Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.
Ağıralioğlu, 6 beldede gerçekleştirilen ara seçim sonuçlarıyla ilgili, "Aldığımız sonuçlar, Anahtar Parti’nin Türk siyasetinde milletin nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu göstermiştir. Yapılan tüm anketlerde Anahtar Parti, önümüzdeki dönemin yükselen siyasi aktörlerinden biri olarak öne çıkmıştır. Seçim sonuçları ve sandıktan çıkan irade ise, anketlerin doğruluğu konusunda oluşturulmaya çalışılan şüpheleri ve şaibeleri ortadan kaldırmıştır" değerlendirmesini yaptı.
"VERİLMİŞ MAZBATANIN YANINDA DURACAĞIZ"
CHP’de yaşanan "mutlak butlan" sürecine yönelik de konuşan Ağrıalioğlu, "Bir an önce iç ahengini sağlamış bir muhalefetin, demokrasimizi de millet iradesiyle kuvvetlendireceğine olan inancımızla, Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir an önce bu türbülanstan çıkabileceği şartlara kavuşmasını dileriz. Süreci izlemeye devam edeceğiz ama her halükarda millet iradesinin, hukukun, demokrasinin, Yüksek Seçim Kurulu kararlarının ve verilmiş mazbatanın yanında duracağız. Siyasetin hissesine düşen avantajın değil, milletin hissesine düşecek güvenliğin, esenliğin, bolluğun ve bereketin olması gerektiği yerde duracağız" diye konuştu.
"BUĞDAYI YÖNETEMEYEN ÜLKEYİ YÖNETEMEZ"
Ağıralioğlu, hükümetin tarım politikalarını eleştirerek, şunları söyledi:
"Bin yıldır bu topraklarda ekimini, dikimini yaptığımız ürünleri dışarıdan ithal etmek zorunda kaldığımız bir yere sıkıştı millet, yönetim maharetsizliğiyle. Bu ürünleri doğru planlasalar, 20 milyar dolar kazancımız olacak bir işi bile beceremeyen bir hükümete biz tarım politikası tavsiye ediyoruz. Bugün açıklanan fiyatlar çok uçuk kaçık, kötü fiyatlar değil ama uygulama kötü. Verdiğiniz desteklerle, alımları yaptığınız TMO'ya aldığınız, artırdığınız alımlarla çiftçiyi tüccara mahkûm ediyorsunuz. Çiftçi tüccara mahkum olunca zaten verdiğiniz fiyatların altında gittiğini biliyorsunuz.
Dolayısıyla bu verdiğiniz fiyatların da çöp olmasını engelleyecek, çiftçiyi de ürettiği ürünle ayağa kaldıracak olan bir destekleme programına ihtiyacınız var. Alımları TMO'nun hepsine yaptıracaksınız. Bu destekleri alan desteğinden çıkarıp ürün desteğine çevireceksiniz. Ürün desteği olunca çiftçi alın terinin hakkını kazanmış olacak. Önümüzdeki sene de ekebilme imkânıyla buluşacak, hepsi bu.
Çiftçiniz mağdur, sektör mağdur, kazanan mağdur, alan mağdur, satan mağdur, herkes mağdur. Çiftçilik yaşınız 59 yaşına çıktı. Biraz daha böyle devam ederseniz memlekette ekim dikim yapacak, adam bulamayacaksınız. Buğdayı yönetemeyen ülkeyi yönetemez. Çiftçilerinizi memnun edemezseniz memleketinizi memnun edemezsiniz."
"TORBA ANAYASA İSTEMİYORUZ"
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın, "Anayasa yapmak, milletimize ait tekel bir haktır. Toplumun tüm kesimlerinin doğrudan ve dolaylı yöntemlerle katılımıyla yapılacak anayasa için son sözü yine millet söyleyecek, yani referandumla hayat bulacaktır" şeklindeki açıklamasına ilişkin de konuşan Ağıralioğlu, şunları kaydetti:
"Biz Anahtar Parti olarak, 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' hassasiyetiyle siyaset yapıyoruz. Dolayısıyla yaptığınız her şeyi milletinize sormak zorundasınız. Anahtar Parti olarak referanduma karşıyız falan demiyoruz, Referandum taraftarıyız ama referandumla neyi getireceksiniz? Referandumla kimi getireceksiniz? Kiminle hangi öncelikleri konuşup bu anayasa metninin içine koyacaksınız?
Torba kanuna biz Meclis'teyken de çok karşı çıkıyorduk. Ne var ne yok içine doldurdukları torba kanun diye bir uygulama gelişti. Hükümet bunu alışkanlık hâline getirdi. Kanun tekniğimize, ciddiyetimize, Meclis'in maharetine ve mesuliyetine uygun olmayan bir torba kanun geleneği oluştu memlekette. Bu anayasayı da bir torba anayasaya çevirebilirsiniz. Bu anayasayı 'torba anayasaya' çevirmenize müsaade etmeyiz.
Anayasaya ihtiyacımız varsa, bu ihtiyacımızın millet lehine olanlarını konuşacağız. Millete rağmen, kendi siyasi hesaplarınıza milletin geleceğini alet edecek bir torba anayasayla iş yapmanızın karşısında duracağız. Anayasa ile ilgili bir çerçeveyi çizmiş olayım size. Anahtar Parti önümüzdeki dönemde konuşulacaksa, tartışmalarda, bütün ekranlardaki akademisyenlere, siyasi gazetecilerimize falan bizim hediyemiz olsun: Torba anayasaya karşıyız, Torba anayasa istemiyoruz."
"BU BİZE DERS OLSUN"
Ağıralioğlu, Çinli otomotiv şirketi BYD’nin Türkiye’de fabrika kurma sürecini askıya almasına ilişkin de şu eleştirilerde bulundu:
"Vergi imtiyazı sağladınız, yatırım karşılığında birtakım taahhütlerle anlaşmalar yaptınız. Bu anlaşmalarınızın bize ne kadar vergi, gümrük yükümlülüğünden ne kadar gümrük imtiyazı ve ne kadar vergi kaybına sebep olduğunu açıklayacaksınız. Bunları eğer yapmazlarsa, yatırımı hangi şartlarda tazmin edeceğinizle ilgili anlaşma detaylarını da milletinizle paylaşacaksınız. 10 dolara çocuklarınızın yaptığı alışverişlere musallat olurken aklınıza gelmeyen hassasiyet burada aklınıza gelsin. Ne kadar zarar ettiğimizi açıklayın. Sürecin nasıl yönetildiğini açıklayın.
Bu süreçle ilgili başımıza gelen şey bir daha başımıza gelmesin diye ne planladığınızı milletinize açıklayın. Bu arada, benzer yatırımları çekeceksek bu da bize ders olsun. Biz yatırım tercihi olmaktan niye çıkıyorsak, onlar da bize ders olsun. Doğrudan yatırım çekmek istiyorsanız ülkenize ne yapmanız lazım?
İktidara sesleniyorum: Kendinizle beraber zengin olanların, sizin döneminizde çok ciddi finansman imkânı bulanların paralarını nereye götürdüklerini, yatırımlarını nereye yaptıklarını takip edin. Bizi dinlemiyorsanız kendi zenginlerinizi, iş adamlarınızı dinleyin. Çünkü onlar paralarını nerede değerlendiriyorlarsa, yatırımlarını nereye yapıyorlarsa, hangi ülke ve standartları arıyorlarsa onları takip edin. Belki bizi dinlemezsiniz, ama onlardan belki kendinize yol bulabilirsiniz."
"BUNLARA ARTIK 'MAZERET İKTİDARI' DEMEMİZ LAZIM"
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in, enflasyona ilişkin açıklamasını hatırlatan Ağıralioğlu, "Mehmet Şimşek açıkladı biliyorsunuz, İran Savaşı'nın enflasyona 5 puan etkisi oldu. Enflasyonla mücadele programı sanki akamete uğramamış, başarıyorlarmış da araya İran Savaşı girmiş. Bunlar 'mazeret iktidarı' artık bunlara böyle dememiz lazım. Çünkü bizim hükümetin hep mazereti var. Bunlardan önce mazeret sanki literatürde yoktu. Sanki Türkler ilk defa belayla, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilk defa savaşla, ilk defa çatışmayla, ilk defa sınır ötesinde birtakım yüklerle karşı karşıya kaldı, sanki bunlar döneminde karşı karşıya kaldı" dedi.