Ana içeriğe geç

Kadın yönetirse hikâye değişir

Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali kapsamında Ankara’ya gelen yönetmen Lucia Murat, sinemaseverlerin büyük ilgisi ile karşılandı. Murat, “Yöneten ve yazan kadın olduğunda, filmdeki kadın karakter de güçlü olur, farklı olur” dedi.

Kadın yönetirse hikâye değişir
Birgün
16

Ezgi SARI

Bu yıl ‘Çiçek mi Dediniz?’ temasıyla düzenlenen 29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali kadınların direniş, hafıza, adalet ve özgürlük mücadelelerini anlatan film ve söyleşilerle sürüyor. Bu yıl festival kapsamında Brezilyalı yönetmen Lucia Murat Ankara’da ağırlandı. Askeri diktatörlük dönemine, toplumsal hafızaya ve kadınların direniş deneyimlerine odaklanan filmleriyle uluslararası alanda tanınan Murat, Bilge Olgaç Başarı Ödülü’ne layık görüldü.

Festivalin ikinci gününde Kült Kavaklıdere Sineması’nda gerçekleştirilen “Kamerayla Direnmek: Lucia Murat’ın Hafıza ve Sinema Ustalık Sınıfı” etkinliğiyle Ankaralı sinemaseverlerle buluşan Murat, büyük ilgiyle karşılandı. Etkinlikte Murat, kişisel yaşam öyküsünden sinema kariyerine uzanan yolculuğunu ve deneyimlerini anlattı. Sinemasını şekillendiren politik ve kişisel deneyimlere değinen yönetmen, Brezilya’daki askeri diktatörlük döneminde yaşadığı tutukluluk ve işkencelerin sinemasını derinden etkilediğini anlattı. Yönetmen, şiddet, hafıza ve direniş temalarının filmlerinde merkezi bir yer tutmasının temelinde bu deneyimlerin bulunduğunu vurguladı. Lúcia Murat etkinliğin ardından BirGün’ün sorularını yanıtladı.

Üçüncü Sinema manifestosunda sinema, toplumsal dönüşümün bir aracı ve hatta bir "silah" olarak tanımlanır. Sizce günümüzde sinema hâlâ böyle bir dönüştürücü güce sahip mi?

Bugün görsel-işitsel dünya sadece sinemadan ibaret değil. Artık dijital yayın platformları gibi pek çok farklı mecra var. Şahsen ben sinemanın tek başına mevcut durumu doğrudan değiştirebileceğini sanmıyorum; ama insanların düşüncelerini değiştirmesi mümkün. Bu da zaten bir şeyleri değiştirmenin bir yoludur.

Tarihsel travmalar yaşamış toplumlarda sinemacının politik sorumluluğu nedir?

Bence en büyük sorumluluk, insanın kendi hislerine karşı dürüst olmasıdır. Duygularına sadık kalması... Araştırma yapmanın da çok önemli olduğunu düşünüyorum. İyi bir araştırmadan sonra, kendi hislerinize inanmalısınız.

Darbe ve diktatörlükle yüzleşen filmlerde kadınlar genellikle sadece birer kurban, baskının mağduru ya da kırılgan figürler olarak sunuluyor. Siz kendi filmlerinizde kadınları bu mağduriyet rollerinden çıkarıp nasıl güçlü birer politik özneye dönüştürüyorsunuz?

Bence bunu değiştirmenin tek yolu, kadınların yönetmen koltuğuna oturması ve senaryoları yazmasıdır. Kadın yazarların olması gerek. Çünkü yöneten ve yazan kadın olduğunda, filmdeki kadın karakter de güçlü olur, farklı olur. Çünkü bu kırılganlık fikri ataerkinin bir ürünü bizim kendimiz hakkında sahip olduğumuz bir fikir değil.

Brezilya'dan Türkiye'ye baktığınızda kaynak bulma, sansür ve ayrımcılık gibi konularda kadın yönetmenlerin küresel düzeyde ortak sorunlarının neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Bence Brezilya'da ve aslında tüm dünyada yönetmenlik ve senaristlik koltuğunda hâlâ çok az sayıdayız. Bence asıl büyük mücadele de bu, güç dengesinde erkeklerle eşit konuma gelebilmek…

Peki Türk sinemasının toplumsal ve siyasi boyutuyla hiç karşılaştınız mı? Bizim filmlerimizden herhangi birini izleme fırsatınız oldu mu?

Türk filmleri mi? Evet, evet. Cannes'a gidenleri... Bu iş hep böyledir zaten. Tıpkı sizin burada bildiğiniz Brezilya filmleri gibi. Eğer o festivallerde yer almazlarsa bilinmezler. Mesela yakın zamanda O The Secret Agent (Gizli Ajan) ve I’m Still Here (Hâlâ Buradayım) filmleri vardı gördüğünüz gibi. Yani durum iki taraf için de aynı.

Son olarak Dijital platformların egemen olduğu bu çağda, Üçüncü Sinema'nın o anti-emperyalist ruhunu sürdürmek hâlâ mümkün mü?

Bence evet. Hükümetlerimizin bu konuda bir kamu politikası üretmesi gerekiyor. Dijital yayın platformlarıyla da mücadele etmeliyiz, yani yasal düzenlemeler (regülasyonlar) yapmalıyız. Çünkü onları kendi haline bırakırsanız her şeyi ele geçirirler. Tek yol, her şeyi ele geçiremesinler diye yasal düzenlemeler için savaşmak, yani direnmek.

Kaynağa Git

İlgili Haberler