MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında özetle şunları aktardı: “15 Temmuz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin içeriden çökertilmek istendiği çok katmanlı bir işgal teşebbüsüdür. Bu nedenle 15 Temmuz’u doğru okumak geleceği korumak bakımından da milli bir mecburiyettir. Çünkü 15 Temmuz’u sadece bir darbe olarak tarif edemeyiz. 15 Temmuz’u yalnızca FETÖ’nün kalkışması olarak değerlendirmek yetersizdir.
GÖRÜNMEZ OLDU YOK OLMADI
15 Temmuz, Çanakkale’yi geçemeyenlerin başka yollar aramasıdır. 15 Temmuz, Sevr’i kabul ettiremeyenlerin farklı yöntemlerle aynı hedefe ulaşma arayışıdır. FETÖ ise bu karanlık hesabın yalnızca taşeronu ve sahaya sürülmüş kirli bir maşasıdır. Üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir diğer husus daha vardır. FETÖ ile mücadele geçmişte kalmış bir mesele değildir. FETÖ tehdidinin tamamen ortadan kalktığını düşünmek ciddi bir yanılgıdır. İhanetin yöntem değiştirmesi, ihanetin sona erdiği anlamına gelmez. Tehdidin görünmez hale gelmesi, tehdidin yok olduğu anlamına gelmez. Dün himmet adı altında örgütlenenler vardı. Bugün başka maskelerle ortaya çıkmak isteyenler olabilir. Bu sebeple devlet hafızasının diri tutulması, kurumsal tedbirlerin tavizsiz sürdürülmesi ve milli şuurun canlı tutulması hayati önemdedir. Bu sebeple 15 Temmuz’un hatırasını yaşatmak yalnızca geçmişe saygı değildir. Aynı zamanda geleceğe karşı sorumluluktur.”
NATO VE AB ÇIKIŞI
MHP Genel Başkanı Bahçeli, NATO Zirvesi’yle ilgili de “CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35 sürecinin yeniden ele alınması yönünde beliren irade önemlidir; ancak üzerinde durmamız gereken husus Türkiye’nin yıllardır karşı karşıya bırakıldığı haksız muamelenin ittifak düzeninde meydana getirdiği itimat aşınmasını gidermektir. Bu sebeple Türkiye namına bu saatten sonra atılacak her olumlu adım, hakikat ibresinin yerini bulmasıdır. Ankara Zirvesi’nin ardından Brüksel koridorlarında tekrar gündeme oturacak en mühim başlıklardan biri, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) müzakere sürecidir” dedi.