Ana içeriğe geç

Araştırma: Stres, kanın fiziksel yapısını dakikalar içinde değiştirebilir

Yeni bir araştırma, kısa süreli psikolojik stresin dakikalar içinde kandaki pıhtılaşma yapısını değiştirebildiğini ve kanı pıhtı oluşturmaya daha yatkın hale getirdiğini ortaya koydu.

Araştırma: Stres, kanın fiziksel yapısını dakikalar içinde değiştirebilir
Nefes Gazetesi
16

Psikolojik stresin yalnızca zihinsel değil, biyolojik etkiler de yarattığını gösteren yeni bir araştırma, kısa süreli stresin kanın fiziksel yapısını dakikalar içinde değiştirebildiğini ortaya koydu.

Araştırmaya göre akut zihinsel stres, vücutta "serbest radikaller" olarak bilinen yüksek derecede reaktif moleküllerin üretimini artırıyor. Bu moleküller ise kan pıhtılarının oluşum biçimini değiştirerek kanı pıhtılaşmaya daha yatkın hale getiriyor.

Araştırmanın yazarı Lewis Fall, psikolojik stresin yalnızca beyinde kalmadığını, kan dolaşımı yoluyla tüm vücutta ölçülebilir biyolojik değişikliklere yol açtığını belirtti.

Araştırmacılar, 18-30 yaşları arasındaki sekiz sağlıklı erkek gönüllü üzerinde çalışma yürüttü. Katılımcılar iki farklı oturuma alındı. Bir oturumda dinlenmeleri istenirken, diğerinde psikolojik stres oluşturmak amacıyla bilimsel çalışmalarda yaygın kullanılan Trier Sosyal Stres Testi uygulandı.

Bu testte katılımcılar, hazırlık notları son anda ellerinden alınarak jüri üyeleri önünde konuşma yapmak zorunda bırakıldı. Ardından hata yaptıklarında baştan başlamaları gereken zorlu zihinsel aritmetik sorularını çözmeleri istendi.

Araştırmacılar her iki oturum öncesi ve sonrasında kan örnekleri aldı.

Dinlenme sırasında katılımcıların kanında önemli bir değişiklik görülmezken, stres testinin ardından iki önemli bulgu ortaya çıktı. Serbest radikal düzeyleri belirgin şekilde yükseldi. Oluşan kan pıhtıları daha büyük, daha yoğun ve fibrin adı verilen protein lifleri bakımından daha sıkı hale geldi.

Bulgular, psikolojik stresin kalp-damar sistemi üzerindeki fiziksel etkilerini azaltmaya yönelik yeni tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Araştırmacılar, gelecekte yalnızca stresin psikolojik yönüne değil, altta yatan biyokimyasal mekanizmaların hedef alınmasına da odaklanılabileceğini ifade etti.

Kaynağa Git

İlgili Haberler