İstanbul — Aziz İhsan Aktaş davasında esas hakkındaki mütalaaya karşı Silivri’de savunma yapan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, “Böylesine bir suçlama ile Avcılar halkının iradesini cezalandırmayın. Daha seçilmeden önce zorlama bir rüşvet suçlamasıyla Avcılar halkını cezalandırmayın. Seçilmiş insanları ve halkın iradesini sizden tarih önünde rica ediyorum, bu kadar kolay harcatmayın” dedi.
Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğini yaptığı iddia edilen “çıkar amaçlı suç örgütü” ile bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla 7’si tutuklu 200 kişi hakkında İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce açılan dava devam ediyor. Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara ve Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin tutuklu olmak üzere 7 CHP’li belediye başkanının yargılandığı davanın karar duruşmasının üçüncü günü, Silivri’de yeni inşa edilen duruşma salonunda yapılıyor.
Bir yılı aşkın süredir cezaevinde tutulan Utku Caner Çaykara’nın savunmasına geçildi. Mahkeme huzurunda üç kere savunma yaptığını belirten Çaykara, savcılığın eylem 28 ve 29 yönünden beraat talebine katıldığını belirtti. Eylem 58 kapsamında 12 yıla kadar hapsi istenen Çaykara, bunu kabul etmeyerek şunları söyledi:
“Burada yaklaşık 13 aya varan bir tutuklama söz konusu ve 9 aya yakında bir yargılama yapıyoruz. Birçok savunma yaptık. Üç kez değişerek öncelikle etkin pişmanlık ifadesinde geçen bir seçim kampanyası desteğini sürekli doğru kabul edilerek fakat bu iddianın hangi suçun menfaati olduğuna dair bir türlü netleştirilemeyen katı bir tutumla maalesef karşı karşıyayım. Sözde bu menfaat Beşiktaş Belediyesi’nin hak edişi ödemesi karşılığı zorlamak suretiyle elde edilmiştir. Bu iddia ile ben 4 Haziran 2025 tarihinde işleyemeyeceğim bir suçla, icbar suretiyle irtikaptan tutuklandım ve hâlâ icbar suretiyle irtikaptan tutuklu yargılanıyorum huzurunuzda. Şimdi bu iddiaya itibar eden aynı soruşturma savcılığı, iddianame hazırlandı, hiçbir araştırma yapma gereği bile dahi duymadılar. Hangi firma, hangi hak ediş ödemesi ne zaman yapıldı, bu sözde desteğin öncesi sonrası neler yaşandı; hiçbir araştırma yapma dahi gereği duymadan kendi iddiasından vazgeçerek iddianamede yepyeni bir kurguyla bizi karşı karşıya bıraktı ve yeni kurguyla da gördük ki suçun niteliği değişiyor ve icbar suretiyle irtikap suçu, rüşvet suçuna dönüştürülüyor.”
“Beşiktaş Belediyesi ile ilgim yok”
Rüşvet konusunun esasa ilişkin mütalaada üç kez değiştirildiğini dile getiren Çaykara, sözlerini şöyle sürdürdü; “Beşiktaş Belediyesi’yle hiçbir ilgim, alakam yoktur, olamaz. Beşiktaş Belediye Başkanı ile de başkan yardımcılarıyla da görevli herhangi birisiyle hiçbir maddi ve ticari ilişkim yoktur. Tek bir banka kaydım dahi yoktur, olamaz. Üçüncü kez değiştirilerek sonunda karar kılınan Beşiktaş Belediyesi’ndeki düzenin bozulmaması, devamlılığı gibi epeyce genişletilmiş muğlak, belirsiz ifadelerle gerekçelendirilen, benim etki edebilmenin mümkün olmadığı bu rüşvet suçlamasını kati şekilde reddediyorum. Benim bu suçlamada müşterek faal olarak yargılanmam hukuken mümkün ve olanaklı değildir.
Soruşturmanın, etkin pişmanlık beyanlarının, iddianamenin hiçbir yerinde olmayan, Aziz İhsan Aktaş’ın hiçbir somut veriye dayanmayan, soyut olarak verdiği beyanın esasa ilişki mütalaaya adeta altlık yapıldığını gördüm. Aziz İhsan Aktaş’ın ilk kez mahkeme huzurunda verdiği, buna karşılık iddianamede yer almayan, iki kez etkin pişmanlık beyanında bulunmasına rağmen bahsetmediği, ilk kez mahkeme sorgusunda adeta savunmasına sonradan eklemlediği, sizin dahi sorguda üzerinizde durmadığınız, soru dahi sormadığınız, hiçbir soru bilgi ve belgeye dayanmayan, bir araya geldiğimize ilişkin soyut beyan esas hakkında mütalaada aleyhime bir delil gibi kullanılmıştır. Bu aşamaya kadar iddia sahibinin ispatlama çabasına dahi girmediği bu soyut beyana karşı ben bugün orada maalesef bir töhmet altında bırakılıyorum. Açıkça ifade ediyorum, bu ifade gerçeği yansıtmamaktadır.”
“Araçların adaylığım öncesinde SKM’de ne işi vardı”
Dosyaya karşılaştırmalı uzman görüşü sunduklarını belirten Çaykara, şunları anlattı; “Sizin de resen dosyayı aldığınız video ile beraber bunun esas hakkında mütalaada konumuzla ve dosyamızla nasıl bir ilgisi olduğu anlaşılmamıştır. Ben iddia makamının da dikkatini çekerek ifade etmek istiyorum. Neydi iddia? En başından beri bu araçların benim için özel olarak kiralandığı iddiası vardı fakat ben burada bulunduğum kısıtlı imkanlara rağmen öyle bir rapor sundum ki, bu sadece plaka listesi sunulan araçların benim adaylığım sırasında da adaylığım öncesinde de orada bir önceki dönem belediye başkanımıza -o dönem adaylığı kesinleşecekti, bu bizim parti içi bir tartışmamız- ait olan giydirmelerle beraber tıpkı tariflendiği gibi ‘E5 kenarı CHP 3’üncü Bölge -benimle hiçbir alakası olmayan- seçim koordinasyon merkezinin (SKM) otoparkında zaten hazır olarak bulunduğu’.
Şimdi böyle bir karşılaştırmalı uzman mütalaası sunuyoruz fakat bunun konumuzla ne alakası olduğunu maalesef iddia makamı çözememektedir. Madem benim için özel olarak kiralanmıştı bu araçlar, o zaman seçim koordinasyon merkezinin benim adaylığım öncesi ve adaylığım esnasında da orada ne işi vardı? Bu benim iddiamdır. Bu somut gerçeği ortaya çıkartması gereken iddia makamıdır.
“Tahliyede umutlanmıştık”
Madem bu iddiaya itibar edilmiyor, o zaman sizin bir yazıyla iki güne getirttiğiniz PTS raporunu keşke savcılık soruşturma makamı, -iddia makamına bu konuda diyecek bir şeyim yok- keşke iki güne gelen PTS raporunu en başından beri üç sinyal bilgisiyle geçiştirmeseydi, ‘var’ dediği PTS raporunu keşke dosyaya ekleseydi de biz bugün bu tartışmaları yaşamasaydık. Ben eminim, daha gözaltına alınmadan önce, araştırma safhasında bu ikircikli durum en başından görüldü ve bu PTS süreci üç sinyal bilgisiyle geçiştirildi ve sizin sayenizde biz bugün maddi gerçeği öğrendik, araştırma yaptık ve takdirinize sunduk. Sizin ve heyetinizin değerlendirmelerinize bırakıyorum. İkinci celse sonunda esas hakkında mütalaa verildiğinde açıkçası tahliye konusunda umutlanmıştık. Çünkü neden sonuç ilişkisiyle iç içe geçirilmiş iki suç tipinden bir tanesine beraat talep edilmesi, üzerime atılı suçlamaları kökünden sarsmıştır ama olmadı. Bugün 13 aydır tutuklu olarak karşınızdayım. Celse sonunda artık bir karar vereceksiniz. Sona geliyoruz. Hepimiz epey bir şekilde bu dosyaya emek verdik.”
“Başkan olarak yargılanıyorum ama aday olarak cezalandırılmam isteniyor”
Mütalaaya yönelik Çaykara, şunları söyledi; “Huzurunuza son bir kez bir iç huzurumu sizlerle paylaşmak isterim. Bizzat iddia makamının ihale fesat suçlamasından beraat talebi göstermiştir ki, bu yargılamanın konusunun Avcılar Belediyesi ile hiçbir ilgisi yoktur ve kalmamıştır. Huzurunuzda Avcılar Belediye Başkanı olarak 14 aylık görev süren boyunca tek bir usulsüzlüğe dahi imza atmamamın, belediyemizi tek kuruş kamu zararına uğratmamamın iç huzurunu yaşıyorum. 14 aylık görev sürem boyunca tek bir menfaat ilişkisine girmememin ve böyle bir iddianın dahi olmamasının iç huzurunu yaşıyorum. Bana güvenmiş, beni rekor oyla seçmiş Avcılar halkını mahcup etmemenin iç huzurunu yaşıyorum.
Ben Avcılar Belediye Başkanı olarak yargılanıyorum burada. Avcılar Belediye Başkanı olarak yargılanıyorum ama CHP Avcılar Belediye Başkan adayı olarak cezalandırmam talep ediliyor. Şimdi soruyorum. Ben rüşvet veren miyim, hayır. Ben rüşvet alan mıyım, hayır. Ben rüşvete aracılık eden miyim, hayır. Peki ben sözde menfaati teslim alan mıyım, ona da hayır. Ben rüşvet anlaşmasının bir tarafı mıyım, ona da hayır. Ben iddia makamının maalesef bir türlü netleştiremediği sözde bu rüşvet iddiasının belediye başkan adayı olarak müşterek failiyim. Böyle bir rüşvet suçu olamaz. Hukuken de fiilen de neresinden tutarsanız tutun, mümkün değildir. Bir belediye başkanının belediye başkan adaylığı döneminde rüşvet ile cezalandırılması -tüm samimiyetimle ifade ediyorum- toplumun tüm kesimlerini vicdanen yaralar.”
“Sadece adalet talep ediyorum”
Eylem 58’deki rüşvet suçlamasının sıradan olmadığını vurgulayan Çaykara, savunmasını şöyle tamamladı;
“Üç kez kurgusu değiştirilen, kamuyla hiçbir yakından uzaktan ilgisi olmayan, ortada bir kamunun dahi olmadığı, tüm yönleriyle sakat bir suçlamadır. Şahsınızda ve heyetinizde bir rüşvet kanaati oluşursa Türkiye Cumhuriyeti’nin geçmişe yönelik siyasi parti ayırt etmeksizin tüm seçim kampanyalarını şaibeye açık hâle getirirsiniz. Çok rahat suistimal edilebilecek keyfi ve kullanışlı bir yol açarsınız. O gün iyi, bugün kötü; bugün kötü, yarın iyi, her türlü iftiraya ortam hazırlarsınız. Sizden tarih önünde rica ediyorum. Böylesine bir suçlama ile Avcılar halkının iradesini cezalandırmayın. Daha seçilmeden önce zorlama bir rüşvet suçlamasıyla Avcılar halkını cezalandırmayın. Seçilmiş insanları ve halkın iradesini sizden tarih önünde rica ediyorum, bu kadar kolay harcatmayın. Ben ilk savunmamda da ikinci savunmamda da sonunda sizden sadece adalet talep ettim. Bugün de yüce mahkemenizde, huzurunuzda sadece ve sadece adalet talep ediyorum. Üzerime atılı hiçbir suçlamayı efendim kabul etmiyorum. Eylem 28, eylem 29 ve eylem 58 yönünden, tüm suçlamalardan yüce mahkemenizin huzurunda beraatımı talep ediyorum.”