Ana içeriğe geç

Gırgır tekneleri izin istiyor, uzmanlar ekosistemi işaret ediyor

Adalar çevresinde 2012’den beri yasak olan gırgır avcılığı balıkçıları ikiye böldü. Gırgırcılar yasağın kalkmasını isterken, kıyı balıkçıları ve uzmanlar yasağın mercan, deniz çayırı, sünger ve balık popülasyonlarını korumak için şart olduğunu vurguluyor

Gırgır tekneleri izin istiyor, uzmanlar ekosistemi işaret ediyor
Gazete Oksijen
16

İstanbul Adalar çevresi, lüfer, çinekop, sarıkanat gibi balıkların göç yolunda bulunan, balıkçıların tarifiyle bereketli bir konum. Fakat bu sularda avcılık yapmak isteyen balıkçılar ikiye bölünmüş durumda. Bir tarafta, av mevsiminde balığa çıkan kıyı balıkçıları, diğer tarafta Adalar çevresinde avlanmaları yasak olduğu için isyan eden gırgır tekneleri.

Nitekim, Adalar çevresinde, yaklaşık 82 kilometrekare bir alanda, gırgır teknelerinin avcılık yapması 2012’den bu yana yasak. Endüstriyel avcılık yapan, 12 metreden büyük ve genellikle en az 25 personelin çalıştığı bu gırgır tekneleri, kıyı balıkçıları avlanırken kendilerine de izin verilmesini talep ediyor. Öte yandan, kıyı balıkçıları gelecek yıl da sularda balık bulabilmek için gırgır teknelerinin tahribatını engellemek gerektiğini savunuyorlar. Uzmanlar ise, Adalar’daki zengin biyoçeşitliliğin ve ekolojik dengenin korunması amacıyla gırgır avcılığı yasağının isabetli olduğunu, hatta yasağa karşı denetlemelerin arttırılması gerektiğini bildiriyor. Gelin, iki farklı tarafın sebeplerine birlikte göz atalım.

Resmi bir veri yok

İstanbul İli Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Toker, avcılığın gırgır teknelerine yasaksa kıyı balıkçılarına da yasak olması gerektiğini söylüyor ve ekliyor: “Eğer bu karar doğa, deniz ekosistemi için alındıysa tüm balıkçılara yasak olmalı. Kapalı alanda sigara içmek yasaksa, bir tane içene de yasak, 10 tane içene de, bir konu yasaksa yasaktır. Bundan 14 yıl önce, aslında 2 yıllık bir deneme süreci için Adalar çevresinde avcılık yasaklanmıştı. Sonrasında popülasyonlardaki değişime göre hareket edilecekti. 14 yıl oldu, yasak devam ediyor, fakat biz devletten, bu 14 yılda popülasyonlarda, deniz ekosisteminde nasıl bir değişim olduğuna dair resmi bir belge, veri göremedik. Sularımıza bu yasağın faydalı olduğuna dair bir kanıt gösterilse, yasağa ses çıkarmayacağız.”

Adalar’ın güneyinde balığa çıkmak istiyoruz

Toker, derinlik sınırını aşmadan, Adalar’ın güneyinde avcılık yapmak istediklerini, aksi takdirde göç yolundaki balıkları kaçırdıklarını aktarıyor:

“1 Ocak-15 Nisan tarihleri arasında, akşam 18.00-sabah 06.00 olmak üzere, Adalar’ın güneyinde yani Gemlik tarafına bakan kısımda avlanma iznini talep ediyoruz. Bostancı tarafına bakan kuzey kısımda derinlik kuralı sebebiyle zaten balıkçılık yapmamız mümkün değil. Nitekim, gırgır teknelerinin 24 metre derinlikten sığ sularda avcılık yapması yasak. Biz, bu sularda palamut, torik, çinekop, lüfer gibi göç balıklarının peşindeyiz. İlkbaharda, beslenmek ve yumurtlamak üzere, Ege’den Karadeniz’e göç ediyorlar. Ardından sonbaharda Karadeniz’den Ege’ye dönüyorlar. Biz bu göç sırasında, eylül-nisan döneminde Marmara sularındayken balığı yakalamak istiyoruz. Yenikapı tarafında ya da Silivri, Tekirdağ gibi konumlarda avlanmaya çabalıyoruz. Fakat Adalar bu balıklar için bir dinlenme noktası, dolayısıyla çok bereketli.”

  • Oksijen’in notu: Gırgır ve trol tekneleri için av yasağı dönemi, 15 Nisan'da başladı, 31 Ağustos’a kadar devam edecek.

3 kez ceza alırsa ruhsat iptal

Toker, denetimlerin çok sıkı olduğunu da ekliyor: “Sahil güvenlik ve Tarım Bakanlığı’nın denetimleri çok sıkı. Bir tekne yasayı ihlal ederse, ruhsatı 1 yıl için men ediliyor. Ayrıca, teknenin boyutu, personel sayısı gibi birçok faktöre göre değişen ve 1 milyon TL’yi aşabilen para cezası alıyor. Aynı cezayı üç kez alan bir teknenin ruhsatı ise tamamen iptal ediliyor.”

Tahribata sebep oluyorlar

Kıyı balıkçılarını bir araya getiren, İstanbul Bölgesi Su Ürünleri Kooperatifler Birliği Başkanı Erdoğan Kartal ise gırgır tekenelerinin daha fazla balık tutma gayesiyle, gelecek nesli ve altyapıyı riske attıklarını savunuyor: “Balıkçılık yapacağız evet, fakat bunu yaparken gelecek yılları da düşünmek zorundayız. Gırgır tekneleri çok ciddi balık tahribatına sebep oluyor, tüm ekosistemi etkiliyorlar. Ayrıca, Adalar çevresinde doğal gaz, elektrik, su altyapısı bulunuyor. Gırgır ağları, boruları kaldırıp kablolara zarar verebiliyor, yani altyapı da riske giriyor. Halbuki, biz doğal yapıyı etkilemeden, peyderpey günlük kazancımızı çıkarak şekilde avlanıyoruz, genel bir tahribata sebep vermiyoruz. Ekosisteme verilen zarardan bahsetmiyoruz bile.”

Mercanlar, deniz çayırları, süngerler kaybolur

Bu noktada, İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Firdes Saadet Karakulak, mercan yataklarından deniz çayırlarına Adalar’ın biyoçeşitlilik açısından bir koruma alanı olması gerektiğini anlatıyor:“Adalar çevresinde gırgır avcılığı balık popülasyonlarını doğrudan artırmaktan ziyade, ekosistemin can damarlarını korumak için yasaklandı. Bu sularda, balık popülasyonlarının sürekli artmasını destekleyen habitatlar yani mercanlar ve deniz çayırları bulunuyor. Mercanlar kaybolursa, Marmara Denizi’nde köpek balıklarını koruyamayız, nitekim bu balıklar mercan yataklarında yumurtluyorlar. Yine Adalar sularında, süngerler bulunuyor. Sünger diğer canlılar açısından ve birçok ilaç tedavisinde kaynak olarak kullanıldığı çin çok değerli. Gırgır serbest olursa, ekosistem için önemli olan bu değerleri kaybederiz.”

Peki 14 yıldır uygulanan yasak olumlu sonuç verdi mi?

Karakulak, Adalar’da gırgır avcılığı yasaklandığından bu yana, dipte yaşayan canlılarda ciddi bir artış olduğunu vurguluyor: “Marmara’da şu anda ıstakozun ciddi ölçüde çoğaldığını görüyoruz. Mercan balıkları gitgide artıyor. Kırlangıç balığında da artış var. Akdeniz’den gelen kalamarlar bölgede tutunabiliyor. Hatta ahtapot avcılığının da yapıldığını biliyoruz. Kalkan, kırlangıç, ıstakoz, ahtapot, bu balıklar Marmara’da avlanabilir. Palamut, lüfer mevsiminde ise küçük ölçekli balıkçıların avlanması için şansları oluyor.”

Hayalet avcılığa dikkat

Karakulak, gırgır ağlarının toplu balık tahribatının yanında, hayalet avcılığa da sebep olduğunu unutmamak gerektiğini ekliyor: “Adalar doğal resif alanlarının yoğun olduğu bölgeler. Bu civarda bir sürü doğal kayalıklar var. Gırgır ağları kayalıklara takılıyor ve kalan ağlar balıkların sürekli takılıp ölmesine ve denizin kirlenmesine sebep oluyor.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler