HSK’nin 2026 yılı Ana Kararnamesi ile 4 bin 967 adli ve idari yargı mensubunun görev yeri değişmesine ilişkin eski hâkim Nuh Hüseyin Köse, çarpıcı bir değerlendirmede bulundu. Köse, kıdemli hakim ve savcıların emekliliklerine çok az bir süre kala atandığı yerlere dikkat çekip, "Bu durum, mesleğine 30 yılını vermiş yargıçların deneyimlerinden yararlanmak yerine onları emekli olmaya zorlamak olarak değerlendiriliyor" dedi.
Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) Adli ve İdari Yargı 2026 yılı Ana Kararnamesi tamamlandı. Kararname kapsamında 4 bin 608 adli yargı ve 359 idari yargı mensubunun görev yeri belirlendi.
Kararnameyle ağır ceza mahkemesi başkanlığına 160, bölge adliye mahkemesi daire başkanlığına 113, bölge adliye mahkemesi üyeliğine 471, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcılığına 80, Yargıtay tetkik hâkimliğine 12 ve Yargıtay Cumhuriyet savcılığına 15 atama yapıldı. Ayrıca 33 ilin başsavcısı, 27 ilin ise komisyon başkanı değişti.
"EMEKLİYE ZORLAMAK..."
Eski hâkim Nuh Hüseyin Köse, HSK’nın yaz kararnamesine ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Köse, yargıdaki atama uygulamalarına ilişkin değerlendirme yapmayı “zorunluluk” olarak gördüğünü belirtti.
Köse, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Yirmi dokuz yıllık yargıç ve yirmi yıllık bir sivil yargı aktivisti olarak yargıç ve savcı atamalarına ilişkin 2026 yaz kararnamesi hakkında bir değerlendirme yapmayı zorunluluk olarak görüyorum. Bu kapsamda:
- Teamüllerin değiştirildiğini, mesleğinde başarılı, işinden başka bir uğraşı olmayan, siyasetçiden ve ticaret erbabından uzak duran, meslekte 30 yılını doldurmuş birçok meslektaşın yerlerinin talepleri dışında değiştirildiğini görüyoruz.
- Yönetici yargıç ve savcı atamalarında kıdem, liyakat gibi faktörlerin gün geçtikçe ötelendiğine tanık oluyoruz.
- Büyük kentlerde başsavcı ve yardımcılarının atamalarının kamuoyunda ''yargının siyasallaştığı'' algısına neden olduğu ve özellikle siyasetçiler açısında hukuk güvenliği kaygılarını arttırdığını anlıyoruz.
- Meslekte yükselme açısından liyakat ilkesinin önemsenmemesi bir yana, ''üstada saygı'' ilkesinin ötelendiğini görüyoruz. Bu kapsamda, 65 yaşının dolmasına, dolayısıyla emekliliğine iki ay kalmış bir cumhuriyet savcısının Bölge adliye Cumhuriyet savcılığından alınıp, ilk derece mahkemesine atandığını, yine aynı kıdeme sahip yargıç ve savcıların uzak illere atandıklarını görüyoruz. Bu durum, mesleğine 30 yılını vermiş yargıçların deneyimlerinden yararlanmak yerine onları emekli olmaya zorlamak olarak değerlendiriliyor."
“Yirmi dokuz yıllık yargıç ve yirmi yıllık bir sivil yargı aktivisti olarak yargıç ve savcı atamalarına ilişkin 2026 yaz kararnamesi hakkında bir değerlendirme yapmayı zorunluluk olarak görüyorum. Bu kapsamda:
- Teamüllerin değiştirildiğini, mesleğinde başarılı, işinden başka bir uğraşı olmayan, siyasetçiden ve ticaret erbabından uzak duran, meslekte 30 yılını doldurmuş birçok meslektaşın yerlerinin talepleri dışında değiştirildiğini görüyoruz.
- Yönetici yargıç ve savcı atamalarında kıdem, liyakat gibi faktörlerin gün geçtikçe ötelendiğine tanık oluyoruz.
- Büyük kentlerde başsavcı ve yardımcılarının atamalarının kamuoyunda ''yargının siyasallaştığı'' algısına neden olduğu ve özellikle siyasetçiler açısında hukuk güvenliği kaygılarını arttırdığını anlıyoruz.
- Meslekte yükselme açısından liyakat ilkesinin önemsenmemesi bir yana, ''üstada saygı'' ilkesinin ötelendiğini görüyoruz. Bu kapsamda, 65 yaşının dolmasına, dolayısıyla emekliliğine iki ay kalmış bir cumhuriyet savcısının Bölge adliye Cumhuriyet savcılığından alınıp, ilk derece mahkemesine atandığını, yine aynı kıdeme sahip yargıç ve savcıların uzak illere atandıklarını görüyoruz. Bu durum, mesleğine 30 yılını vermiş yargıçların deneyimlerinden yararlanmak yerine onları emekli olmaya zorlamak olarak değerlendiriliyor."
"YURTTAŞIN DA HUKUK GÜVENLİĞİ OLMAZ"
Köse, açıklamasının sonunda yargıçların yer güvencesine dikkat çekti. Yer güvencesinin yalnızca yargı mensupları için değil, yurttaşların hukuk güvenliği için de kritik olduğunu vurgulayan Köse, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sonuç olarak; yargıcın yer güvencesinin olmadığı sistemde, yurttaşın da hukuk güvenliği olmaz. Adaletsizlik sırası geldiğinde ''bana bir şey olmaz'' diyeni de vurur. Güvenli yarınlar dilerim.”