Ana içeriğe geç

İşte iplerin koptuğu yer: Tahran’daki ABD elçiliği

ABD - İran ilişkileri 1979’da Tahran’da ABD elçiliğinin basılıp diplomatların rehin alınmasıyla koptu, bir daha da düzelmedi. Gerilim son günlerde yeniden tırmanırken Hürriyet, Tahran’daki meşhur 444 günlük rehine krizinin yaşandığı ve o zamandan beri boş olan ABD elçiliğine girdi.

İşte iplerin koptuğu yer: Tahran’daki ABD elçiliği
Hürriyet
16

Humeyni’nin 1963’te Kum şehrinden başlattığı ‘Kıyam’ hareketi hapis ve sürgünlerin ardından 1979’da Şah’ı devirecek güce ulaşmıştı. Yoğun protestolar ve şiddetin artmasıyla Şah Muhammed Rıza Pehlevi İran’ı terk etti. Humeyni, 15 yıllık sürgünün ardından Paris’ten 1 Şubat 1979’da döndü. Şah rejimi devrildi ve ‘İran İslam Devrimi’ yönetimi devraldı. Çalkantılar devam etse de Humeyni hâkimiyetini sağlamlaştırdı.

AJAX’I UNUTMADILAR

Pehlevi ise 16 Ocak 1979’da eşi Farah Diba ile İran’ı terk ettikten sonra sırasıyla Mısır, Fas, Bahamalar’a gitti. Kanser hastasıydı. Tedavi olmak için de 22 Ekim 1979’da ABD’ye geçti. Ancak bu İran’daki devrimcilerin hiç hoşuna gitmedi. Çünkü Şah’ın tahtı 1953’te ilk kez tehlikeye girdiğinde ABD, CIA’in ‘AJAX’ adlı operasyonuyla dönemin Şah karşıtı başbakanı Musaddık’ı devirmiş, Şah’ın yerini kuvvetlendirmişti. Bunun tekrarından korkuyorlardı. Şah ne olursa olsun İran’a teslim edilmeli ya da ABD’yi terk etmeliydi.

TARİHE GEÇEN 444 GÜN

Harekete geçmeleri uzun sürmedi. Hedeflerinde ABD’nin büyükelçiliği vardı. Humeyni’nin de sert açıklamalarıyla üniversite öğrencileri daha da keskinleşti. Demir kapılar, zırhlı muhafazalar kâr etmedi. Öğrenciler, 4 Kasım 1979’da elçiliği bastı. Elçilikteki 66 diplomat ve personel gözaltına alındı. Kadın, çocuk ve hastalardan oluşan 14 kişi kısa süre sonra serbest bırakıldı. 52 kişiyi ise siyasi tarihe geçecek 444 günlük ‘Rehine Krizi’ bekliyordu. Bu kriz, ABD-İran ilişkilerinin de kaderini tayin edecekti.

‘CASUS YUVASI’

Hamaney’in 5 gün sürecek cenaze törenlerini takip etmek için gittiğim Tahran’da bu rehine krizinin yaşandığı elçiliği de ziyaret ettim. Elçilik o günlerden beri kapalı. İran yönetimi binayı bir tür müzeye dönüştürmüş. Adını da ‘Casus Yuvası’ koymuş. Elçilik bu haliyle İran İslam Devrimi’nin sembollerinden biri olmuş. Baskının yıldönümü olan her 4 Kasım’da burada gövde gösterileri yapılıyor. Binanın sadece üst katı ziyarete açık. Rehinelerin bir kısmının tutulduğu bodrum katları ve diğer bölümler ise kapalı.

DUVARDAKİ HAFIZA

Elçiliğin karşısındaki uzun duvar adeta bir açık hava propaganda galerisi gibi. ABD, bu duvarda emperyalizm, casusluk ve kitle katliamcısı olarak resmediliyor. Boyalar gayet renkli ve taze. Vietnam da Gazze de bu galeride var. ABD’nin kaçırıp yargılamaya başladığı Venezuela Devlet Başkanı Maduro bu galeriye en son eklenen isim. Elçilikten içeri girince karşınıza çıkan duvara ABD’nin Özgürlük Heykeli kafası kurukafa şeklinde ölüm sembolü olarak çizilmiş. Hemen yanında da İran’ın meşhur ‘Marg bar Amrika’ (Kahrolsun Amerika!) bedduası var.

EVRAK KIYMA MAKİNELERİ

Koridorun sonuna doğru ilerledikçe odaların ehemmiyeti de artıyor. Bir oda kâğıt kıyma makineleriyle dolu. Baskın yapılacağı anlaşılınca diplomatlar gizli evrakları bu makinelerde kıymaya başlamışlardı. İranlılar daha sonra bu kıyılan evrakları halı dokumacıların da yardımıyla birleştirdi ve ‘Amerikan Casusluk Yuvasından Belgeler’ adıyla ciltler halinde yayımladı. Özellikle CIA’in İran ve çevre ülkelerdeki faaliyetlerine dair önemli detaylar da bu ciltlerde yer aldı.

ZAMAN DONMUŞ
Soldaki merdivenlerden elçiliğin yönetim katına çıkılıyor. Uzun bir koridorun iki yanına odalar sıralanmış. Asıl detaylar burada. Zaman donmuş gibi. Masaların üzerindeki dosyalar, eski telefonlar, daktilolar ve ağır çelik kapılar sanki birazdan görevine dönecek memurlarını bekliyor. Filmlerde, belgesellerde görülen ne varsa hepsi burada. Dönemin büyükelçisinin odası olduğu gibi duruyor. Elçi William Sullivan 7 ay önce ABD’ye çağrıldığı için rehinelikten kurtulmuş. Duvarda elçilikteki arkadaşlarıyla çekilmiş bir fotoğrafı var. Bu krizden sonraki seçimi kaybeden dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter’ın fotoğrafı da duvarda. Az ilerde sekreter/kâtip odası var. Daktilo masanın üstünde duruyor. Yandaki odada baskında ele geçen teçhizatlar sergileniyor. Telefonlar, telsizler ve bir bilgisayar da göze çarpıyor.

Elçilikteki 6 diplomat, baskın yapılırken arka kapıdan kaçıp Kanada Büyükelçiliği’nde saklanmayı başarmıştı. CIA bu altı kişiyi daha sonra ‘Canadian Caper’ adlı operasyonla İran’dan kaçırdı. Bu operasyon daha sonra ‘Argo’ adlı ödüllü filmin de konusu oldu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler