Piyasa değeri yaklaşık 472 bin lira olan 6 Pomeranian cinsi yavru köpeğin kaçak olarak Türkiye’ye sokulmak isterken Kapıkule Gümrük Kapısı'nda yakalanması evcil hayvan ticaretinin arka yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi. Bu tür hayvanların ve farklı ırkların sosyal medyada popüler hale getirilip fiyatlarının yüz binlerce liraya ulaşması kayıt dışı ticaretin yayılmasını sağlıyor.
MİLYARLARCA LİRALIK EKONOMİK HACME ULAŞIYOR
Hayvanların fiyatı cinsi ve türüne göre 500 bin lirayı buluyor. Evcil hayvan sektörü yalnızca hayvan satışından ibaret değil. Mama, veteriner hizmetleri, bakım, eğitim, aksesuar ve pet otellerini de kapsayan sektör milyarlarca liralık bir ekonomik hacme ulaşırken, bu büyüme kaçakçılık faaliyetlerini de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, denetim dışındaki internet satışlarının ve yasa dışı ithalatın hem haksız kazanca yol açtığını hem de hayvan sağlığı açısından ciddi riskler oluşturduğunu belirtiyor.
EN ÇOK HANGİ ÜLKEDEN GELİYOR?
Peki bu hayvanlar nereden geliyor? Avrupa'da yasa dışı köpek üretiminin merkezleri olarak Sırbistan, Macaristan, Romanya ve Polonya öne çıkıyor. Buralardaki merdiven altı çiftliklerde üretilen binlerce yavru, Türkiye'ye en yoğun şekilde sınır komşumuz Bulgaristan üzerinden sokuluyor. Kapıkule ve Hamzabeyli sınır kapıları, bu devasa kaçak hayvan trafiğinin ana geçiş güzergahı konumunda bulunuyor.
YASAL GETİRİLSEYDİ NE OLURDU?
Sektör temsilcilerine göre bu yasa dışı ticareti besleyen en büyük unsur, yasal ithalatın maliyeti ve zorlu prosedürleri. Eğer bir köpek Türkiye'ye yasal yollarla getirilmek istenseydi; uluslararası sağlık sertifikası, kuduz titrasyon testleri, mikroçip uygulaması, resmi veteriner belgeleri ve en az 21 günlük yasal karantina süreci gerekecekti. Tüm bunlara gümrük vergileri ve resmi harçlar da eklendiğinde bir hayvanın maliyeti en az üçe katlanıyor. Kaçakçılar ise bagaj zulasında bu vergileri, sağlık belgelerini ve karantina masraflarını sıfırlayarak yüzde yüz kâr oranıyla devasa bir vurgun yapıyor. Devletin kasasına girmesi gereken milyonlarca lira kayıt dışı ekonominin içinde eriyip gidiyor.
Petshoplardaki fiziki satışların denetimlerle zorlaşmasının ardından pazar tamamen dijital ortama kaydı. Instagram, WhatsApp ve Telegram üzerinde kurulan kapalı gruplar yasa dışı hayvan pazarının yeni vitrini oldu. Pomeranian, Toy Poodle, French Bulldog gibi ırkların fiyatları 70 bin TL ile 150 bin TL arasında değişiyor. Bu kontrolsüz dijital pazar, dolandırıcıların da iştahını kabartıyor. Sosyal medyada açılan sahte hesaplar üzerinden "yarı fiyatına acil satılık cins köpek" ilanları veren şebekeler, kapora, aşı masrafı veya taşıma ücreti adı altında vatandaştan binlerce lira topluyor. Parayı aldıktan sonra sırra kadem basan dolandırıcılar, her gün yüzlerce kişiyi tuzağa düşürüyor.
Bu milyonluk ekonominin en çarpıcı ve kan donduran boyutu ise üretim aşamasında yaşanıyor. Avrupa'daki "yavru fabrikası" (puppy mill) olarak adlandırılan karanlık tesislerde anne köpekler gün yüzü görmeden, daracık kafeslerde sadece birer "üretim makinesi" olarak kullanılıyor. Ticari kazanç hırsıyla durmaksızın, üst üste hamile bırakılan anne köpekler vücutları iflas edene kadar sömürülüyor. Doğurdukları yavrular ise henüz anne sütüne doymadan, bağışıklık sistemleri bile gelişmeden 20-30 günlükken koparılıp kaçakçıların bagajlarına istifleniyor. Satın alınan her "tatlı" cins yavru, aslında arkasında ölene kadar kafeslerde sömürülen bir anne köpeğin dramını taşıyor.
Türkiye Gazetesi’nden Kaan Zengin’in haberine göre Veteriner Hekim Mustafa Yıldız konuyla ilgili “Kliniğimize getirilen kaçak yavruların neredeyse tamamı anne sütünden çok erken koparıldığı için bağışıklık sistemi tamamen çökük durumda oluyor. Bagajlarda ve havasız ortamlarda taşındıkları için özellikle kanlı ishal (Parvoviral Enterit) ve gençlik hastalığı (Distemper) gibi ölümcül virüslerle bize geliyorlar.
Vatandaş internetten daha uygun fiyata hayvan aldığını sanıyor ancak yoğun bakım ve ilaç masraflarıyla birlikte, satın alma bedelinin üç dört katı büyüklüğünde bir veteriner faturası ile karşılaşıyor. Ne yazık ki bu uzun ve pahalı tedavi süreçlerine rağmen yavruların birçoğunu kaybediyoruz. Aileler hem on binlerce lira maddi zarara uğruyor hem de eve bir hevesle getirdikleri yavrunun ölümüyle ağır bir travma yaşıyor. Bu trajediye son vermenin tek yolu internetten canlı hayvan alışverişini durdurmuyor”
İstanbul Esenyurt’da pet shop işleten Arda Caymaz ise “Fiziki pet shop mağazalarına yönelik hayvan satış kuralları ve denetimler son yıllarda haklı olarak çok sıkılaştırıldı. Biz dükkanımızda vergi levhamızla, veteriner hekim sözleşmemizle ve ağır ruhsat şartlarıyla maliyetleri karşılayarak ayakta kalmaya çalışıyoruz. Ancak pazar tamamen Instagram, Telegram ve WhatsApp gibi hiçbir denetimin olmadığı dijital mecralara kaydı.
Yurt dışından bagajlarda kaçak hayvan getiren şebekeler hiçbir vergi ödemeden, hiçbir sağlık prosedürüne uymadan elden nakit parayla milyonlarca liralık satış yapıyor. Bu durum devasa bir vergi kaybı yaratırken, bizim gibi kurallara uyan kayıtlı esnaf için de haksız bir rekabet oluşturuyor. Denetlenen esnaf bitme noktasına gelirken, merdiven altı kaçakçılar sosyal medyada adeta servet kazanıyor” diye konuştu.