Eğitim-İş 1 No'lu Şube Başkanı Özgür Şen tarafından yapılan açıklamada, Türkiye'de eğitim sisteminin ekonomik, ideolojik ve kurumsal bir kuşatma altında olduğu savunuldu. Açıklamayı okuyan Şen, eğitim alanında yaşanan sorunların tesadüfi olmadığını belirterek, "Açıklayacağımız veriler, eğitimde yaşananların kader değil, siyasi tercihlerin sonucu olduğunu göstermektedir. Karşımızdaki tablo artık basit bir aksaklık, bir yönetim hatası ya da sıradan bir bütçe yetersizliği değildir. Türkiye'de eğitim sistemi yalnızca sorun yaşamamaktadır; eğitim sistemi ekonomik, ideolojik ve kurumsal bir kuşatma altına alınmıştır" diye konuştu. Hazırladıkları 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı Dönem Sonu Değerlendirme Raporu'nun eğitimde yaşanan sorunların münferit olmadığını ortaya koyduğunu söyleyen Şen, eğitimde yaşanan sıkıntıların ekonomik, ideolojik ve yapısal boyutları bulunan sistematik bir dönüşümün sonucu olduğunu ifade etti.
"ÖĞRETMENLERİMİZİ TOPRAĞA VERDİK"
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e seslenen Şen, son dönemde yaşanan öğretmen ölümleri ve okullardaki şiddet olaylarına dikkat çekti.
"Sayın Bakan, siz başarı hikâyeleri anlatırken biz son dört ayda öğretmenlerimizi toprağa verdik" diyen Şen, İstanbul'da Fatma Nur Çelik'i, Kahramanmaraş'ta Ayla Kara'yı kaybettiklerini, Ağrı'da ise Irmak Koparan isimli öğretmenin yaşamdan koparıldığını söyledi.
Onlarca öğretmen ve öğrencinin okulda yaşanan şiddet olaylarının mağduru olduğunu kaydeden Şen, "Siz başarı tabloları açıklıyorsunuz; biz ise eğitim kurumlarında can güvenliğinin dahi sağlanamadığı bir gerçekle karşı karşıyayız. Yaşananlar münferit değildir; yıllardır sürdürülen yanlış politikaların, ihmallerin ve eğitimin kamusal niteliğini aşındıran tercihlerin sonucudur" dedi.
Şen, Eğitim-İş tarafından yürütülen "Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim" kampanyası kapsamında toplanan imzaların da Milli Eğitim Bakanlığı'na teslim edildiğini belirterek, söz konusu imzaların toplumsal itirazın ve güvenli okul talebinin göstergesi olduğunu söyledi.
"PARASIZ EĞİTİM TASFİYE EDİLİYOR"
Açıklamasında eğitimde yaşanan ekonomik sorunlara da değinen Şen, devletin anayasal bir yükümlülük olan parasız eğitim ilkesinden her geçen gün daha fazla uzaklaştığını savundu.
Birçok devlet okulunda velilerden "bağış", "aidat" veya "kayıt parası" adı altında 10 bin lira ile 100 bin lira arasında değişen ödemeler talep edildiğini öne süren Şen, okulların en temel ihtiyaçlarının dahi velilerin katkılarıyla karşılanmaya çalışıldığını söyledi.
Çocuklarını okula hazırlamaya çalışan ailelerin 65 bin liraya varan eğitim maliyetleriyle karşı karşıya bırakıldığını ifade eden Şen, giyim ve kırtasiye masraflarının tek başına neredeyse bir asgari ücrete denk geldiğini kaydetti.
OECD ve PISA verilerine göre Türkiye'de her beş öğrenciden birinin yoksulluk ve açlık riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Şen, buna rağmen çocuklara ücretsiz okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmasına yönelik taleplerin karşılıksız bırakıldığını söyledi.
Özel okul oranlarındaki artışa da dikkat çeken Şen, "2002 yılında toplam okullar içinde özel okul oranı yüzde 2 iken bugün yaklaşık yüzde 20'ye ulaşmıştır. Artık her 5 okuldan biri özel okuldur" dedi.
Velilerin özel okul ücretlerinin 2 milyon lirayı aştığı bir tabloda çocuklarını okutmaya çalıştığını ifade eden Şen, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in "600 bin liranın altında okullar da var" yönündeki sözlerini eleştirerek, kamusal eğitimi güçlendirmek yerine özel okulları seçenek olarak sunmanın eğitimin ticarileştirilmesinin açık itirafı olduğunu söyledi.
"LAİK EĞİTİM KUŞATMA ALTINDA"
Eğitim sisteminin bilimsel ve laik temellerden uzaklaştırıldığını savunan Şen, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ni eleştirdi.
Şen, "Bilimsel dayanağı bulunmayan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile eleştirel düşünceyi ve bilimsel eğitimi geri plana iten bir anlayış dayatılmaktadır. Amaç; sorgulayan, düşünen, özgür yurttaşlar değil, itaat eden bireyler yetiştirmektir" diye konuştu.
ÇEDES ve benzeri projelerle okulların pedagojik formasyona sahip olmayan din görevlilerinin ve çeşitli yapıların faaliyet alanına dönüştürüldüğünü öne süren Şen, çocukların bilimsel ve pedagojik eğitim yerine ideolojik yönlendirmelere maruz bırakıldığını söyledi.
Devlet okullarının çeşitli dernek ve vakıflarla yapılan protokoller aracılığıyla kamusal ve laik niteliğinden uzaklaştırıldığını ileri süren Şen, "Bu uygulamalar laik eğitim ilkesine ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu'na açıkça aykırıdır" dedi.
"ÇOCUKLAR VE ÖĞRETMENLER BEDEL ÖDÜYOR"
Kurumsal ve yapısal sorunlara da değinen Şen, Milli Eğitim Bakanlığı'nın kendi verilerine göre çok sayıda öğrencinin eğitim hakkından yararlanamadığını söyledi.
Açık öğretim ve MESEM kapsamındaki öğrencilerle birlikte zorunlu eğitim çağında olması gerekirken örgün eğitim dışında kalan çocuk sayısının 1,5 milyona yaklaştığını ifade eden Şen, "MESEM uygulaması çocukları eğitimden uzaklaştıran, ucuz iş gücü haline getiren ve çocuk emeği sömürüsünü yaygınlaştıran bir yapıya dönüşmüştür. Çocukların yeri işyerleri değil, okullardır" dedi.
Öğretmenlik Meslek Kanunu ile öğretmenler arasında unvan ve ücret ayrımları yaratıldığını savunan Şen, Akademi uygulamasının öğretmen yetiştirme sürecini yeni sorunlarla karşı karşıya bıraktığını söyledi.
Mülakat mağdurlarının haklarının gasp edildiğini, özel okul öğretmenlerinin düşük ücret ve güvencesizliğe mahkûm edildiğini belirten Şen, hak arayan öğretmenlere çözüm yerine baskı ve polis müdahalesi gösterildiğini öne sürdü.
TALEPLERİNİ SIRALADI
Eğitim politikalarının öğretmenlerin, eğitim emekçilerinin ve sendikaların görüşleri dikkate alınarak oluşturulması gerektiğini ifade eden Şen, taleplerini şöyle sıraladı:
"Eğitimde Şiddeti Önleme Kanunu derhal çıkarılmalı, okullara kadrolu güvenlik ve temizlik personeli atanmalı, her öğrenciye ücretsiz okul yemeği sağlanmalı, MESEM uygulamaları sona erdirilmeli, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli geri çekilmeli, tarikat ve cemaatlerle yapılan protokoller iptal edilmeli, mülakat kaldırılmalı, Akademi uygulaması geri çekilmeli ve özel okul öğretmenlerine taban ücret güvencesi sağlanmalıdır."
Açıklamasının sonunda laik, bilimsel, kamusal ve nitelikli eğitim hakkı için mücadeleyi sürdüreceklerini belirten Şen, Cumhuriyetin eğitim anlayışına ve aydınlanma değerlerine sahip çıkmaya devam edeceklerini söyledi.