Ana içeriğe geç

Çapa’da 100 yemekhane işçisi işsiz bırakıldı | EMEP’li Bayhan: Kamuda taşeron sistemi sona ermedi

İstanbul Tıp Fakültesinde ihale değişikliği sonrası yaklaşık 100 yemekhane işçisi işten çıkarıldı. EMEP Milletvekili İskender Bayhan, işçilerin alacakları ve sendikal haklara yönelik ihlalleri Çalışma Bakanı Işıkhan’a sordu.

Çapa’da 100 yemekhane işçisi işsiz bırakıldı | EMEP’li Bayhan: Kamuda taşeron sistemi sona ermedi
Evrensel
16

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinde yemekhane hizmetini yürüten şirketin sözleşmesinin sona ermesinin ardından yaklaşık 100 işçi işten çıkarıldı. EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, işçilerin ücret, fazla mesai, izin ve tazminat alacaklarının ödenmediği; yeniden işe alımın ise haklardan ve sendikadan vazgeçme şartına bağlandığı iddialarını Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması istemiyle Meclis gündemine taşıdı.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinde, yemekhane hizmetini yürüten Efsane Kadro Yemekçilik şirketinin sözleşmesinin sona ermesi ve ihalenin başka bir şirkete verilmesinin ardından yaklaşık 100 yemekhane işçisi 9 Temmuz’da işsiz bırakıldı. İşçilerin, yemek üretimi ve temizlik işlerinin yanı sıra eski şirkete ait malzemelerin taşınmasını da tamamladıkları, mesai bitiminde kapıların kilitlenmesiyle yeni dönemde çalıştırılmayacaklarını öğrendikleri belirtildi.

Bayhan, işçilere iş sözleşmelerinin hangi gerekçeyle feshedildiğine ilişkin bir açıklama yapılmadığını belirterek, ücret, fazla mesai, kullanılmayan yıllık izin, kıdem ve ihbar tazminatı başta olmak üzere işçilerin içeride kalan alacaklarının akıbetini sordu.

İşçiler kapalı görüşmelerle bölünmek isteniyor

İşten çıkarmaların ardından ihaleyi alan yeni şirketin, işçilerin tamamı ve örgütlü oldukları DİSK/Gıda-İş Sendikasıyla açık ve toplu bir görüşme gerçekleştirmediği ileri sürüldü. Yeni şirketin bazı işçilerle ayrı ayrı ve kapalı görüşmeler yaptığı, bu görüşmeler yoluyla işçilerin bölünmeye çalışıldığı belirtildi. İşçilere daha düşük ücret ve daha ağır çalışma koşullarının kabul ettirilmek istendiği, bazı işçilerin yeniden işe alınmasının ise geçmiş ücret ve tazminat alacaklarından vazgeçmeleri şartına bağlandığı aktarıldı.

Bayhan, bazı işçilere DİSK/Gıda-İş’ten ayrılmaları karşılığında yeniden işe alınma, elden para veya ikramiye teklif edildiği yönündeki iddiaların da araştırılmasını istedi. Bakan Işıkhan’a, “İşçilerin sendikal seçme hakkına müdahale edildiği; DİSK/Gıda-İş’in hastane içerisindeki faaliyetlerinin engellendiği, buna karşılık Öz Gıda-İş’e özel toplantı ve görüşme imkânları sağlandığı iddiaları hakkında soruşturma açılacak mıdır?” diye sordu.

Yıllardır kısa süreli ihalelerle çalıştırılıyorlar

İşçiler tarafından aktarılan bilgilere göre yemekhane çalışanları yıllardır 9,5 aylık, beş aylık veya üç aylık kısa süreli ihaleler kapsamında çalıştırılıyor. Her şirket ve ihale değişikliğinde işçiler işlerini, ücretlerini ve birikmiş haklarını kaybetme tehdidiyle karşı karşıya kalıyor. İhale sürelerinin giderek kısaltılması yoluyla ücretlerin düşürüldüğü ve işçilerin asgari ücret düzeyindeki çalışma koşullarına razı edilmeye çalışıldığı ifade ediliyor.

Bayhan, kamu hizmetlerinde taşeron sisteminin kaldırılmadığını, farklı biçimler altında sürdürüldüğünü belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“İnsan emeğinin ve çalışma hakkının şirketler arasında devredilebilir bir maliyet unsuruna dönüştürülmesi, kamuda taşeron sisteminin sona ermediğini göstermektedir.”

Bayhan, İstanbul Üniversitesi ve bağlı hastanelerinde son beş yılda yemekhane, temizlik, güvenlik ve hasta bakım hizmetleri için kaç ihale düzenlendiğini ve bunların kaçının bir yıldan kısa süreli olduğunu da Bakan Işıkhan’a sordu.

10 saati aşan çalışma, ödenmeyen mesailer

Yemekhane işçileri, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, garsonların kimi zaman günde 12 saate varan sürelerle çalıştırıldığını ve hafta sonu çalışmalarının “fedakârlık” adı altında karşılıksız bırakıldığını belirtti. Kullanılmayan yıllık izin ücretleri ile kıdem ve ihbar tazminatlarının da ödenmediğini aktaran işçiler, hastalandıklarında çalıştıkları kamu hastanesinde bile “şirket personeli” sayıldıkları için bürokratik engellerle karşılaştıklarını dile getirdi.

İşçiler hastane kartı, banka promosyonu ve diğer sosyal haklardan da yararlandırılmadıklarını söyledi. Bayhan, işçilerin kimi zaman günde 10 saatin üzerinde çalıştırıldığı, fazla mesai ve hafta tatili ücretlerinin ödenmediği iddiaları hakkında iş müfettişlerinin görevlendirilip görevlendirilmeyeceğini sordu.

Gece vardiyasında çalışan aşçılara mahkeme kararıyla tanınan yüzde 10 oranındaki ücret artışının bordrolara yansıtılmadığı iddiasını da gündeme getiren Bayhan, bu hakkın geriye dönük olarak ödenmesi için işlem yapılıp yapılmayacağını sordu.

Yemek hizmeti yevmiyeci işçilere yaptırıldı

Deneyimli yemekhane işçilerinin işten çıkarılmasının ardından yemek hizmetinin bir süre hastanedeki başka işçilere yaptırıldığı, devamında ise yevmiyeci ve geçici işçilerin çalıştırıldığı ifade edildi. Bayhan, İstanbul Üniversitesi hastanesinde yevmiyeci veya günlük işçi usulüyle çalışan personel sayısının açıklanmasını istedi. Bu işçilerin sigorta bildirimlerinin eksiksiz yapılıp yapılmadığını soran Bayhan, hastanede kayıt dışı veya eksik bildirimli işçi çalıştırıldığı iddiasının araştırılması çağrısında bulundu. Ayrıca hastanede yazılı iş sözleşmesi yapılmadan veya çalışma şartları bildirilmeden işe başlatılan işçi bulunup bulunmadığını sordu.

“Üniversite yönetimi sorumluluktan kaçamaz”

İstanbul Üniversitesi ve hastane yönetiminin çalışma koşullarını belirleyen ihale şartnamelerini hazırladığına, hizmetin yürütülmesini denetlediğine ve şirketlere ödeme yaptığına dikkat çeken Bayhan, yönetimin sorumluluğu taşeron şirketlere bırakamayacağını ifade etti:

“Asıl işveren konumundaki üniversite ve hastane yönetiminin, yaşanan hak gaspları karşısında sorumluluğu taşeron şirketlere yükleyerek geri çekilmesi kabul edilemez.”

Sağlık hizmetlerinin yalnızca hekim ve hemşirelerin çalışmasından ibaret olmadığını vurgulayan Bayhan, temizlik, hasta bakım ve yemekhane işçilerinin de sağlık hizmetinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti. Yemekhane işçilerinin güvencesizliğinin yalnızca işçilerin yaşamını değil, hastalara sunulan sağlık hizmetinin niteliğini ve güvenliğini de doğrudan etkilediğini ifade etti. Bayhan önergesinde şu soruya da yer verdi:

“Taşeron işçiliğin kaldırılacağı yönündeki açıklamalara rağmen kamu üniversiteleri ve üniversite hastanelerinde taşeron şirketler aracılığıyla çalıştırılan toplam işçi sayısı kaçtır?”

Yemekhane, temizlik, güvenlik ve hasta bakım hizmetlerinin sürekli işçi kadrolarıyla yürütülmesi gerektiğini belirten Bayhan, hastanelerde çalışan tüm emekçilerin kamu işçisi kadrosuna geçirilmesine yönelik bir hazırlık bulunup bulunmadığını sordu: “Kamuda taşeron sömürüsüne ve sendikal örgütlenmeyi baskı altına alan bu düzene son verilmesi için hangi işlemler yapılacaktır?”

Kaynağa Git

İlgili Haberler