Ana içeriğe geç

Yalnızlaşan ortak: İSRAİL!

ABD siyasetinde İsrail'in kurduğu baskı ve izlediği politikalar, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat kanatta artık taşınamaz bir yük haline gelmeye başladı. Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance'in son dönemdeki sert çıkışları, Washington'ın artık İsrail'in her talebine boyun eğmeyeceğinin işareti olarak yorumlanıyor. Bölgede savaş tamtamları yeniden çalarken, İsrail ABD gözünde askeri yardımlar sürse bile artık "birlikte fotoğraf verilmek istenmeyen" sorunlu bir ortağa dönüştü.

Yalnızlaşan ortak: İSRAİL!
Cnn Türk
16

Gelişmelerden anında haberdar olun.

(Yunus Paksoy/Hürriyet)

İsrail artık birlikte poz verilmek istenmeyen arkadaş

BİRKAÇ gün önce ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in bir programda İsrail ile ilgili söylediği sözler haklı olarak olay oldu.

Neler dedi Vance bir hatırlayalım:

- İsrail’in sistemi içinde, savaşı süresiz olarak devam ettirmek için Amerikan kamuoyunu manipüle etmeye çalışanlar olduğunu şüphesiz biliyoruz.

- Epstein’in İsrail istihbaratının en üst kademesiyle bağlantıları olduğu da açıktı.

-Epstein’in İsrail derin devletiyle bağı vardı.

Aynı Vance, daha geçen ay da İran ile yapılan mutabakat zaptı sonrası Trump’a ve ABD’ye amansızca sallayan İsrail’e yine “ayar” vermişti.

- İsrail’e şu an olumlu bakan tek lider Trump kaldı.

- Ülkenizin içinde bulunduğu duruma uyanın.

Şimdi... Vance’in bu söylediklerini inanarak ya da inanmayarak söylemesinin hiçbir önemi yok.

Neden mi?

Çünkü İsrail’in ABD üzerinde kurduğu baskının giderek yüzsüzleşmesi, artık taşınamayacak bir hale gelmesi ve Vance’in altını çizdiği gibi dünyada tek savunanı kalmaması mühim.

Daha da mühim olan ise artık ABD’de siyasetçilerin, ister Cumhuriyetçi ister Demokrat olsun, İsrail’in politikalarına karşı koymak zorunda hissetmesi.

Her siyasetçinin koltuk uğruna “İsrail’in yoluna ölürüm” demek zorunda hissetmesinden buralara gelmek çok değerli. Trump’ın durumu ise biraz daha farklı. Şu son 1 aydır İsrail’e söyledikleri normal bir zamanda tahayyül bile edilemezdi.

Trump’ın derdi bir nebze de “asla emir almayan lider” duruşundan asla taviz vermek istememesi. “Ben büyük ortağım, Netanyahu ise çok küçük ortak” lafının arkasında bu yatıyor.

Bütün bu anlattıklarım yarından tezi yok İsrail etkisinin ABD’den silineceği anlamına geliyor mu? Hayır. İsrail’e gönderilen silahın teçhizatın bıçak gibi kesileceğini? Hayır. İsrail dostu Kongre üyelerinin çil yavrusu gibi dağılacağını? Hayır.

E peki o zaman ne işe yarıyor bu değişim?

ABD’nin bölgede almak isteyeceği kararlarda İsrail’in alenen “değiştir” baskısına kolay kolay boyun eğmeyeceğine.

“Hain” ilan edilmesine rağmen Trump’ın kötü olsa da yapılması gerektiğini düşündüğü için imzaladığı Mutabakat Zaptı tam da bunun ispatıdır.

2028 seçimleri adım adım yaklaşırken tabanı konsolide etmek için İsrail’i gömen bir Cumhuriyetçi Başkan Aday Adayı tam da bunun ispatıdır.

Trump’ın “Türkiye’ye F-35 satma” diye emir verir gibi konuşan Netanyahu’yu Fox’ta görüp “öfkeden deliye dönmesi” ve “Bu konuda konuşmaya hakkı yok” demesi tam da bunun ispatıdır.

Bu haliyle İsrail ABD’de “atsan atılmaz, satsan satılmaz, birlikte poz verilmek istenmeyen arkadaş” olmuştur.

İSTEDİĞİ OLDU

Evet... ABD, İsrail’in hülyalarına takılıp İran’a haksız bir savaş açtı.

Evet... Trump, Netanyahu’ya onay vererek İran’ın dini liderini öldürttü.

Evet... ABD ve İsrail daha savaşın ilk günlerinde 168 çocuğu katletti.

Evet... ABD ve İsrail çıktıkları bu yolda başarısız da oldu.

Fakat... Bu gerçeklerin hiçbiri 17 Haziran’da imzalanan Mutabakat Zaptı’nın nasıl ve hangi nedenle sona erdiği gerçeğini de değiştirmiyor.

Başta yazdıklarımı yazmak zorunda hissettim çünkü maalesef iki şey toplumda karıştırılıyor:

1- İran savaşın başından beri mazlumdu.

2-İran rejiminin hayatta kalma emelleri ve Hürmüz hırsı bu tabloyu değiştirdi.

Her ikisini de söyleyebilmek, gerçeğe ulaşmamıza engel değil.

Şimdi geldiğimiz noktada savaş yeniden yükselen bir ivmeyle şiddetleniyor.

Masaya oturan, iki ay görüşen, güç bela 14 maddelik bir metinde anlaşan iki tarafın bundan sonra yeniden bir mutabakata varması için...

-Ya İran elde ettiğinden daha azına razı olacak.

- Ya da Trump, taraflı tarafsız herkes tarafından “kötü” olarak bilinen mutabakattan “daha kötüsüne” razı olacak.

Son günlerde İran’da vurulmaya başlayan köprüler hayra alamet değil.

ABD’nin bölgeye gönderdiği 60’tan fazla yakıt ikmal uçağı ise hiç değil.

Rejimin istediği oldu. Hürmüz yeniden durdu. Savaş yeniden başladı.

Bu “raundu” kim kazanır bilmem ama kaybedenleri İran halkı, Körfez halkı ve bedelini dolaylı olarak ödeyecek olan dünya halkları.

SORUN BAŞKA YERDE

GÜN geçmiyor ki ABD’de bir “fıkra gibi” olay daha yaşanmasın.

Trump’ın prompter operatörü Gabriel Perez görevinden geçici olarak uzaklaştırıldı ve federal soruşturma altında.

Neden? Bir hata mı yaptı? Trump’ın bir hitabını mı batırdı? Hayır.

Efendim bu operatör bir bahis sitesinden 100 bin dolara yakın para kaldırmış. Ama bu bahis sitesi öyle futbol, basketbol maçlarına bahis oynanan bir site değil.

Burada... “Trump bugün konuşmasında şunu der, bunu der, şundan bahseder” diye bahis açılan, üzerinden para kazanılan bir site.

Hatırlayın Maduro operasyonu sırasında da yine aynı siteden Maduro’nun akıbeti ile ilgili bahisyapan üst düzey bir asker yakalanmıştı.

Bunlar şu ana kadar yakalananlar... Peki asıl sorun böyle bir bahis sisteminin olması değil midir?

Sen böyle bahislere izin verirsen Trump’ın promptercısı da, aşçısı da, bahçıvanı da bahis yapar. Ve bunun gibi başka sektörlerde binlerce çalışan da “insider trading” ile yolunu bulur. Sanırım hem borsada hem de bahiste “içeriden bilgi almak” ABD’nin en büyük meselelerinden biri olabilir.

Çözerler mi? Sanmıyorum.

MÜFLİS BEZİRGAN

BİLİYORSUNUZ en son yazıda “yarını bekleyin” demiş ve Beyaz Saray’ın inanılmaz şişirdiği Trump’ın “ulusa sesleniş” konuşmasına işaret etmiştim.

Efendim... Beklendiği gibi dağ fare doğurdu.

Trump yine herhangi bir kanıt olmadan 2020 seçim sonuçlarını sorguladı.

Evet... Bu yeni değil. 6 yıldır aynı şeyleri dinliyoruz. Bu sefer de farklı değildi.

Hatta Beyaz Saray o kadar çaresiz kalmış olacak ki... Yeni yayımlanan belgelerde “dış güçlerin” Biden’ın seçim kampanyasını hedef aldığı dahi yazıyor.

Bildiğin kendi kalesine gol yani.

E peki Trump o zaman bunu neden yaptı?

1-Kasım seçimleri öncesinde sandık başında ve seçim merkezlerinde olağanüstü federal kontrol sağlamak için olabilir.

2-Seçim sonrasında sonuçlar istendiği gibi gitmezse “biz demiştik, yine çalındı” demek için olabilir.

Yine de bu “ulusa sesleniş” bende tam bir “müflis bezirgan eski defterleri karıştırır” havası yarattı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler