Bakan Tekin, FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin 10'uncu yılında değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'de demokratik güçler ile vesayetçi yapılar arasında bir mücadele olduğunu belirten Tekin, geçmişte dış güçler ve paydaşları tarafından milli iradeye "ket vuracak" darbe ve muhtıra benzeri girişimlerin yaşandığını anımsattı.
FETÖ'nün dershane ve okulları aracılığıyla toplumun tüm noktalarına ulaşmaya çalıştığını hatırlatan Tekin, şunları kaydetti:
"Toplumun her kesimine, her coğrafi, etnik, kültürel, dini kimliğe rahatlıkla ulaşabilecek bir enstrüman eğitim. Çünkü bizim milletimiz çocuğunun eğitimini her şeyden önemli görüyor ve çocuğuna bu anlamda hem pozitif bilimleri hem de milli-manevi değerleri verdiğini düşündüğü yapılara karşı yumuşak, hoşgörülü davranıyor, çocuklarını onlara emanet ediyor. Vesayetçi güçlerin tam da aradığı enstrüman bu işlevi yerine getirecek yapı."
Bakan Tekin, 28 Şubat "postmodern darbesi"ni gerçekleştiren vesayetçi güçlerin FETÖ ile ortak çalıştıklarını vurgulayarak, "28 Şubat'ta Fetullah Gülen'in televizyonda, canlı yayında 'okullarımın ve dershanelerimin anahtarlarını 28 Şubat iradesine vermeye hazırım' demesiyle, 28 Şubat sürecinden sonra FETÖ'nün dershane ve okullarının sayısının asimetrik bir biçimde artması bu söylediğimi ispatlayan bir şey." dedi.
"VESAYETÇİ GÜÇ, ADIM ADIM BİR SÜRECİ ÖRMÜŞ"
Milli kaynakların israf edilmemesi ve demokratik yollarla seçilmiş siyasal otoritenin üzerindeki vesayetin kalkması adına, dershanelerin özel okula dönüşmesini teklif ettiklerini anımsatan Tekin, buna ilişkin hazırladıkları politika taslağının, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmelerinden sızdırılarak kapatılan Zaman Gazetesi'nde manşet yapıldığını anlattı.
Bakan Tekin, şunları ifade etti:
"Kasım ayının başında Zaman Gazetesi bu manşeti yayımladı. O dönemin koşullarında yaptığımız toplantılar ve görüşmelerde, çok üst düzey bir FETÖ'cü, Zaman Gazetesi'nin o zamanki genel yayın yönetmeni şu cümleyi kullandı, 'Siz şimdi bunları yapmak istiyorsunuz, 45 gün sonra hiçbiriniz olmayacaksınız.' Peki 45 gün sonra ne var? 2013 Kasım ayından bahsediyoruz, 45 gün koyuyoruz üzerine, seçim yok 2013 yılında. Ne olacak acaba 45 gün sonra bilmiyoruz. Ama '45 gün sonra siz göreceksiniz' tehditleri sadece o kişiden değil, burada onların temsilcisi olan kişilerden de bizlere ulaştı.
45 gün sonra 17-25 Aralık yargı darbesi dediğimiz olay oldu. Yani bir vesayetçi güç, 28 Şubat 1997'den itibaren adım adım bir süreci örmüş. Biz, onların kurdukları bu düzeni bozacak, milli iradeyi egemen kılacak, milli eğitimin ve siyasal otoritenin politikalarını vesayetçi yapılardan kurtaracak bir adım atar atmaz, oyunlarının bozulduğunu fark ettikleri için kurguladıkları oyunu sahneye koymaya başladılar."
Süreci milli irade, demokrasi ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkacak perspektifle ele aldıklarını dile getiren Tekin, 2013-2016 arasında FETÖ ile iltisaklı Bakanlık çalışanlarını ve özel öğretim kurumları bünyesinde açılan yapıları tespit ettiklerini belirtti.
"MİLLİ İRADEYE SAHİP ÇIKACAK ADIMLAR DEVAM EDECEK"
Bakan Tekin, "15 Temmuz" darbe girişimi sonrasında örgüt elemanlarının kamudan ihraç edilmesi sürecinin başladığını anımsatarak, şunları kaydetti:
"Bakanlıkta 33 bin civarında kamu personelinin, tamamına yakını öğretmen olmak üzere ihraç işlemini yaptık. İltisak ve irtibatları ilgili kamu otoriteleri, emniyet, jandarma ve MİT'in tespit ettiği istihbarat bilgiler doğrultusunda. Peşinden 3 bin 500'e yakın kurum, okul, pansiyon ve benzeri yapının kapatılması sürecini yürüttük. O tarihten sonra da bu konuda teyakkuz halinde olduk. Biz, o mücadeleyle ilgili atılması gereken bütün adımları zaten atmıştık ama şu konu bizim için çok hassas, milli iradenin, demokrasinin, millet egemenliğinin önünde sıkıntı üretebilecek hiçbir yapıya, kamu otoritesi olarak bizlerin müsaade etmemesi gerekiyor. Bu konuda gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor ve biz de şu anda bu anlamda teyakkuz halindeyiz. Demokrasimize, Cumhuriyet'imize, milli iradeye sahip çıkacak adımlar konusunda hep çalışma devam edecek."
"EMPERYAL YAPILARLA MÜCADELE EDECEK BİR MÜFREDAT"
Bakan Tekin, özel öğretim kurumlarında FETÖ gibi yapıların yeniden oluşmasını önlemek için somut anlamda atılan denetim, inceleme ve araştırma gibi adımların olduğunu ifade etti.
FETÖ'yü kullanan emperyal güçlerin, tüm insanları kendi hedeflerine yöneltmek için bir kültür emperyalizmi yaydığını, bunu "dünya vatandaşlığı" kavramı adı altında yaptığını anlatan Tekin, emperyal güçlerin, Türk milletini diğer milletlerden ayrıştıran toplumsal, kültürel, ahlaki ve milli değerlerini kendi empoze ettikleri değerlerle değiştirmeye çalıştıklarını, ancak bunun önlenmesi için çalışmalar yaptıklarını söyledi.
Bakan Tekin, şöyle konuştu:
"Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adını verdiğimiz müfredat çalışması, bizi biz yapan, bizim binlerce yıllık tarih ve kültür geçmişimizi çocuklarımıza yeniden kazandıracak. O küresel emperyal yapılarla sağlıklı bir şekilde mücadele edecek bir müfredatı çocuklarımıza vermek durumundayız. Bir kere FETÖ ile mücadele öncelikle buradan başlaması gerekiyor. Bunu yapmak zorundayız ki çocuklarımız demokrasimize, devletimize, milletimize, Cumhuriyet'e, değerlerimize yönelik bir saldırı olduğu zaman topyekun sahip çıkabilsin. Bu anlamda birinci ödevimiz bu. Biz öncelikle şu anda bunun mücadelesini yapıyoruz."
"MİLLETİMİZİN GÖNLÜ FERAH OLSUN"
Eğitim kurumu kurmak için başvuran kişiler ile buralarda çalışacakların ilgili kurumlarca araştırıldığını aktaran Tekin, ayrıca eğitim programlarının MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca onaylanmasına kadar tüm tedbir ve denetimlerin uygulandığını kaydetti.
Bakan Tekin, "Milletimizin bu anlamda gönlü ferah olsun. Bizim onay verdiğimiz, denetlediğimiz yapılar, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığımızın onayladığı, Milli Eğitim Bakanlığımızın denetlediği yapılardır." dedi.
Bu konuyla ilgili olarak, tutuklanan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ile tartışma yaşadıklarını hatırlatan Tekin, "Açtığını iddia ettiği yapılar resmen açılmamış. Resmen açılması için bizim tarafımızdan oradaki öğretim programlarının, yani müfredatın, orada çalışan kişilerin, oranın standartlarının bizim tarafımızdan denetlenmesi ve bizim ona akredite vermemiz gerekir." diye konuştu.
Çocuğunu özel öğretim kurumuna kayıt yaptırmak isteyen velilerin okulun tabelasında bulunan barkodu okutarak Bakanlık tarafından akredite edilip edilmediğine ulaşabileceklerini belirten Tekin, ailelerin akreditesi olan kurumlara çocuklarını rahatlıkla gönderebileceklerini söyledi.
"TÜRKİYE MAARİF VAKFI ŞU AN 60'IN ÜZERİNDE ÜLKEDE"
Tekin, FETÖ'nün yurt dışında bulunan eğitim kurumlarındaki yapılanmasına da değindi.
Terör örgütünün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin büyükelçiliğinin veya temsilciliğinin bulunmadığı ülkelerde dahi arkasındaki küresel emperyal yapıyı kullanarak okul açtığına dikkati çeken Tekin, 2013'te ilgili kurumlar üzerinden yurt dışındaki FETÖ okullarıyla ilgili gerekli raporları oluşturduklarını hatırlattı.
Bakan Tekin, şunları kaydetti:
"15 Temmuz'dan sonra da hem Sayın Cumhurbaşkanı'mız hem de bizler, katıldığımız her toplantıda muadilimiz olan ülkelere şöyle bir analiz yaptık, 'Türkiye'de seçilmiş siyasi iktidara antidemokratik yollarla bir darbe planlayan bir yapıdır bu. Hem bizimle olan hukukunuz açısından, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin demokratikliği açısından hem de sizin ülkenizde olası bir bu türden antidemokratik harekete girişebilme potansiyeli açısından sizleri uyarmak isteriz' diye biz bunu sürekli o ülkelerle paylaştık. Şimdi de aynı şeyi yapıyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanı'mız da bütün ikili görüşmelerinde bu anlamda ilgili devlet başkanını, hükümet başkanını uyarıyor. Bizler de her toplantımızda bir taraftan bu uyarıları yapıyoruz. Diğer taraftan da 'eğer ülkenizde bir özel öğretim kurumuna ihtiyaç duyuyorsanız, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin akredite ettiği resmi bir kamusal vakıf var, Türkiye Maarif Vakfı. Bu vakıf size bu anlamda ihtiyacınızı giderecek yatırım yapabilir' diye onlara taahhütte bulunuyoruz. Çok şükür, Türkiye Maarif Vakfı şu an 60'ın üzerinde ülkede 100 binin üzerinde öğrenciye eğitim veren bir yapıya kavuşmuş durumda."
"ANTİDEMOKRATİK GİRİŞİMLERİ ÇOCUKLARIMIZIN ÖĞRENMESİ ELZEM"
Bakan Tekin, "15 Temmuz" darbe girişiminin ardından öğrencilere demokrasinin önemini vurgulamak için yürütülen çalışmaları da anlattı.
Eski müfredatta genel anlamda Cumhuriyet tarihi ile ilgili kısmın bir yere kadar geldiğini hatırlatan Tekin, "Atatürk'ün vefatının sonrası çok yok müfredatımızda. Fakat Atatürk'ün bize bıraktığı miras Türkiye Cumhuriyeti Devleti, demokratik bir devlet, anayasal bir devlet. Bizim çocuklarımızın bu yapıya, yani anayasalı yapıya, Cumhuriyet'e ve demokrasiye yönelen tehditleri öğrenmesi ve bilmesi gerekir sahip çıkması açısından." değerlendirmesini yaptı.
Çocukların Cumhuriyet'e ve demokrasiye yönelen tehditleri öğrenmesi ve bilmesi için çalışmalar yaptıklarını dile getiren Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dedik ki 'temel eğitim çağındaki çocuklarımızın Cumhuriyet tarihini bugüne kadar öğrenmesi gerekir. Dolayısıyla 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve en son 15 Temmuz'da dahil olmak üzere bütün bu antidemokratik ve vesayetçi girişimleri çocuklarımızın sağlıklı bir şekilde öğrenmesi, çocuklarımızın Cumhuriyet'e sahip çıkması açısından elzemdir. Çocuklarımızın demokrasi kültürünün gelişmesi açısından elzemdir. Milli birliğimiz, beraberliğimiz, devletimizin bekası açısından elzemdir' yaklaşımıyla hareket ettik ve çocuklarımıza bu süreci bu felsefeyle, bu mantaliteyle aktarmaya çalıştık."
"BİZ BU KONUDA BİRİNCİ DERECEDE SORUMLU BİR YAPIYIZ"
Bakan Tekin, Türk milletinin dünyada millet olma şuurunu ilanihaye taşımaya odaklanmış bir millet olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Dolayısıyla bizim devlet geleneğimize, milli birliğimize sahip çıkma potansiyelimiz ve durumumuz küresel emperyal yapıları inanılmaz derecede korkutuyor. Bizi biz yapan, bizi güçlü kılan şey bu bağlılığımız. Ben, çocuklarımızın, ailelerimizin, öğretmenlerimizin hep beraber bu milli birliğimize, beraberliğimize, devlet geleneğimize sahip çıkacak şekilde davranmamızı arzu ediyorum. Benim de bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bütün çabam, gençliğimden itibaren bu çizgide yürüdü. Bugün de bunu yapmaya çaba sarf ediyorum. Milli Eğitim camiası olarak biz bu konuda birinci derecede sorumlu bir yapıyız. Biz, öğretmen arkadaşlarımızla beraber çocuklarımıza bu şuuru vermekle mükellefiz ve ben bütün öğretmen arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu şuuru verecek şekilde de fedakar bir şekilde davranıyorlar. Hepsine müteşekkirim."
Tekin, 15 Temmuz'un yıl dönümünde vatan uğruna canlarını feda eden tüm şehitleri rahmetle yad ederek, gazilere minnet ve şükranlarını sundu.