Pasaport fikrinin en eski örneği, MÖ 450 yılına, Antik Pers İmparatorluğu'na dayanır. Kral I. Artaxerxes, saray görevlisi Nehemya'ya, bugünkü Filistin taraflarına güvenli bir şekilde seyahat etmesi için bir mektup verir. Bu mektup, Nehemya'nın, diğer bölge yöneticileri tarafından güvenli geçişine izin verilmesi için bir kraliyet emriydi.
Bu dönemde pasaport, bir ayrıcalık ve koruma belgesiydi. Sıradan vatandaşlar için değil, kraliyet görevlileri veya elçiler gibi devlet adına seyahat eden kişiler için düzenlenirdi.
Sağlık ve kimlik doğrulama
Orta Çağ’da pasaport, hem güvenli geçiş hem de yeni bir endişe olan halk sağlığı için kullanılmaya başlandı:
Kraliyet pasaportları: 1414 yılında İngiltere Kralı V. Henry, tebaasının yurt dışında kimliklerini kanıtlaması için belge veren ilk krallardan biri olarak kabul edilir.
“Veba mektupları”: 14. yüzyılda Avrupa'da veba salgını nedeniyle Venedik gibi şehir devletleri, gelen yolculardan, bulundukları bölgede hastalık olmadığını kanıtlayan bir sağlık sertifikası (“veba mektubu”) istemeye başladı. Bu, bir seyahat belgesinin halk sağlığını korumak için kullanıldığı ilk örneklerden biridir.
20. yüzyıl: Küresel standart ve kontrol aracı
Pasaportun günümüzdeki haline dönüşmesi ise 20. yüzyılda gerçekleşti:
I. Dünya Savaşı, milyonlarca insanın yerinden olmasına ve sınırların yeniden çizilmesine neden oldu. Artık kimliklerin net bir şekilde belgelenmesi zorunlu hale geldi. Bu ihtiyaç, 1920 yılında, savaş sonrası kurulan Milletler Cemiyeti (Birleşmiş Milletler'in öncülü) tarafından küresel bir pasaport standardı oluşturulması fikrini doğurdu.
Bu dönemden itibaren pasaport, ulus devletlerin sınırlarını kontrol etme, göçü yönetme ve vatandaşlık kimliğini kesin olarak tespit etme aracı haline geldi.
Özetle pasaport, ilk ortaya çıkışında kraliyet elçilerini koruyan bir "mektup" iken, zamanla salgın hastalıklarla mücadele eden bir "sağlık belgesine", nihayetinde devletlerin vatandaşlarını kontrol ettiği modern bir "kimlik ve seyahat belgesine" dönüştü.