Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, İstanbul'da bir otelde düzenlenen Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Yüksek İstişare Konseyi'ndeki konuşmasında, küresel enerji krizi, elektrik çağı ve bu yıl Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
ABD/İsrail-İran Savaşı'nın yol açtığı Hürmüz Boğazı kaynaklı enerji krizinde, savaş öncesindeki arz bolluğu ve piyasaya sunulan petrol stoklarının enerji fiyatlarındaki artışı sınırladığını belirten Birol, "Bu sorunun çözümü, tek ve en önemli yolu Hürmüz Boğazı'nın koşulsuz olarak ve tüm aktörlerin tehlikesiz olduğuna inanmış şekilde açılması." ifadesini kullandı.
Birol, Hürmüz Boğazı'nın geçişlere kapanmasının enerji piyasalarında ciddi değişime yol açtığını, birçok ülkenin enerji stratejilerini ve partnerlerini gözden geçirmeye başladığını dile getirerek, "Sadece enerji değil, jeopolitik dengeleri de değiştirecek. Ticaret yollarını değiştirecek. 4 sene öncesine kadar dünya ekonomisinin, enerjisinin çok büyük iki şahdamarı vardı. Birincisi, Rusya'dan, Batı Sibirya'dan Avrupa'ya giden boru hatları, ikincisi de Hürmüz Boğazı. İkisi de şu anda kapalı durumda." diye konuştu.
Hürmüz Boğazı üzerinden enerji akışının kesintiye uğraması ve bu durumun tekrarlama ihtimalinin "güven" konusunu enerji piyasalarında gündemin en üstüne taşıdığını ifade eden Birol, "Güven, enerji dünyasında yapılacak anlaşmalarda son derece önemli bir etken haline gelecek. Artık insanlar mümkün olduğu kadar çeşitlendirmeye, tek kaynağa bağlanmamaya dikkat ediyorlar ve edecekler." dedi.
Birol, söz konusu krizin artan risk algısı nedeniyle bölge ülkelerini enerji akışında alternatif boru hatlarına yönelttiğini, bölge dışındaki bazı ülkelerde yerli fosil yakıtlara yeniden ilginin doğmasını ve yatırımların farklı ülkelere kaymasını tetiklediğini dile getirdi.
Ülkelerin enerji güvenliğini öncelemesiyle en büyük ivmelenmenin elektrifikasyonda yaşanacağını söyleyen Birol, yenilenebilir enerji, nükleer enerji ve batarya depolama teknolojilerindeki gelişime dikkati çekti.
Birol, tüm bunlarla birlikte küresel enerji haritasında beklenen değişime ilişkin, "Bu kriz, daha önceki krizlerde olduğu gibi dünyada enerji haritasının çizilmesine vesile olacak " ifadesini kullandı.
"COP31 MUAZZAM BİR FIRSAT"
Birol, dünyanın hızla elektrifikasyon çağına doğru ilerlediğini belirterek, "Elektrikteki büyüme her şeyi domine ediyor. Dünya enerji talebi hızla büyüyor, ama elektrik talebi dünya enerji talebinden üç misli daha fazla büyüyor. Bu son yıllarda olan bir gelişme." dedi.
Bu yıl COP31'in Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olmasına da dikkati çeken Birol, "Bu toplantıyla ilgili üç önemli beklentimiz var. Birincisi, dünyadaki şu anda yüzde 25 olan elektrifikasyon hedefini 2035'te yüzde 35'e çıkarmak. İkincisi, Türkiye'nin yıllardan beri üzerinde çalıştığı sıfır atık konusunda. 10 yıl içinde atıkların yarı yarıya düşürülmesi. Üçüncüsü de özellikle Afrika'da yemek pişirirken kadınlar son derece iptidai yöntemler kullanıyorlar. Bunlar çok ciddi sağlık sorunlarına neden oluyor. Bununla ilgili Afrika'ya yardım etmek için bir hedef konuldu. Türkiye bu üç konuda çalışacak. Ama ben hepimize seslenmek istiyorum, COP31 muazzam bir fırsat. COP31'in bizim insani hassasiyetlerimizi dünyaya göstermek için bir fırsat olduğunu düşünüyorum." diye konuştu.
Birol, sözlerini şöyle tamamladı:
"Hürmüz konusu nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın önümüzdeki 2-3 yıl içinde dünya enerji haritasının yeniden çizilmeye başlanacağını düşünüyorum. Ortaklıklar yeniden tanımlanacak. Yeni ortaklıklar kurulacak. Elektrifikasyonun ciddi bir şekilde artacağını, tüketim ve üretimin artacağını düşünüyorum. Üçüncüsü de Türkiye için bence tarihi bir fırsat ve tarihi bir görev var. Gündemde aşağı yönlü gitmekte olan bir iklim konusunu yukarıya taşımak bence bizim insani hassasiyetlerimizle özdeşleşen konu olacak. Bu konuda da hepinizi göreve çağırıyorum."