ESRA ÖZARFAT / BURSA
Avrupa Birliği'nin sanayi üretimini güçlendirmek amacıyla hazırladığı Sanayi Hızlandırma Yasası, Türk makine sektörünün de gündeminde. Makina İmalatçıları Birliği (MİB) Yönetim Kurulu Başkanı O. Fatih İğrek, düzenlemenin Avrupa'nın rekabetçiliğini artırma hedefini desteklediklerini belirterek, bu sürecin Türkiye gibi Avrupa sanayi sistemiyle bütünleşmiş üretim ortaklarını dışlayan bir anlayışla başarıya ulaşamayacağını söyledi. İğrek, Avrupa'nın yalnızca yeşil dönüşüme değil, aynı zamanda üretim kapasitesi, stratejik tedarik zincirleri ve sanayi dayanıklılığına odaklandığını belirterek, “Asıl belirleyici konu Avrupa'nın sanayi tabanını nasıl tanımlayacağıdır. Yasanın başarısı da buna bağlı olacaktır” dedi. Türkiye'nin Avrupa sanayi zincirine sonradan eklemlenmiş bir tedarikçi değil, Gümrük Birliği, ortak teknik standartlar ve uzun yıllara dayanan iş birlikleri sayesinde Avrupa üretim ekosisteminin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade eden İğrek, özellikle makine sektöründe bu entegrasyonun güçlü şekilde hissedildiğini söyledi. Türk makine üreticilerinin yalnızca ürün değil; mühendislik, bakım ve esnek üretim kabiliyeti de sunduğunu belirten İğrek, Avrupa ile kurulan ilişkinin karşılıklı bağımlılığa dayalı gerçek bir sanayi ortaklığına dönüştüğünü dile getirdi.
28,7 milyar dolarlık rekor ihracat
Türkiye'nin makine sektöründeki gücüne dikkat çeken İğrek, 2025 yılında sektör ihracatının 28,7 milyar dolarla tarihi rekor seviyeye ulaştığını söyledi. Toplam ihracatın yüzde 10'undan fazlasını oluşturan makine ihracatının yaklaşık yüzde 60'ının AB ve ABD pazarına yapıldığını belirten İğrek, Türkiye'nin bugün Avrupa'nın altıncı büyük makine üreticisi konumunda bulunduğunu kaydetti. Makine sektörünün sanayi dönüşümünün temel altyapısını oluşturduğunu vurgulayan İğrek, yeni fabrika yatırımlarından temiz enerji teknolojilerine, otomasyondan enerji verimliliğine kadar tüm stratejik dönüşüm alanlarının makine teknolojilerine dayandığını ifade etti.
“Dar menşe yaklaşımı Avrupa'ya da zarar verir”
İğrek, 30 yılı aşkın süredir yürürlükte bulunan Gümrük Birliği'nin yalnızca ticari değil, aynı zamanda sanayi entegrasyonunun temelini oluşturduğunu belirterek, Sanayi Hızlandırma Yasası kapsamında Gümrük Birliği ortaklarından gelen ürünlerin AB menşeli içerikle eşdeğer kabul edilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Bu yaklaşımın Türkiye'ye ayrıcalık sağlamak anlamına gelmediğini belirten İğrek, bunun mevcut sanayi entegrasyonunun doğal sonucu olduğunu söyledi. AB'nin stratejik bağımlılıklarını azaltma hedefini desteklediklerini belirten İğrek, Türkiye'nin gerçek üretim gücünün yalnızca menşe tartışmaları üzerinden değerlendirilmesinin doğru olmayacağını ifade etti. Dar kapsamlı menşe yorumlarının Avrupa açısından भी olumsuz sonuçlar doğurabileceğini kaydeden İğrek, tedarikçi seçeneklerinin azalması, maliyetlerin yükselmesi ve teslim sürelerinin uzamasının Avrupa sanayisinin rekabet gücünü zayıflatabileceği uyarısında bulundu. MİB olarak Sanayi Hızlandırma Yasası'na ilişkin görüşlerini Avrupa Komisyonu'na ilettiklerini açıklayan İğrek, düzenlemenin başarılı olabilmesi için Gümrük Birliği ortaklarının sisteme entegre yapısının korunması ve sürdürülebilirlik kriterlerinin coğrafi sınırlamalar yerine teknik performans esas alınarak belirlenmesi gerektiğini söyledi. İğrek, "Türk makine sanayii Avrupa için bir bağımlılık riski değil; yakın, güvenilir ve teknik olarak uyumlu bir sanayi ortağıdır. Avrupa'nın rekabetçiliğini güçlendirecek bu süreçte Türkiye'nin stratejik rolünün dikkate alınmasını bekliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.