Ana içeriğe geç

Yukarıkızılca'da madene karşı ortak ses: Madenin girmesine, suyumuzun gitmesine izin vermeyeceğiz

İzmir Mahmut Dağı'nda kurulması planlanan kurşun ve çinko madenine karşı bir araya gelen çevre savunucuları ve köylüler, dünyada sadece bu dağda yetişen endemik bitkilerin ve içme suyu havzalarının tehdit altında olduğunu vurguladı.

Yukarıkızılca'da madene karşı ortak ses: Madenin girmesine, suyumuzun gitmesine izin vermeyeceğiz
Evrensel
16

İzmir–Mahmut Dağı’nda Yukarıkızılca Mahallesi, Aşağı Kızılca ve Örnekköy’ü kapsayan ormanlık alanda Volcan Metal Madencilik Sanayi AŞ tarafından kurulması planlanan kurşun ve çinko madenine karşı İzmir-Yukarıkızılca Doğa ve Yaşam Savunucuları basın açıklaması gerçekleştirdi.

Açıklamaya çok sayıda siyasi parti temsilcisi, çevre örgütleri ve platformları, taraftar grupları, dağcılık kulüpleri ve çevre köy sakinleri katıldı. Köy meydanında düzenlenen açıklamada sık sık “Halkız, haklıyız, kazanacağız”, “Direne direne kazanacağız”, “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam”, “Madene hayır” sloganları atıldı.

Basın açıklamasından önce söz alan Yukarıkızılca Mahalle Muhtarı Kemal Aktaş, “Ben burada doğdum, büyüdüm. Çoluğumuz çocuğumuz, herkes bu işin içinde. Çünkü bu sorun hepimizin. Madene karşı durmaya devam edeceğiz” dedi.

“Onlar bizim kadar güçlü değil”

Ardından söz alan Aşağıkızılca Köy Muhtarı Süleyman Coşkun, “Yukarıkızılca, Aşağıkızılca diye bir şey yok. Biz Kızılca’yız. Kızılca’da madene hayır diyoruz. Bu dağda maden istemiyoruz. Biz buranın suyunu içiyoruz. Bu çevredeki bütün köyler bu madenin suyunu kullanıyor. Suyumuzu almalarına izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Ardından söz alan Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen, “Kızılca, doğasıyla, Kemalpaşa’ya, İzmir’e sağladığı o oksijenle müthiş güzel bir ilçemiz. Madeni yapmak Kemalpaşa’ya, İzmir’e zarar vermektir. Onlar bizim kadar güçlü değil. Ve burada birlik ve beraberlik içerisinde hareket ettiğimiz takdirde kimse bir şey yapamaz. Sadece sondaj aşamasında bile 300 ağaç kesildi. O yüzden hep birlikte madene hayır diyoruz” diye konuştu.

“Bu madene birlikte engel olacağız”

Ardından söz alan Avukat Ahmet Cemil Balyeli de şirketin başka bir isimle 4 yıl önce de köye geldiğini ancak köylülerin tepkisinin ardından geri döndüklerini belirtti. Balyeli, “Bugün sizlerle birlikte bunları göndermek için buradayız. Dört yıl önce geldiklerinde ruhsatı yeni almışlardı. 2021 yılında ruhsatı aldılar. Köye geldiklerinde köyde bir direnişle karşılaştıkları için çok fazla bir şey yapamadan gittiler. Bu işler böyledir. Biz Yukarıkızılcalılar olarak burada yaşayan insanlar olarak sizlerle birlikte buna engel olabileceğimize inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Son olarak söz alan Aile Hekimi Muhteber Çolak, “Antalya’da COP31 diye büyük bir organizasyon yapılacak. Oraya maden şirketleri, uluslararası enerji şirketleri, hepsi davetli. Bunları durdurmak için Antalya’da Halkların İklim Zirvesi çatısı altında bütün ekoloji örgütleri, bütün madenden etkilenen kesimler, Karadeniz’den Adana’ya kadar bir araya geliyor. Biz bu madene karşı durmak zorundayız. Bu maden hepimizin sağlığına tehdit” dedi.

“Yaşam hakkımıza sahip çıkıyoruz”

Burada yapılan açıklamada basın metnini Jeoloji Mühendisi Alim Murathan okudu.

Bugün burada sadece bir kurşun-çinko madenine ‘hayır’ demek için toplanılmadığını söyleyen Murathan, “Biz bugün çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmak için toplandık. Biz bugün ormanımıza, suyumuza, toprağımıza ve yaşam hakkımıza sahip çıkmak için buradayız. Çünkü biliyoruz ki bir köyü köy yapan evleri, yolları değildir. Bir köyü köy yapan ormanıdır, ağacıdır, dağıdır, suyudur, tarımı ve doğasıdır” dedi.

Bugün verilen mücadelenin bu havzada yaşayan herkesin mücadelesi olduğunu vurgulayan Murathan, “Gerçek zenginliğimiz yerin altında değil, yerin üstündedir. Bizim zenginliğimiz; Mahmut Dağımızdır. Bu dağın oluşturduğu ormanlarımız, içme suyu kaynaklarımızdır, bereketli tarım arazilerimizdir, hayvancılığımızdır, temiz havamızdır, kadim kültürümüz ve bu topraklarda kurduğumuz yaşamdır” diye konuştu.

“Murat Dağı birçok hayvanın evi”

Mahmut Dağı’nın eşsiz doğasıyla birçok hayvanın ve bitkinin evi olduğunu belirten Murathan, “Birçok canlının yanı sıra Doğa Koruma Genel Müdürlüğü, dünyada nesli tükenmekte olan endemik iki çiçek türünü bu dağda tespit etmiştir. Yine dünyada yalnızca bu dağda yaşayan endemik iki çiçek türü kayıt altına alınmış ve izlenmektedir. Bir maden yatağı birkaç yıl içinde tüketilebilir. Ancak temiz bir su kaynağı, bir dağın ekosistemi yüzlerce yıl boyunca insanlara ve tüm canlılara hayat verir” dedi.

Kurşun-çinko madenciliğinin cevher çıkarılması, pasa oluşumu, yeraltı suyu drenajı, cevherin taşınması ve atıkların yönetilmesi gibi çok sayıda çevresel risk taşıdığını belirten Murathan, “Yeraltında açılacak galeriler, kayanın içindeki su dolaşımını değiştirebilir. Sülfürlü minerallerin hava ve suyla teması, uygun koşullarda asit kaya drenajına ve metallerin çözünerek suya taşınmasına yol açabilir. Kamyon trafiği; toz, gürültü, titreşim, yol güvenliği ve hava kirliliği oluşturabilir. Orman yolları ve işletme alanları ise doğal yaşam alanlarını parçalayabilir” diye konuştu.

“Mücadelemiz büyüyecek”

Bugün burada korkunun değil cesaretin, yalnızlığın değil dayanışmanın, teslimiyetin değil mücadelenin büyüdüğünü söyleyen Murathan, yetkililere ve şirkete seslendi: “İçme suyu kaynaklarımızı, ormanlarımızı ve yaşam alanlarımızı tehdit eden bu projeden derhal vazgeçin. Halkın açık rızası olmadan hiçbir sondaj ve madencilik faaliyetini sürdürmeyin. Dünyanın hiçbir ülkesinde bir içme suyu havzasında bir maden işletmesi olmaz.”

Bilimi, hukuku ve dayanışmayı savunacaklarını vurgulayan Murathan, “Bugün buradayız. Yarın daha kalabalık olacağız. Sesimizi duymayanlara daha güçlü seslenecek, gerçeği bilmeyenlere tek tek anlatacağız. Maden geçicidir, yaşam kalıcıdır. Su yoksa hayat yoktur” ifadelerini kullandı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler