Şişecam, dün İstanbul'da düzenlediği 40. Şişecam Uluslararası Cam Konferansı ile cam sektörünün önde gelen temsilcilerini, akademisyenleri ve teknoloji dünyasını bir araya getirdi.
Bu yıl 'İnovasyon İçin Güç Birliği: Enerji ve Camın Geleceğe Yönelik Dönüşümü' (United to Innovate: A Future-Focused Transformation of Energy & Glass) temasıyla gerçekleştirilen konferans, cam endüstrisinin sürdürülebilir geleceğine yönelik stratejik tartışmalara ev sahipliği yaptı.
Konferans kapsamında ayrıca Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) İklim Stratejisi ve Uygulama Genel Müdürü Gianpiero Nacci'nin katılımıyla 'Dönüşümün Güvence Altına Alınması: Enerji Yoğun Sanayinin Karbonsuzlaşmasının Finansmanı' başlıklı söyleşi düzenlendi.
Söyleşide, enerji yoğun sanayilerin düşük karbonlu dönüşümünün finansmanı, dönüşümü hızlandırabilecek yatırım araçları ile kamu ve özel sektör finansman kaynaklarının uyumlu hale getirilmesine yönelik başlıklar değerlendirildi.
“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ARTIK UZUN VADELİ BİR VİZYONUN ÇOK ÖTESİNDE”
Konferansın açılışında konuşan Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, camın ardındaki bilimsel derinliğe ve sektörün dönüşümüne dikkat çekerek şunları söyledi:
“Camı daha işlevsel, sürdürülebilir ve hafif üretme arayışı bizim için bitiş çizgisi olmayan bir yolculuk. Özellikle sürdürülebilirlik artık uzun vadeli bir vizyon değil, tüm değer zincirimizi şekillendiren temel bir dönüşüm ajandası. Cam, doğası gereği enerji yoğun bir endüstri. Bu yapının beraberinde getirdiği çevresel ve operasyonel zorluklara karşı sektör olarak ortak akılla, inovasyonla ve güçlü iş birlikleriyle somut çözümler üretmemiz kaçınılmaz. Şişecam olarak hedefimiz, 50 yıllık köklü Ar-Ge birikimimizle bu sektörel çözümlere öncülük etmek. Şişecam Uluslararası Cam Konferansı da bu hedefe ilerlememizi destekleyen önemli bir platform.”
"ÖNÜMÜZDEKİ 2-3 YIL İÇİNDE DÜNYA ENERJİ HARİTASININ YENİDEN ÇİZİLMEYE BAŞLANACAK"
Etkinliğin ana konuşmacısı Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol ise, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin enerji sektörünün risk algısını değiştirdiğine değinerek, "Ortadoğu’daki savaşın küresel enerji sektörüne ciddi olumsuz etkileri oldu. Ülkeler artık enerji stratejilerini yeniden gözden geçirmek zorunda. Yıllar boyunca ‘acaba günün birinde Hürmüz Boğazı kapanırsa ne olur, kapanır mı’ diye konuşuluyordu. Şimdi Boğaz’ın güvenilirliğine dair perspektif değişti” dedi.
Sözlerinin devamında Birol, “Bu durumun tekrarlama ihtimali ‘güven’ konusunu enerji piyasalarında gündemin en üstüne taşıyor. İnsanlar, bir kez kapandıysa bir daha kapanabilir düşüncesinde. Hürmüz konusu nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın önümüzdeki 2-3 yıl içinde dünya enerji haritasının yeniden çizilmeye başlanacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
“BU ÇAĞA ELEKTRİK ÇAĞI DİYORUZ”
Elektriğin değerli hale geleceğinin ve yenilenebilir ile nükleer enerji ilerleme göstereceğinin altını çizen Birol şunları söyledi:
“Ekonomimiz, sosyal yaşantımız enerjiyle tetikleniyor. Petrol ve gazdan sonra yavaş yavaş elektrik dönemine geliyoruz. Bu artışın tetikleyici unsurlarından biri yapay zeka. Veri merkezleri 7/24 elektriğe ihtiyaç duyuyor. İkincisi elektrikli araçlar. 5 yıl önce dünyada satılan araçların yüzde 5’i elektrikliyken bugün bu oran yüzde 30. Üçüncü tetikleyici ise klimalar. İklim değişiklikleri ve sıcaklıkların artması klima kullanımını ciddi oranda artırıyor. Bu üç unsur elektrifikasyon için en önemli tetikleyiciler. Biz bu çağa elektrik çağı diyoruz. Enerji krizi konusunda kurumlar ve devletler doğru stratejiler kurmalı, güvenilir ortaklar edinmeli ve daha ödenebilir bir şekilde elektrik üretilmeli.”
