Ana içeriğe geç

AB Ekonomi Komiseri'nin gezisinden iki çıktı

Avrupa Birliği Komisyonu’nun ekonomiden sorumlu üyesi Valdis Dombrovskis’in İstanbul’da bir grup gazeteciyle yaptığı sohbet toplantısından çıkan en ilginç...

AB Ekonomi Komiseri'nin gezisinden iki çıktı
Gazete Oksijen
16

Avrupa Birliği Komisyonu’nun ekonomiden sorumlu üyesi Valdis Dombrovskis’in İstanbul’da bir grup gazeteciyle yaptığı sohbet toplantısından çıkan en ilginç sonuçlardan biri, Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği’nin güncellenmesine ilişkin kapsamlı müzakerelerden önce konunun hukuki yönüne dönük teknik düzeyde görüşmelerin başlatılmasının tasarlandığını duyurması oldu

Bunun gibi, Dombrovskis’in Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Perşembe günü bir araya geldiği ‘Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog’ toplantısından sonra yapılan ‘ortak açıklama’da, “hukuk, demokrasi ve medya özgürlüğüne” yapılan atıf ve bunun ekonomik güven ortamı ve iş ortamının güçlendirilmesi bakımından da önemli olduğunun” vurgulanması da bir o kadar dikkat çekiciydi.

Dombrovskis’in ziyareti geride bırakmakta olduğumuz hafta Türkiye ile AB arasında gerçekleşen üst düzey trafiğin ikinci aşamasıydı. Hemen öncesinde, geçen Salı günü AB Komisyonu’ndan en üst düzeyde üç temsilcinin gelişiyle birlikte düşünüldüğünde, çok uzun zamandır Brüksel’den Türkiye’ye bu düzeyde toplu bir ziyaret söz konusu olmamıştı.

Ankara’ya ani bir şekilde gelen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilen bu üst düzey heyette AB Komisyonu Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kaja Kallas, Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos ile İçişleri ve Göçten Sorumlu Üyesi Magnus Brunner yer aldı.

Kuşkusuz, önümüzdeki hafta düzenlenecek olan NATO Zirvesi vesilesiyle AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB’nin hükümetler kanadını temsil eden AB Konseyi Başkanı Antonio Costa’nın da Ankara’ya gelecek olması, Türkiye-AB arasındaki sürpriz diyalog yoğunluğunu bir kademe daha yukarı taşıyacak.

Komisyon Üyesi: “Müzakereler için oybirliği yok”

Tam unvanı ile ‘AB Komisyonu Ekonomi ve Üretkenlik, Uygulama ve Basitleştirmeden Sorumlu Üyesi’ Valdis Dombrovskis, dün sabah bir grup gazeteci ile bir araya gelerek ziyaretinin sonuçları ve Türkiye-AB ilişkilerinin mevcut durumuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Komisyon temsilcisi, özellikle Türkiye’nin ‘Tek Avro Ödeme Alanı’na (SEPA) katılma yönündeki ilgisini ifade etmesini memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Komisyon üyesinin önemli bir açıklaması Türkiye ile AB arasında uzun bir zamandır yılan hikayesine dönen Gümrük Birliği’nin güncellenmesi görüşmelerinin başlatılmasını konu aldı. 1996 yılında yürürlüğü giren Gümrük Birliği’nin aradan otuz yıl geçtikten sonra yaşanan büyük değişime rağmen halen güncellenememesi Türkiye ile AB arasındaki en sıkıntılı başlıklardan birini oluşturuyor.

Dombrovskis açıklamaları sırasında , Avrupa Komisyonu'nun Gümrük Birliği’nin modernizasyonuna ilişkin müzakereleri yürütebilmesi AB’ye üye devletlerinden (AB Konseyi’nden) yetki alması gerektiğine dikkat çekerek, “Bu yetkinin verilmesi ise tüm üye devletlerin oybirliğini gerektirir. Bugünkü aşamada böyle bir oybirliği yok. Oysa biz Komisyon olarak biz bu yetkiyi uzun zaman önce talep etmiştik” diyerek, Türkiye ile müzakerelerin bu nedenle başlatılamadığını söyledi.

Komisyon üyesi, isimlerini geçirmeden Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi ve Fransa’nın bu konuda yaptıkları engellemeye atıf yapmış oldu. Fransa’nın da bu iki ülkenin tutumunu desteklediği biliniyor.

Dombrovskis, bunun ardından “Şu anda üzerinde çalıştığımız konu Gümrük Birliği'nin pratik işleyişini nasıl iyileştirebileceğimizdir. Bu amaçla Gümrük Birliği müktesebatının ya da başka bir ifadeyle yasal temelinin teknik olarak güncellenmesi üzerinde duruyoruz… Bu nedenle sözünü ettiğimiz teknik güncelleme üzerinde çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Komisyonun çıkışı ne anlama geliyor?

Komisyon temsilcisinin belli bir muğlaklık içeren bu sözlerinden, ilk aşamada Gümrük Birliği rejiminin hukuki yönleri üzerinde teknik bir çalışmanın yapılacağını, olumlu bir sonuç alınması halinde sonraki aşamada Gümrük Birliği’nin tümden güncellenmesine geçilebileceği anlamı çıkıyor.

Bununla birlikte Dombrovskis, bu teknik görüşmeleri Gümrük Birliği açısından bir ön koşul olarak görmediklerini de belirtiyor. Ama kendisini bağlamaktan kaçınırken kapıyı da açık tutarak, “Süreç fiilen bu şekilde ilerleyebilir, ancak biz bunu bir koşul olarak ortaya koymuyoruz” diye konuşuyor.

Bu arada, Gümrük Birliği’nin hukuki yönleri gündeme masaya konduğunda, konunun doğrudan Türkiye’nin KRY’yi tanımadığı için Türk limanlarına ve havalimanlarına KRY bayraklı gemi ve uçakların gelişine izin verilmemesinin yol açtığı sorunun gündeme gelmesi kuvvetli bir ihtimal olabilir.

Komisyon’un KRY-Yunanistan ikilisinin muhtemel itirazlarını bu şekilde aşmayı tasarlaması ihtimal dahilindedir.

Fidan: ‘AB’nin kahir ekseriyeti Gümrük Birliği’nin güncellenmesinden yana ama Kıbrıs rum Kesimi’nin blokajı var…’

Gümrük Birliği modernizasyonu konusu Kallas-Kos-Brunner üçlüsünün Salı günü Ankara’ya yaptığı ziyarette de gündeme gelmişti. Bu üç AB yetkilisinin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile ziyaret sonunda yazılı yaptıkları ‘ortak basın açıklaması’nda "Tarafların, Gümrük Birliği'nin işleyişinin iyileştirilmesine yönelik çalışmaları sürdürme iradelerini yeniden teyit ettikleri” vurgulanmış, bunun (Gümrük Birliği’nin) modernizasyonunun önünü açacağı” yolundaki anlayış kayda geçirildi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da, geçen Çarşamba günü gazetecilere yaptığı bir açıklamada Gümrük Birliği başlığında şunları söylemişti:

“Biliyorsunuz, bu konuda da yoğun bir istek var her iki tarafta da. Ama Kıbrıs Rum Kesimi’nin bu konuda belli bir blokajı olmasından dolayı istenilen hızda adımlar atılamıyor. Avrupa Birliği'nde belli kararların üye ülkelerin katılımıyla alınması gerekiyor. Hepsinde ortak karara, ortaklaşmaya ihtiyaç yok, oy çokluğuyla da olabiliyor ama üye bir yerde kendi istediği olmazsa başka bir yerde diğer üyelerin istediğini tıkıyor. Karşılıklı böyle birbirlerini tehdit ettikleri için, belli konular bir yere götürülmekte zorlanılıyor.

Ama gördüğümüz şu; AB'nin kahir ekseriyeti Gümrük Birliği’nin güncellenmesinden yana, çünkü şu an zaman zaman yaklaşık 250 milyar Dolar’a yaklaşan mevcut ticaret hacminin birdenbire iki misline, üç misline çıkma durumu var. Bu her iki taraf için de gerçekten faydalı bir durum. Dolayısıyla, bunu mevcut şartlarda nasıl ilerletebiliriz, neler yapabiliriz, onun da arayışı içerisindeyiz.”

Dombrovkis-Şimşek açıklamasında ‘medya özgürlüğü’ vurgusu

Öte yandan, Şimşek ile Dombrovskis arasında yapılan toplantıdan sonra Perşembe günü yayınlanan ‘ortak açıklama’da dikkat çeken unsurlardan biri, demokrasi ve medya özgürlüğüne yapılan vurgu oldu.

Bu konu ortak açıklamada bu husus şu şekilde kayda geçirildi:

“Türkiye, AB’ne aday bir ülkedir ve AB için kilit önemde bir ortaktır. AB-Türkiye ilişkileri hukukun üstünlüğüne, temel haklara, demokrasiye ve basın özgürlüğüne saygı gibi değerlerin kılavuzluğunda devam etmelidir. Bu husus, giderek kutuplaşan bir dünyada, özellikle karşılıklı yarar sağlayan bir ekonomik ilişkiyi teşvik etmek, ekonomik güveni sürdürmek ve iş ortamını güçlendirmek açısından oldukça önemlidir. Bu doğrultuda samimi bir angajman elzemdir.

Ayrıca Dombrovskis, Şimşek ile birlikte düzenlediği basın toplantısında aynı konuya değinerek, şunları söyledi:

“Gerçek bir ortaklık, samimi görüş alışverişine açık olmalıdır. AB’nin demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün korunması ve geliştirilmesine verdiği önemi ifade ettim. Bu değerler yalnızca Avrupa'nın temel değerleri olmakla kalmayıp yatırımcı güvenini ve makroekonomik istikrarı güçlendirmek açısından da hayati önem taşıyan değerlerdir.”

Bu tema Salı günü Kallas-Kos-Brunner ile Fidan’ın ortak dörtlü basın açıklamalarında da kayda geçirilerek şöyle denilmişti:

“AB tarafı, genişleme bağlamında, hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, temel hakların korunması ve yüksek demokratik standartların sağlanması gereğini vurguladı.”

İki metin arasındaki farklar

İki metin kıyaslandığında şu farklar göze çarpıyor: Demokrasi-hukuk başlığı dörtlü açıklamada doğrudan “AB tarafının vurguladığı” bir husus olarak ifade edilirken, Şimşek- Dombrovski metninde bu beklenti herhangi bir özne belirtilmeden kaleme alınmıştır.

Ayrıca “medya özgürlüğüne” atıf yalnızca Şimşek- Dombrovski açıklamasında yer alıyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler