Ana içeriğe geç

Karayılan'dan çerçeve yasa açıklaması; 'Anlaşma olsaydı DEM Parti heyeti de İmralı'ya giderdi'

Murat Karayılan, İmralı'da devlet heyeti ile Abdullah Öcalan arasında yürütülen görüşmelerde henüz bir uzlaşma sağlanamadığını belirterek, 'Anlaşma olsaydı DEM Parti heyeti de İmralı'ya giderdi' dedi. Karayılan, çerçeve yasanın kapsayıcı olması halinde bunun 'tarihi bir fırsat' olacağını da söyledi

Karayılan'dan çerçeve yasa açıklaması; 'Anlaşma olsaydı DEM Parti heyeti de İmralı'ya giderdi'
Artı Gerçek
16

Artı Gerçek - PKK’nin üst düzey yöneticilerindenö Murat Karayılan, Sterk TV'de yaptığı açıklamalarda Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025 tarihli çağrısıyla başlayan süreci ve Meclis'te çıkarılması beklenen çerçeve yasayı değerlendirdi.

Sürecin hem PKK hem de Türkiye açısından tarihi önemde olduğunu belirten Karayılan, örgütün aldığı kararlarla geri dönülmeyecek adımlar attığını belirterek, devletin ise şimdiye kadar yasal zeminde gerekli adımları atmadığını ifade etti.

'Devlet de kendi paradigmasını değiştirmeli'

Karayılan, devletin güven oluşturacak adımlar atmadığını belirterek şunları söyledi:

"Biz PKK'yi feshettik, silahlı mücadele stratejisini durdurduk. Yani biz artık düşmanlığı sona erdirdik. 'Yeni bir sayfa açıyoruz; artık düşmanlık değil dostluk yapmak istiyoruz' dedik. Ancak gel gör ki pratikte bir kucaklaşma yok. Ona uygun yasal adımlar halen atılmış değil."

'ÇERÇEVE YASA TARİHİ FIRSAT OLABİLİR'

Meclis'e gelmesi beklenen çerçeve yasa hazırlıklarına da değinen Karayılan, yasanın içeriğinin belirleyici olacağını belirtti.

"Bu çerçeve yasanın içeriği eğer tek taraflı olmazsa ve kapsayıcı olursa, bu Türkiye için tarihi bir fırsat olur. Bu yasanın nasıl olacağını bekliyoruz. Her şeyi kapsayacak mı, kapsamayacak mı?" dedi.

'İMRALI'DA ANLAŞMA OLMADIĞI İÇİN GÖRÜŞME DE OLMUYOR'

Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmelere ilişkin de konuşan Karayılan, uzun süredir dışarıdan heyetlerin İmralı'ya gitmediğini belirterek, bunun görüşmelerde henüz bir sonuca ulaşılamadığını gösterdiğini söyledi.

Karayılan, "42 gündür dışardan hiçbir heyet Rêber Apo'nun yanına gitmemiştir. Eğer anlaşma olsaydı, aynı gün DEM Parti heyeti de İmralı'ya giderdi. Şimdi neden kimsenin gitmesine izin vermiyorlar? Çünkü tartışmalarda netleşen bir sonuç yok" ifadelerini kullandı.

'GERİ DÖNÜLMEYECEK KARARLAR ALDIK'

Karayılan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

"(Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat çağrısı) Bizim için önemli olduğu kadar Türkiye Cumhuriyeti ve devleti için de önemlidir. Çünkü Kürt sorunu, Türkiye’nin en köklü ve temel bir sorunudur. Demokratik Toplum Mücadele Stratejisi’ne inandık ve bu temelde adım attık. Geçen yaklaşık bir buçuk yıllık süreç içerisinde hareketimizin gösterdiği duruş, alınan kararlar, atılan adımlar, hareketimizin ve yönetimimizin bu konuda ne kadar kararlı olduğunu gösteriyor. Bizler her şeyi yasalarımıza göre yaptık. Bir daha geri dönülemeyecek kararlar aldık. Ancak Türk devleti şimdiye kadar yasal anlamda herhangi bir adım atmadı. Tabii ki bu, hiçbir şey yapmadıkları anlamına gelmiyor. İşte İmralı’ya gidiş-gelişler oluyor, Meclis'te komisyon kurdular, yine bir süre sonra ateşkes çift taraflı bir hal aldı, savaş durdu. Elbette bu biçimde kimi yaklaşımlar söz konusu ama sürecin gelişmesi için, zamana yayılmaması için gerekli olan şeyler halen yerine getirilmiş değildir. Belli ki Türk devleti bu konuda halen net bir karar vermemiştir. Birçok konuyu gündemlerine getiriyorlar ve görüldüğü kadarıyla evet ile hayır arasında bırakıyorlar.

'DEVLET GÜVEN YARATAN BİR ADIM ATMADI'

Diğer bir konu ise, çok fazlaca güven sorunu vardır. Mesela şimdiye kadar devlet tarafından güven yaratan bir adım atılmamıştır. Bir kucaklaşma durumu yaşanmamıştır. Mesela biz PKK’yi feshettik, silahlı mücadele stratejisini durdurduk. Yani biz artık düşmanlığı sona erdirdik. ‘Yeni bir sayfa açıyoruz; artık düşmanlık değil dostluk yapmak istiyoruz’ dedik. Doğrudur; Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yine Devlet Bahçeli gibi kişiler Kürt-Türk-Arap kardeşliğinden söz ediyorlar. Bu minvaldeki cümleler zaman zaman devlet yetkilileri tarafından dile getiriliyor. Ancak gel gör ki pratikte bir kucaklaşma yok. Yani ona uygun yasal adımlar halen atılmış değil. Elbette bu kadar geç kalınması bir tartışma konusudur. Kuşkusuz bunun nedenleri vardır. Tabii daha başta, yaklaşımda sorun vardır. Mesela ‘Terörsüz Türkiye’ diyorlar. Kürt sorunu tarihsel ve toplumsal bir sorundur. Bu meselenin hepsini getirip bir ‘terör’ sorununa indirgemekle nasıl çözümcü bir yaklaşım geliştirilebilir ki? Biz sorunun çözümüne dönük olan paradigmamızı değiştirdik. Ancak devlet de kendi paradigmasını değiştirmeli.

'DEMOKRATİK CUMHURİYETE KATILMAK İSTİYORUZ'

Bizler devletle barışmak, cumhuriyeti demokratik bir cumhuriyet haline getirmek ve demokratik cumhuriyete katılmak istiyoruz. Bu cumhuriyetin karşısında olmak istemiyoruz. Ama karşı taraftan aynı yaklaşımı görmüyoruz. Yani kuşkularla, endişelerle, kaygılarla yaklaşıyorlar. Halbuki biz karar aldık; Kongre kararlarına bağlıyız.

'ÇERÇEVE YASA KAPSAYICI OLURSA TARİHİ BİR FIRSAT OLUR'

Bu birkaç gündür, ‘bu ay içerisinde çerçeve yasanın meclise gelmesine dönük karar alındı’ biçiminde açıklamalar yapılıyor. Bu çok önemli bir şeydir. Bu çerçeve yasanın içeriği eğer tek taraflı olmazsa ve kapsayıcı olursa, bu Türkiye için tarihi bir fırsat olur. Bu yasanın nasıl olacağını bekliyoruz. Her şeyi kapsayacak mı kapsamayacak mı?

'İMRALI'DA ANLAŞMA OLMADIĞI İÇİN GÖRÜŞME DE OLMUYOR'

Devlet heyetinin İmralı’ya gittiğini, Rêber Apo ile muhtemelen bazen diğer arkadaşların da dahil olduğu görüşmeler yaptıklarını biliyoruz. Görüldüğü kadarıyla şimdiye kadar bir neticeye varamadıkları için bu tecrit devam ediyor.

42 gündür dışardan hiçbir heyet Rêber Apo’nun yanına gitmemiştir. Halbuki en fazla bu dönemde gidiş gelişlerin olması gerekirdi. Orada Rêber Apo ile görüşme yapıyorlar. Rêber Apo’nun yanındaki arkadaşlar da katılıyor olabilirler. Bir tartışma var. Ama bu tartışma bir neticeye varmadığı için tecrit de devam ediyor. Şimdi iktidara yakın birileri Önder Apo’nun çerçeve yasayı onayladığını basına yansıtmış. Böyle şeyler söylüyorlar ama bu doğru değildir, yalandır. Bu da psikolojik bir savaştır, beklenti ve umut yaratmak istiyorlar. Eğer anlaşma olsaydı, yol açarlardı ve aynı gün DEM Parti heyeti de İmralı’ya giderdi. Şimdi neden kimsenin gitmesine izin vermiyorlar? Çünkü tartışmalarda netleşen bir sonuç yok. Onun için çözümsüz bir durumda Rêber Apo’nun fikir ve görüşlerinin bize ve kamuoyuna yansımasını istemiyorlar. Güya kendilerince böyle bir tedbir alıyorlar. Görüşme olduğunda Rêber Apo’nun mevcut durumu değerlendirip, yorumlayacağını ve eleştireceğini biliyorlar. Bu durumda henüz ulaşılan bir sonucun olmadığı anlaşılıyor ve bundan dolayı böyle sürüyor. Biz böyle anlıyoruz.

'DEVLET KENDİ YAKLAŞIMINI DAYATIYOR'

Diğer görünen şey nedir? Orada (İmralı’da), devlet kendi yaklaşımını Rêber Apo’ya dayatıyor. Tartışmalarla, tek yanlı çabalarla kendi yaklaşımını dayatıp kabul ettirmek istiyor. Böyle bir durumun olduğu anlaşılıyor. Devlet tarafı böyle yapmamalı! Bu, eleştiri konusudur, endişe ve kaygı uyandırıcıdır. Şimdi görünenler böyledir.
(Öcalan) Her konuda karar alabilir. Biz, arkadaşlarımız, örgütümüz bunu daha önce de belirtmiş durumdayız. Fakat Rêber Apo hakkındaki kararı biz veririz. Yani gerilla bu kararı verir. Kongre, bu inisiyatifi gerillaya vermiştir.

'ADALET VE HAKİKAT KOMİSYONU KURULSUN'

Gerillayı suçlu suçsuz diye kategorize etmeleri de doğru değildir. Hele dosyaları bir açalım ve görelim, sizin suçlarınız bizden çok daha fazladır. Adalet ve Hakikat Komisyonu oluşturulursa -ki oluşturulmasını da öneriyoruz-, görelim kimin ne kadar suçu var? Faili meçhul adı altında 17 bin 500 insanımız suikast edilmiş. Daha yakın bir zamanda 2015’te Cizre bodrumlarında 270 insanımız yakıldı. Suçsa, kim suç işlemiş? Eğer biz suç dosyalarını açarsak başka bir çerçevenin konusu olur." (MEZOPOTAMYA AJANSI)

Kaynağa Git

İlgili Haberler