Ana içeriğe geç

NATO'nun savaş kışkırtıcılığına Moskova'da hodri meydan

Ankara Zirvesi, NATO’nun Rusya’ya yönelik uzun vadeli askerî ve siyasi stratejisinde yeni bir dönüm noktası olarak öne çıktı. Moskova’dan ise zirveye yönelik sert eleştiriler geldi. Rusya “Alınan kararlar Avrupa’yı daha fazla askerîleştirecek ve gerilimi derinleştirecek” uyarısında bulundu

NATO'nun savaş kışkırtıcılığına Moskova'da hodri meydan
Aydınlık
16

Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi, yalnızca ittifak içi dayanışma mesajlarının verildiği diplomatik bir toplantı olmadı. Zirve, Batı’nın Rusya’ya karşı yürüttüğü askerî ve siyasi baskı stratejisinin yeni bir aşaması olarak öne çıktı.

Zirve boyunca yapılan açıklamalar, Ukrayna savaşının artık yalnızca Kiev ile Moskova arasında süren bir çatışma olarak görülmediğini gösterdi. NATO bu savaşı, Rusya’yı yıpratma, Avrupa’yı yeniden silahlandırma ve Avrasya’daki güç dengelerini kendi lehine çevirme aracı olarak değerlendirmektedir.

NATO'nun savaş kışkırtıcılığına Moskova'da hodri meydan - Resim : 1

NATO’nun Ankara Bildirisi’nde müttefiklerin Ukrayna’ya 2026 yılı için 70 milyar avroluk askerî ekipman, yardım ve eğitim desteği taahhüt ettiği, 2027’de de en az aynı seviyenin sürdürülmesinin hedeflendiği duyuruldu. Bu karar, Batı’nın Ukrayna savaşını diplomasiyle bitirmek yerine uzun vadeli askerî destek ve yıpratma stratejisiyle yönetmek istediğini göstermektedir.

Bu tablo, geçmişte büyük güçler arasındaki rekabeti anlatan değerlendirmeleri de hatırlatmaktadır. Stalin, 1924’te emperyalist güçler arasındaki çelişkilere dikkat çekerken, bu güçlerin “ganimetin paylaşılması” konusunda anlaşamadığını vurgulamıştı. Bugün de NATO içinde benzer bir çelişki görülmektedir. ABD, Avrupa’dan daha fazla para ve daha fazla askerî yük istemektedir. Avrupa ise güvenliğini Washington merkezli politikalara bağlarken, bu tercihin ekonomik bedelini kendi halklarına ödetmektedir.

Bu denklemde Ukrayna, bağımsız bir karar merkezinden çok, büyük güç rekabetinin sahası hâline gelmiştir. “Demokrasi”, “özgürlük” ve “dayanışma” söylemleri ise çoğu zaman askerî-endüstriyel çıkarların üzerini örten bir dil olarak kullanılmaktadır.

RUTTE’NİN AÇIKLAMALARI: NATO’DA ORTAK CEPHE ARAYIŞI

NATO'nun savaş kışkırtıcılığına Moskova'da hodri meydan - Resim : 2

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Rusya’yı hedef alan açıklamaları, zirvenin ana yönelimini ortaya koydu. Rutte, ittifak içindeki görüş ayrılıklarını “demokratik dayanıklılık” olarak sundu. Ancak bu açıklama, gerçekte NATO’nun Rusya karşısında ortak cephe oluşturma arayışını yansıtmaktadır.

Rutte’nin mesajı şu şekilde özetlenebilir: “NATO içindeki tartışmalar ittifakı zayıflatmaz; müttefikler tartışır, fakat sonunda ortak çizgide birleşir.” Rutte’nin Putin’e dönük mesajı da aynı çerçevededir: “Rusya da açık biçimde daha fazla tartışmayı öğrenmelidir.” Bu ifadeler, NATO’nun kendi içindeki görüş ayrılıklarını kapatma ve Rusya karşısında ortak görüntü verme çabasını göstermektedir.

Bu açıklamalar, Avrupa kamuoyuna daha fazla savunma harcaması, Ukrayna’ya daha fazla askerî destek ve Rusya ile daha uzun süreli bir cepheleşme kabul ettirme çabasının parçasıdır.

MOSKOVA’DAN NATO’YA SERT TEPKİ

Moskova ise Ankara Zirvesi’ni, Batı’nın Rusya sınırlarına yönelik baskı politikasının devamı olarak değerlendirmektedir. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, zirve öncesinde Rusya’nın Ankara’dan gelecek mesajları yakından takip edeceğini belirtti.

Peskov’un açıklaması şu şekilde öne çıktı: “Bu zirve bizim açımızdan da büyük ilgi uyandırıyor. Ankara’dan gelecek bütün haberleri ve bilgileri takip edeceğiz.” Kremlin Sözcüsü ayrıca, zirve öncesinde Batı’dan gelen açıklamaların yapıcı olmadığını belirtti.

Peskov’un ikinci mesajı daha sertti: “Ne yazık ki bunlar yapıcı etkileşim ve diyalog çağrıları değil, çatışmacı nitelikte açıklamalardı.” Bu sözler, Moskova’nın NATO Zirvesi’ni barışa dönük bir toplantı olarak değil, Rusya karşıtı baskının yeni zemini olarak gördüğünü ortaya koymaktadır.

ZİRVE ÖNCESİ İHA SALDIRILARI

Ankara Zirvesi’nin hemen öncesinde yaşanan İHA saldırıları, Moskova’nın güvenlik kaygılarını daha da artırdı. Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna’nın NATO Zirvesi öncesinde Rusya topraklarına geniş çaplı bir İHA saldırısı düzenlediğini açıkladı.

Rusya Savunma Bakanlığı’na göre Ukrayna ordusu, çatışma bölgesinin dışındaki hedeflere 625 uzun menzilli taarruz İHA’sı gönderdi. Bakanlık, bu İHA’lardan 613’ünün Rus hava savunma unsurları tarafından düşürüldüğünü veya etkisiz hâle getirildiğini bildirdi.

Bakanlığın açıklaması şu şekildeydi: “Bu saldırının amacı, Zelenskiy’nin Ankara’daki NATO Zirvesi arifesinde, Avrupalı sponsorlarına Rusya’daki sivil hedefleri vurma hazırlığını göstermesidir.” Rusya Savunma Bakanlığı’na göre Kiev yönetimi, Batı’dan aldığı kaynaklarla Rusya’nın iç bölgelerine saldırabileceğini kanıtlamak istemektedir.

Rus tarafına göre saldırıların ana hedefleri Leningrad, Bryansk, Belgorod, Yaroslavl, Kaluga ve Kursk bölgeleri ile Kırım’daki yakıt-enerji altyapısı ve lojistik tesislerdi. Bakanlık, bazı sivil tesislerin zarar gördüğünü ancak onarılacağını bildirdi.

KİEV’İN MESAJI: DAHA FAZLA SİLAH, DAHA FAZLA TIRMANMA

Ukrayna’nın saldırı zamanlaması dikkat çekicidir. Ankara Zirvesi’nin hemen öncesinde Rusya topraklarına yönelen İHA saldırıları, yalnızca askerî bir operasyon olarak görülmemelidir. Bu saldırılar, aynı zamanda NATO başkentlerine verilmek istenen siyasi bir mesajdır.

Kiev yönetiminin mesajı şu şekilde okunabilir: “Daha fazla silah ve para verilirse, Rusya’nın iç bölgelerine kadar saldırı kapasitesi oluşturulabilir.” Ancak bu yaklaşım savaşı sona erdirmemektedir. Tam tersine, savaşı daha geniş ve daha tehlikeli bir alana yaymaktadır.

Rusya Savunma Bakanlığı da Batı’nın Ukrayna’ya sağladığı askerî yardımların karşılıksız kalmayacağını bildirdi. Bakanlığın mesajı şöyleydi: “Batı askerî yardımındaki artış dikkatsiz bırakılmayacak; karşı saldırıların sayısı ve gücü uygun biçimde artırılacaktır.”

Bu açıklama, Moskova’nın Ankara Zirvesi’ni yalnızca diplomatik bir toplantı olarak değil, Batı’nın Ukrayna’ya verdiği askerî desteğin yeni bir aşaması olarak gördüğünü ortaya koymaktadır.

HİBRİT SAVAŞIN GENİŞLEYEN CEPHESİ

NATO'nun savaş kışkırtıcılığına Moskova'da hodri meydan - Resim : 5

Bu gelişmeler, Batı’nın Rusya’ya karşı yürüttüğü stratejinin giderek hibrit bir karakter kazandığını göstermektedir. Askerî yardımlar, ekonomik yaptırımlar, diplomatik baskılar, medya kampanyaları, İHA saldırıları ve Avrupa’daki Rus diplomatik temsilciliklerine yönelik provokatif eylemler aynı zincirin halkaları hâline gelmektedir.

NATO bu süreci “savunma” kavramıyla açıklamaktadır. Ancak ortaya çıkan tablo, Rusya’nın çevrelenmesi ve Avrasya’daki güç dengesinin Batı lehine dönüştürülmesi hedefini açık biçimde ortaya koymaktadır.

Rus tarafının açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde, Moskova’nın Ankara Zirvesi’ni üç başlık üzerinden okuduğu görülmektedir. Kremlin’e göre zirve Rusya’ya karşı çatışmacı bir dil üretmiştir. Rusya Dışişleri Bakanlığı’na göre NATO kararları Avrupa kıtasını daha fazla askerîleştirmektedir. Rusya Savunma Bakanlığı’na göre ise Ukrayna’nın zirve öncesindeki İHA saldırıları, Kiev’in Batı’dan daha fazla destek alabilmek için Rusya’nın iç bölgelerini hedef alma kapasitesini sergileme çabasıdır.

NATO’NUN YIPRATMA SAVAŞI STRATEJİSİ

Bugün ortaya çıkan tablo açıktır: NATO, Ukrayna savaşını Rusya’ya karşı uzun süreli bir yıpratma savaşına dönüştürmek istemektedir. Avrupa ülkeleri bu strateji uğruna daha fazla silahlanmaya, daha fazla mali yük üstlenmeye ve kendi güvenliklerini Washington merkezli jeopolitik hesaplara bağlamaya zorlanmaktadır.

Rusya ise bu süreci kendi ulusal güvenliğine yönelmiş doğrudan bir tehdit olarak okumaktadır. Bu nedenle Moskova, NATO’nun kararlarına askerî, diplomatik ve siyasi araçlarla cevap vermektedir.

Peskov’un “daha geniş güvenlik bölgesi” vurgusu, Rusya’nın Batı’dan gelen askerî baskıyı geçici bir kriz olarak değil, uzun vadeli bir güvenlik tehdidi olarak değerlendirdiğini göstermektedir. Bu yaklaşım, savaşın yalnızca Ukrayna sahasında değil, Avrupa güvenlik mimarisinin tamamında daha derin bir kırılmaya yol açabileceğini ortaya koymaktadır.

AVRASYA’NIN İHTİYACI YENİ BİR GÜVENLİK MİMARİSİ

Ankara Zirvesi, bu yönüyle yeni bir barış arayışının değil, Batı’nın Rusya’ya karşı cepheleşme siyasetinin göstergesi olmuştur. Oysa Avrasya coğrafyasının ihtiyacı daha fazla NATO genişlemesi, daha fazla silah ve daha fazla yaptırım değildir.

Bölgenin ihtiyacı, egemen devletlerin güvenlik kaygılarını dikkate alan, çok kutuplu, dengeli ve karşılıklı saygıya dayalı yeni bir güvenlik düzenidir. Rusya’nın güvenlik kaygılarını yok sayan her politika, Avrupa’yı daha güvenli hâle getirmemektedir. Aksine, kıtayı daha fazla askerîleştirmekte ve yeni çatışma risklerini artırmaktadır.

TÜRKİYE AÇISINDAN SONUÇ

NATO'nun savaş kışkırtıcılığına Moskova'da hodri meydan - Resim : 7

Türkiye açısından Ankara Zirvesi dikkatle değerlendirilmelidir. Türkiye, tarihsel ve coğrafi konumu gereği yalnızca Atlantik sisteminin bir uzantısı olarak görülemez. Karadeniz, Kafkasya, Orta Asya, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu dengeleri Türkiye’nin çok yönlü bir dış politika izlemesini zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle Ankara’nın çıkarı, Rusya’ya karşı cephe siyasetinin parçası olmakta değil; Avrasya’da denge ve istikrar üreten bağımsız bir merkez hâline gelmektedir.

Türkiye’nin enerji güvenliği, ticaret yolları, Karadeniz dengesi, Suriye sahası ve Avrasya bağlantıları dikkate alındığında, Rusya ile ilişkilerin korunması Ankara açısından stratejik bir zorunluluktur. Türkiye’nin coğrafyası, Batı’nın Rusya’yı çevreleme politikasına zemin yapılmamalıdır.

Sonuç olarak Ankara Zirvesi, Batı için bir “birlik gösterisi” olarak sunulabilir. Ancak Avrasya’dan bakıldığında bu zirve, NATO’nun Rusya’ya karşı tırmanma siyasetinde yeni bir safhaya geçtiğini göstermektedir. Türkiye’nin geleceği, Batı’nın Rusya karşıtı cephe siyasetinde değil, Avrasya’nın çok kutuplu barış mimarisinde aranmalıdır.

Kaynağa Git

İlgili Haberler