Ana içeriğe geç

‘Türkiye ortak mı yoksa rakip mi’... AB gözünü Balkanlara dikti

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve Washington’un giderek daha içe kapanan politikaları karşısında jeopolitik yalnızlığı derinleşen Avrupa Birliği, gözünü Batı Balkanlara çevirdi. Karadağ’daki zirvede aday ülkelerin üyelik süreçlerini hızlandırma kararı alan Brüksel, Rusya ve Çin etkisine karşı bölgede yeni bir güvenlik hattı kurmayı hedeflerken, Türkiye’nin bu denklemde ortak mı yoksa rakip mi olarak görüldüğü sorusu ise yanıt bekliyor.

‘Türkiye ortak mı yoksa rakip mi’... AB gözünü Balkanlara dikti
Hürriyet
16

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa’ya karşı ‘Önce Amerika’ stratejisi izlemesi sonrası yalnızlığı artan ve zayıflayan Avrupa Birliği (AB) gözünü Batı Balkanlara dikti. Karadağ’ın Adriyatik kıyısındaki Tivat kentinde düzenlenen zirvede, AB liderleri Balkan coğrafyasında genişlemeye dair arzularını dile getirirken zirvede verilen mesajlar, Batı Balkan ülkelerinin AB üyelik sürecinin önümüzdeki yıllarda hız kazanabileceğine işaret etti. Rusya ve Çin’in bölgede artan ekonomik ve güvenlik tehditlerine karşı jeopolitik bir set çekmek isteyen Brüksel, aday ülkelerin üyelik süreçlerini radikal bir biçimde hızlandıracak yeni bir eylem planı üzerinde mutabık kalırken Türkiye’nin Brüksel tarafından ortak mı yoksa rakip mi olarak görüldüğü ise hala belirsizliğini koruyor.

SÜREÇ HIZLANACAK

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un da yer aldığı zirveye aday ülkelerin liderleri de katıldı. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Fransa ve Almanya’nın ortak girişiminin aday ülkelerin üyelik yolunda daha hızlı ilerlemesine katkı sağlayacağını belirterek reform süreçlerini hızlandıran ülkelerin AB ile daha erken entegrasyon imkânlarından yararlanabileceğini ifade etti.

FIRSAT DEĞİL ZORUNLULUK

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de genişleme sürecinin Avrupa’nın güvenliği ve istikrarı açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı. Von der Leyen, mevcut jeopolitik gelişmeler ışığında AB’nin aday ülkelere yönelik yaklaşımını daha hızlı ve daha güvenilir hale getirmesi gerektiğini söyledi. Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa da Batı Balkanlar’daki genişlemenin AB’nin yaptığı en önemli jeopolitik yatırım olduğunu söylerken “Bu sadece bir fırsat değil; Avrupa için jeostratejik bir zorunluluk. Ve bunun için daha çok ve daha hızlı çalışmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

KARADAĞ ÖNE ÇIKIYOR

Bu bölgede yer alan Arnavutluk, Bosna Hersek, Karadağ, Kuzey Makedonya ve Sırbistan uzun süredir üyelik için müzakereler yürütüyor. Öneri kapsamında aday ülkelere, üyelik sürecini tamamlamaları sırasında AB kurumlarında gözlemci statüsü verilmesi ve Birliğin Tek Pazarı’na sınırlı erişim sağlanması planlanıyor. Batı Balkanlar arasında üyelik sürecinde en ileri noktada bulunan Karadağ, 2028 yılına kadar AB’nin yeni üyesi olmayı hedefliyor. AB yetkilileri, reformların sürdürülmesi halinde Karadağ’ın üyelik yarışında önemli bir avantaja sahip olduğunu değerlendiriyor.

BELGRAD’A UYARI

Zirvede dikkat çeken açıklamalardan biri de Sırbistan’a yönelik oldu. Almanya Başbakanı Merz, Belgrad yönetiminin Avrupa Birliği ile bütünleşme hedefi ile Rusya ve Çin’le yakın ilişkileri arasında net bir tercih yapması gerektiğini söyledi. Merz, Sırbistan’ın Avrupa yönünde karar vermesi halinde AB’nin de ülkeye kapılarını açık tutacağını ifade etti. Uzmanlara göre AB’nin genişleme konusundaki yeni yaklaşımında yalnızca ekonomik faktörler değil, güvenlik ve jeopolitik kaygılar da etkili oluyor. Özellikle Avrupa’nın doğusunda yaşanan gelişmeler, Birliğin Batı Balkanlar’ı daha hızlı şekilde Avrupa yapılarıyla bütünleştirme isteğini güçlendiriyor.

TÜRKİYE PLANIN NERESİNDE

Avrupa Birliği’ne aday ülkeler arasında bulunan Türkiye’nin ise Brüksel tarafından ortak mı yoksa mücadele edilen bir rakip mi olduğu belirsizliğini sürdürüyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, nisan ayında Hamburg’da Die Zeit gazetesinin 80’inci yıl etkinliğinde yaptığı konuşmada Avrupa Birliği’nin Batı Balkanlar’a yönelik genişlemesini “jeopolitik zorunluluk” diye savunurken, “Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rusya, Türkiye ya da Çin etkisine bırakılmasın” ifadelerini kullanmış, Ankara’ya karşı yapılan bu açıklama hem AB’den hem de Türkiye’den büyük tepki çekmişti.

ATİNA HÂMİLİK PEŞİNDE

Yunanistan, Batı Balkanlarda hamiliğe soyunuyor. Türkiye’nin bölgedeki nüfuzunu dengelemek ve kendi etki alanını genişletmek isteyen Atina, son dönemde, Avrupa Birliği üyelik sürecini stratejik bir araç olarak kullanmaya başladı. Ankara’nın ticaret, TİKA ve kültürel bağlar üzerinden kurduğu etkiye karşılık Atina, daha çok yatırım ve AB fonları üzerinden hareket ediyor. AB üyelik perspektifi, eğitim programları ve ekonomik entegrasyon mekanizmaları Atina’nın bölgedeki nüfuz politikasının temel unsurları olarak öne çıkıyor. Yunan şirketleri, özellikle Sırbistan, Arnavutluk ve Kuzey Makedonya’daki yatırımlarını artırırken, Atina yönetimi de bölge ülkeleriyle temaslarını ve dışişleri bakanı ile başbakan düzeyinde üst düzey ziyaret trafiğini yoğunlaştırıyor.

Bu ziyaret trafiği, Yunanistan’ın bölgedeki siyasi ve ekonomik varlığını görünür kılma stratejisinin bir parçası. Atina’nın Batı Balkan ülkelerinin Avrupa Birliği ile entegrasyon sürecinde daha etkin rol üstlenerek, “AB’nin Balkanlardaki kapısı” olmaya çalışıyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler