Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında kan donduran itiraflar
Büyük Birlik Partisi kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 kişinin hayatını kaybettiği 25 Mart 2009 tarihli şüpheli helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturmada, olayın seyrini değiştirecek detaylar gün yüzüne çıktı. Kahramanmaraş'tan yetkisizlik kararıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına devredilen dosyada, aralarında savaş uçağı pilotları, istihbaratçılar ve kaza kırım uzmanlarının bulunduğu 29 şüpheliden 19'u tutuklandı. İddianameye ve sorgu tutanaklarına yansıyan bilgilere göre, enkazdaki navigasyon cihazlarının kasten gizlendiği, arama kurtarma ekiplerinin bilerek yanlış yönlendirildiği ve olayın arkasında doğrudan Fetullahçı Terör Örgütü'nün suikast talimatı olduğu yönünde kuvvetli deliller dosyaya girdi. KOKPİTTEKİ KRİTİK CİHAZLAR BUHARLAŞTI SİVİL VE ASKERİ HEYETLER BİRBİRİNİ SUÇLADI Soruşturmanın en can alıcı noktalarından birini, helikopterin uçuş verilerini ve konumunu barındıran cihazların akıbeti oluşturdu. İfadelere göre, sivil kaza kırım heyetinde yer alan Mehmet Sevdim, Ferudun Seren ve Kerem Mumcuoğlu, enkazda yaptıkları incelemede kokpitteki ARGUS 5000CE isimli navigasyon cihazının yerinde olmadığını fark ettiklerini itiraf etti. Fakat şüpheliler, 'kamuoyunda spekülasyon oluşturmamak adına bu kritik eksikliği resmi rapora yazmadıklarını ve tutanağı geçmişe dönük tarihle imzaladıklarını' kabul etti. 'FOTOĞRAF HİLESİYLE GİZLEDİLER!' Askeri arama kurtarma heyetinde yer alan şüpheliler ise sivil heyeti suçlayarak, cihazların sivil heyetin elindeyken kaybolduğunu veya fotoğraf hilesiyle gizlendiğini iddia etti. EN KRİTİK CİHAZLAR ORTADA YOK Askeri heyetten Aydın Özsıcak'ın enkazdan 'hatıra amaçlı parça almak istediği', diğer personelin ise buna engel olduğu yönündeki beyanlar, karartma şüphesini gözler önüne serdi. Ayrıca SKYMAP IIIC ve MINTURN isimli cihazların da kayıp olduğu sonradan anlaşıldı. YERİ BİLİNMESİNE RAĞMEN EKİPLER ENKAZA GÖNDERİLMEDİ Olayın ardından günlerce süren ve fiyaskoya dönüşen arama kurtarma çalışmalarının perde arkasındaki kasıtlı istihbarat zafiyeti de ifadelerle netleşti. Dönemin Kahramanmaraş İstihbarat Şube Müdürlüğü İdari Büro Amirliğinde görevli polis memuru İsmail Kaya, 'Muhsin Yazıcıoğlu'nun ayağı kırık, sağ ve hastaneye götürülüyor' şeklindeki asılsız bilgi notunu kendisinin yazmadığını, bu notun Şube Müdür Yardımcısı Dursun Özmen'in baskısı ve emriyle sisteme girilerek bütün Türkiye'ye servis edildiğini açıkladı. Daha da vahimi, şubede görevli bir diğer memur İlyas Uçar'ın kazanın yerini 1,5 kilometre gibi çok yakın bir sapmayla tespit etmesine rağmen, kurum koridorlarında ısrarla 'benim bulduğum adrese gitmiyorlar' diyerek sitem ettiği ortaya çıktı. Uçar'ın itirafı, arama kurtarma faaliyetlerinin kasten geciktirildiği şüphelerini güçlendirdi. SAVAŞ UÇAKLARININ ORADA NE İŞİ VARDI Helikopterin düşmesine neden olabileceği değerlendirilen savaş uçaklarının pilotları da soruşturma kapsamında sorgulandı. Olay günü bölgede uçuş yapan F-4 ve F-16 pilotları Ali Armağan, Ahmet Turan, Tezcan Kaymaz ile Sedat Kılıçaslan, genel olarak suçlamaları reddederek uçuşların rutin eğitim faaliyeti olduğunu savundu. Pilotlar, kötü hava şartlarına dikkat çekerek, 'sonik patlama veya türbülans ile bir helikopterin düşürülmesinin teknik olarak imkansız veya çok zayıf bir ihtimal olduğunu' öne sürdü. Fakat istihbarat raporları, olay anında F-4 savaş uçağının radardan belirli bir süre kaybolduğunu, ani alçalıp yükselmeler yaptığını ve bu manevraların helikopteri düşürmüş olabileceği şüphesini barındırdığını vurguladı. NE TESADÜF… EŞİ FETÖ 'İZCİSİ' PİLOT 5 GÜN ÖNCE GELMİŞ! Soruşturmanın çarpıcı bölümlerinden birini, olayın FETÖ bağlantısını ortaya koyan istihbari çalışmalar oldu. F-4 pilotu Ali Armağan'ın, olaydan sadece 5 gün önce Malatya'ya geldiği ve Hava Kuvvetleri Mahrem İmamı Adil Öksüz ile yoğun irtibatlı olduğu tespit edildi. Hatta Adil Öksüz'ün evinde bulunan ve Fetullah Gülen tarafından yazılan bir kitapta, Ali Armağan'ın eşi Şerife Armağan'ın parmak izlerine rastlandı. Olay öncesi ve sonrasında, FETÖ'nün üst düzey mahrem imamları Erol Sağlam, Ali Cingitaş, Cağfer Sarıkaya, Harun Biniş ve Kemal Batmaz arasında İstanbul, Malatya ve Diyarbakır üçgeninde gerçekleşen olağandışı hareketlilik ve yüz yüze görüşmeler, suikastın örgüt tarafından adım adım planlandığı şüphesini derinleştirdi. 'TEREYAĞINDAN KIL ÇEKER GİBİ!' Örgütün gizli haberleşme programı ByLock üzerinden yapılan yazışmalar, suikastın itirafı olarak dosyaya yansıdı. FETÖ'nün Elazığ İl İmamı Mehmet Durakoğlu ile Mülki İdare Mahrem İmamı Ömer Hakan Kısıkkaya arasındaki mesajlaşmada geçen 'tereyağından kıl çeker gibi iş halledildi, Amerika'ya gittiğimde büyüğümüz 'sürecin en sıkıntılı hadisesiydi' dedi' şeklindeki ifadeler dosyaya delil olarak girdi. 'Tereyağından kıl çeker gibi iş halledildi' 'FETÖ'YE KARŞIYSA ORTADAN KALDIRIN!' Geçmişte örgüt içinde yer alan Abuzer Dilekçi'nin itirafları ise kan dondurdu. Dilekçi, 'Jhosef' kod adlı üst düzey FETÖ yöneticisinin, Muhsin Yazıcıoğlu'nun örgütün tekliflerini reddetmesi üzerine örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in 'Cemaate karşıysa direkt ortadan kaldırın' talimatı verdiğini ve helikopterin bu talimat doğrultusunda düşürülerek infazın gerçekleştirildiğini anlattığını aktardı. 29 ŞÜPHELİDEN 19'U KODESE… 2'Sİ DARBE HÜKÜMLÜSÜ Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma neticesinde, 'Silahlı Terör Örgütü Kurma', 'Yönetme' ve 'Üye Olma' ile 'Tasarlayarak Kasten Öldürme' suçlamalarıyla 13 Temmuz 2026 tarihinde 10 ilde eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Gözaltına alınan ve hakim karşısına çıkarılan 27 şüpheliden, aralarında Ahmet Turan, Dursun Özmen, Ali Armağan ve sivil kaza kırım uzmanlarının da bulunduğu 19 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. Tezcan Kaymaz ve Sedat Kılıçaslan'ın da aralarında olduğu 8 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi. Davut Uçum ve Aydın Özsıcak'ın ise halihazırda darbe girişimi suçlamalarıyla cezaevinde bulundukları belirtildi. Soruşturmanın bütün karanlık noktaları aydınlatmak üzere çok yönlü olarak devam ettiği bildirildi.
Takvim