmesi gerektiğini belirterek, “Bu işin sadece kur üzerinden çözülemeyeceğini artık anlamış olmalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.
“ÜRETİCİLER DÜŞÜK ENFLASYON VE SÜRDÜRÜLEBİLİR KUR REJİMİ TALEP ETMELİ”
İhracatçıların ve üreticilerin ekonomi yönetiminden beklentilerinin düşük faiz-yüksek kur politikası olmaması gerektiğini ifade eden Kara, paylaşımında şu görüşlere yer verdi:
“İhracatçı ve üreticilerin, ülkeyi yönetenlerden düşük faiz yüksek kur değil, düşük enflasyon ve sürdürülebilir kur rejimi talep etmesi gerekiyor. Enflasyon yüksek olsun benim faizim düşük olsun yaklaşımıyla sürekli aynı döngüyü yaşamaya devam ederiz.”
Kara, “Özetle enflasyonu kalıcı olarak düşürmeden rekabet gücünü gerçek anlamda çözmemiz mümkün değil.” ifadelerini kullandı.
REKABET GÜCÜ SADECE MALİYETLERDEN OLUŞMUYOR
Paylaşımında rekabet gücünün yalnızca maliyet göstergeleriyle değerlendirilemeyeceğini de vurgulayan Kara, değişen küresel dengeler nedeniyle bazı sektörlerin üretim modellerini dönüştürmek zorunda kalacağını ifade etti.
Çin ve Hindistan gibi büyük ölçekli ekonomilerle rekabet edemeyecek durumda olan sektörlerde dönüşümün kaçınılmaz olduğunu belirten Kara, bu sürecin yalnızca şirketlerin çabasıyla yürütülemeyeceğini, devletin uzun vadeli bir strateji ortaya koyması gerektiğini söyledi.
Teşvik ve destek sistemlerinin bu perspektifle yeniden tasarlanmasının önemine işaret eden Kara, iş yapma kuralları, lojistik ağları, altyapı, düzenlemelerde etkinlik ve öngörülebilirlik ile kaynakların adil ve verimli dağıtılmasının da rekabet gücünü doğrudan etkilediğini kaydetti.
Maliyet bazlı endekslerin mutlak rekabet gücünü tek başına göstermediğini belirten Kara, buna rağmen endeksin ölçülebilen göstergeler üzerinden ekonomideki görünümün değerlendirilmesine önemli katkı sağlayacağını ifade ederek, paylaşımını şu sözlerle tamamladı:
“Bir soruna doğru çözümü geliştirebilmek için öncelikle onu ölçebilmek gerekiyor.”
TÜSİAD Rekabet Gücü Endeksleri bugünden itibaren sektörel ayrımda da yayınlanmaya başladı.
— Hakan Kara (@ali_hakan_kara) June 26, 2026
Endeks, merkez bankası kökenli kıymetli uzmanların yer aldığı @sahaanalytics tarafından üretildi.
Proje danışmanı olarak katkıda bulunduğum endeksler üç ayda bir düzenli olarak… pic.twitter.com/fdjHZas9k7