Şarkıcı Gülşen, diyetisyen ve yaşam koçu Şeyda Coşkun ile Tuba Coşkun’un ‘Ritmini Bul’ programına konuk oldu. İşte özel hayatına dair yaptığı açıklamalar…
Kraliçe, ikon gibi bana atfedilen lakapların içini doldurmaya ve hak etmeye çalışıyorum. İyi şeyler yapmaya çabalıyorum.
İstanbul çok sevdiğim bir şehir. Benim doğduğum ve doyduğum yer. k Sahneye çıktığım an dinleniyorum. Kendimi tatilde gibi hissettiğim en huzurlu, en mutlu ve güvende hissettiğim alan.

Canımı sıkan hiç kimseyi görmek istemiyorum, suratı asık biri yanımda olsun istemiyorum.
Anlaşılmak gibi bir kaygım yok.
Memur ve bankacı gibi sabah 08.00 akşam 17.00 arası bir iş yapıyor olsaydım ona göre giyinip gidecektim. Sanki evde de sahnede olduğum gibi bir algı var.
Eğlenceli, komik, neşeli ve çocuksu bir ruha sahibim.
Kendimi görmek istediğim bir beden, dış görünüş var. Onun olması için ne gerekiyorsa yapmaya çalışıyorum. Bedenimden mutluyum.
Anne olduktan sonra kendimi iki kişi olarak görüyorum. Dünyanın en kıymetli hazinesini bana emanet etmişler gibi hissediyorum. Sonsuz bir sevgi ve koruma duygusu gelişti.
Oğlum Azur daha çok bana benziyor. Karakter olarak benden çok almış.

Azur’un müzik yeteneği çok yüksek. Besteler yapıyor. Gitar çalıyor. Yeni albümümde Azur’un kayıtları da olacak.
İşimi seviyorum. Değişimi seviyorum. Yeni olan her şeyi çok seviyorum.
En büyük lüksüm spordan, sağlıklı beslenmeden, konserden sonra kazandibi, dilli kaşarlı tost yemek. Bir keresinde iki tane yedim diye Sarıyer’e kadar yürümüştüm.