Uluslararası gayrimenkul danışmanlık şirketi Cushman & Wakefield, ‘Küresel Sanayi ve Lojistik Dinamikleri 2026’ raporunun sonuçlarını açıkladı. Dünya genelinde 135 sanayi ve lojistik pazarının analiz edildiği rapora göre jeopolitik riskler ve enerji maliyetleri şirketleri tedarik zincirlerini yeniden yapılandırmaya zorluyor. Raporda İstanbul, maliyet baskılarına rağmen Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesinin öne çıkan lojistik merkezleri arasında gösteriliyor.
ÇOK MERKEZLİ SİSTEM
Rapora, yeni dönemde lojistik gayrimenkulünün (depolar, dağıtım merkezleri) şirketler için operasyonel bir ihtiyaç olmanın ötesine geçerek stratejik rekabet avantajına dönüştüğünü ortaya koydu. Ayrıca küresel ticaret, artık kalıcı belirsizliklerin şekillendirdiği bir döneme girdi. Jeopolitik çatışmalar, enerji arzına ilişkin riskler, iklim olayları ve iş gücü sıkıntıları, şirketlerin tek merkezli tedarik modellerinden uzaklaşarak daha esnek ve çok merkezli yapılara yönelmesine neden oluyor.
YAPAY ZEKALI PLANLAMA
Türkiye’nin coğrafi konumu ve çoklu pazarlara erişim avantajının yatırımcılar açısından önemli olduğuna vurgu yapılan rapora göre ayrıca küresel lojistik kiraları 2020 yılına kıyasla ortalama yüzde 36 yükseldi. Araştırma, önümüzdeki dönemde yapay zeka destekli planlama sistemleri, otomasyon çözümleri ve yenilenebilir enerji yatırımlarının lojistik sektörünün dönüşümünde kritik rol oynayacağını ortaya koyuyor. Uzmanlar, yeni dönemde esneklik, sürdürülebilirlik ve dayanıklılığın şirketlerin en önemli rekabet unsurları olarak öne çıkacağını belirtiyor.
TESİS SEÇİMİNE DİKKAT
Özellikle elektrikli araçlar, otomasyon sistemleri ve enerji yoğun operasyonların yaygınlaşmasıyla birlikte enerji maliyetleri, tesis seçiminde en önemli kriterlerden biri haline geliyor. Rapora göre gelecekte başarı sağlayacak şirketler, yalnızca maliyet avantajına odaklananlar değil; tedarik zincirlerini çeşitlendiren, teknolojiyi operasyonlarına entegre eden ve stratejik lokasyonlarda uzun vadeli pozisyon alanlar olacak.