Ankara-Atina arasında son dönemde artan gerilimin unsurlarından olan ve Türk kamuoyunda "Mavi Vatan Yasası" olarak bilenen düzenleme konusunda iki ülke dışişleri bakanları arasındaki ilk temas 10 Haziran'da Bulgaristan'da gerçekleşti.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Gerapetritis'in Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'a Atina'nın kaygılarını ilettiği, tek taraflı adımların sonuç vermeyeceği mesajını verdiği kaydedildi.
Bakan Fidan'ın ise içeriği henüz açıklanmayan yasal düzenlemeye ilişkin "eksik bilgiden" kaynaklanan yorumlar olduğunu, Türkiye'nin uluslararası hukuka ve komşuluk ilişkilerine saygı duyduğunu kaydettiği belirtildi.
Yunanistan neden tepkili?
Gerapetritis ve Fidan, 10 Haziran'da Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da biraraya geldi.
İki bakanın görüşmesi, Şubat ayında Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in Ankara ziyaretinin ardından iki ülke ilişkilerinin yeniden gerilim sürecine girdiği bir dönemde gerçekleşmesi açısından önem kazandı.
Görüşmenin ardından iki ülke dışişleri bakanlığı yetkililerinin basına yaptıkları bilgilendirmede, Gerapetritis ve Fidan'ın bu gerilimin en önemli unsuru olarak görülen ve TBMM gündeminde olan "Deniz Yetki Alanları Kanun" taslağını ele aldıkları duyuruldu.
Henüz içeriği tam olarak bilinmeyen kanun taslağına ilişkin şu ana tek resmi açıklama Savunma Bakanlığı kaynaklarınca Mayıs ayında yapıldı.
Buna göre, söz konusu çalışma "Türkiye'nin Karadeniz, Akdeniz ve Ege Denizi'ndeki yetki alanlarına ilişkin sorumlulukları belirleyecek ve iç hukuk mevzuatındaki eksiklikleri giderecek çerçeve bir yasa niteliğinde" olarak tanımlandı.
Yunanistan'da siyasetçilere ve medyaya göre ise Türkiye'nin bu adımı, Ege Denizi'ndeki Yunan egemenliğini tehlikeye atacak düzenlemeler içeriyor.
Yunan basınından 'Ege'de hak iddiası' haberleri
Yunan diplomatik kaynaklara göre Gerapetritis, söz konusu düzenlemeye ilişkin Atina'nın bu kaygılarını Fidan'a iletti.
Yunan dışişleri bakanının, tek taraflı eylemlerin yasal bir etkisi olmayacağı ve bölgede korunmaya çalışılan huzur ortamına bir yarar sağlamayacağı görüşünü Fidan'a aktardığı kaydedildi.
Gerapetritis'in Türkiye ve Yunanistan arasındaki tek sorunun Ege Denizi'nde kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge'ye (MEB) ilişkin deniz sınırları olduğunu da kayda geçirdiği bildirildi.
Yunan dışişleri bakanının bu sözlerle, TBMM'den geçmesi olası yasanın, Ege Denizi'nde egemenlik açısından bir sonuç yaratmayacağı mesajını verdiği değerlendiriliyor.
Yunan basınında, sözkonusu yasa taslağıyla, Türkiye'nin Ege'de anlaşmalarla Yunanistan'a verilmeyen 152 ada ve formasyon üzerinde hak iddia edebileceği haberleri yer almıştı.
Bu haberler doğrulanmazken Türkiye'nin Akdeniz ve Karadeniz'de belirlediği 12 mil ve Ege Denizi'nde belirlediği 6 millik karasularını genişletmesinin de söz konusu olmadığı da kaydedilmişti.
Türk diplomatik kaynakları da iki dışişleri bakanının görüşmesinde taraflar arasında gerilim yaratan yasal düzenlemenin gündeme geldiğini doğruladılar.
Kaynaklara göre Fidan, "TBMM'nin gündeminde olan Deniz Yetki Alanları kanun taslağının ulusal bir mevzuat niteliği taşıdığını hatırlatarak, Türkiye'nin uluslararası hukuka ve komşuluk hukukuna saygılı bir ülke olduğunu" vurguladı.
Fidan'ın aynı saygıyı tüm komşu ülkelerden görmeyi beklediklerini ifade ettiği ve "bazı çevreler tarafından kanun metnine ilişkin olarak eksik bilgiye dayanan ve ikili ilişkileri olumsuz etkileyecek çıkışlar yapılmasını yadırgadıklarını ve bu konuda daha sorumlu davranılmasını beklediklerini" dile getirdiği kaydedildi.
Kaynakların yaptığı bilgilendirmede, "Bakan Fidan, Doğu Akdeniz'in bir tırmanma değil, iş birliği alanı olması gerektiğine dikkat çekerek ülkemiz aleyhine ve bölgesel istikrara zarar verebilecek adımlardan kaçınılması gerektiğini kaydetti" ifadelerine de yer verildi.
Fidan'ın Yunanistan'ın da uluslararası hukuka saygı duyması beklentisini dile getirirken Atina'nın son yıllarda deniz mekansal planlama gibi sivil ve çevre koruma amaçlı adımlarla Ege Denizi'nde stratejik kazanımlar elde etme girişimlerine ve özellikle adaların silahlandırılması girişimlerine atıfta bulunduğu değerlendiriliyor.
Düzenleme NATO zirvesi sonrasına mı kaldı?
Yasal düzenlemeye ilişkin haberlerin çıkmaya başladığı geçen aylarda yapılan değerlendirmelerde, yasa taslağının Haziran ayında TBMM'ye sunulabileceği öngörülüyordu.
Ancak Türkiye'nin 7-8 Temmuz günlerinde NATO tarihi açısından kritik önemde bir zirveye ev sahipliği yapacak olması nedeniyle yasal düzenlemeye ilişkin yeni bir takvimlendirmeye gidildiği Ankara'da yapılan değerlendirmeler arasında.
TBMM'nin temmuz ayı ortalarında kapanacak olması nedeniyle yasal düzenlemenin 1 Ekim'de başlayacak yeni yasama dönemine kaldığı da Türk ve Yunan basınına yansıyan olasılıklar arasında.
Türkiye ve Yunanistan, 1952 yılında birlikte NATO'ya katıldılar.
Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Dışişleri Bakanı Gerapetritis ve Savunma Bakanı Nikos Dendias'ın da NATO Zirvesi'ne katılmak için Temmuz ayında Ankara'da olmaları öngörülüyor.
Erdoğan ve Miçotakis, Şubat ayında yaptıkları görüşmede, Ortadoğu ve Avrupa'da yaşanan savaşların bölgede zaten büyük bir gerilime neden olduğunu, Doğu Akdeniz ve Ege Denizi'nde mevcut sükunetin korunması konusunda görüş birliğinde olduklarını kaydetmişlerdi.
Yunan diplomatların verdiği bilgiye göre, iki bakan Kıbrıs sorununun çözümü kapsamında BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in girişimleri hakkında da görüş alışverişinde bulundular.
Guterres'in temmuz ayı sonu ya da Ağustos ayında 5+1 formatında yeni bir toplantı hazırlığında olduğu biliniyor.
Genel Sekreterin Kıbrıs için atadığı kişisel temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar, geçen hafta sonu Kıbrıs'ta temaslarda bulunmuştu. Holguin Cuellar'ın gelecek hafta da Ankara ve Atina'yı ziyaret edeceği kaydediliyor.
5+1 formatındaki toplantılarda adadaki Rum ve Türk toplumunun yanı sıra üç garantör ülke Türkiye, Yunanistan ve İngiltere de masada yer alıyor. Guterres'in geçen sene gerçekleştirdiği bu toplantılarda Kıbrıs sorununun çözümü için uygun bir siyasi zemin olmadığı görüşü öne çıkmıştı.
Yıl sonunda görevi bitecek olan Guterres'in 5+1 formatındaki toplantıda çözüm için son bir girişimde bulunmayı planladığı kaydediliyor.