Savaşı sona erdirmeye yönelik ABD-İran müzakereleri, Devrim Muhafızları Ordusu'nun (IRGC) Washington'un son iki gündeki hava saldırılarının “İslamabad Mutabakat Muhtırası”nın 1. maddesini ihlal ettiğini ve “tüm süreçlerin tamamen durmasına yol açacağını” açıklamasının ardından pazar günü ağır bir ek baskı altına girdi.
IRGC, İran devlet medyasının paylaştığı açıklamada, “Bundan böyle ihlalde bulunan gemilere geçmişe kıyasla çok daha sert biçimde müdahale edilecek ve ezici bir karşılıkla yüzleşeceklerdir” ifadelerini kullandı.
Hafta sonundaki tırmanışın doğrudan tetikleyicisi, ABD'nin İran'a atfettiği, cumartesi günü Panama bayraklı ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde Fuceyra Limanı'na doğru seyreden M/T Kiku adlı ham petrol tankerine yönelik insansız hava aracı saldırısıydı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Hürmüz Boğazı'nda ve çevresinde, gözetleme altyapısı, hava savunma mevzileri, İHA depolama tesisleri ve mayın döşeme kabiliyetleri de dahil olmak üzere 10 İran askeri hedefini vurdu.
Ardından Tahran, Bahreyn'deki Salman Limanı'nda konuşlu ABD Beşinci Filosu karargahına ve Kuveyt'teki Ali el-Salem Hava Üssü'ne balistik füzeler ve İHA'lar fırlattı. Bahreyn İçişleri Bakanlığı, İran saldırılarının Bahreyn Uluslararası Havalimanı yakınındaki bir konut binasına zarar verdiğini açıkladı. Can kaybı bildirilmedi.
Hürmüz Boğazı üzerinde pazar akşamı gözlenen yoğun ABD askeri uçuş faaliyeti, cumartesi günkü ABD saldırılarının ardından İran askeri tesislerine yönelik yeni bir hava harekâtının hazırlıklarına ve daha ileri bir tırmanma ihtimaline işaret ederek, kırılgan ABD-İran ateşkesini ve savaşı bitirmeye dönük çerçeve anlaşmaya ilişkin müzakereleri ciddi biçimde sınadı.
Doha'daki Euronews muhabirleri, pazar akşamı Katar başkentinden havalanan ABD Hava Kuvvetleri'ne ait Boeing KC-135R Stratotanker havadan yakıt ikmal uçaklarını gözlemledi. Uçakların, Flightradar24 uçuş takip portalının da gösterdiği üzere Hürmüz Boğazı yakınlarında Körfez bölgesi üzerinde tur atan çok sayıda ABD Hava Kuvvetleri uçağına katıldığı görüldü.
Uçuş düzenleri, cumartesi gecesi İran hedeflerine düzenlenen ABD hava saldırıları sırasında izlenen güzergâhları andırıyordu.
ABD seyirci kalmayacak, BM büyükelçisi
Taraflar arasındaki bu misilleme amaçlı karşılıklı ateş, iki taraf arasındaki devam eden görüşmeleri daha da tartışmalı hale getirdi. Konuya aşina bir kaynağa dayandırılan Wall Street Journal haberine göre müzakereler pazar günü itibarıyla çıkmaza girmişti.
ABD'nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz, pazar öğleden sonrasında yaptığı açıklamada, “İran rejimi, Başkan Trump'ın İran'ın uluslararası deniz taşımacılığına ya da üslerimize yönelik saldırılarını karşılıksız bırakıp kenarda oturacağını, olup biteni sadece izleyeceğini bir anlığına bile düşünüyorsa, çok yanılıyor” dedi.
Fox News Sunday'e verdiği röportajda Waltz, Washington'un “uluslararası bir suyolunu yasa dışı biçimde kontrol etmek için kullanılan altyapılarını, gerekirse askeri yollardan, imha etmeye devam edeceğini” söyledi.
Waltz, “Başkan Donald Trump'ın masadaki hiçbir seçeneği dışlamayacağını, sadece bizim değil, tüm dünyanın hedefi olan ‘İran'ın asla nükleer silaha sahip olmaması’ amacına ulaşmak için her yolu açık tutacağını bir an bile aklınızdan çıkarmayın” ifadelerini kullandı.
Waltz ayrıca, pazar öğleden sonrası itibarıyla ABD-İran görüşmelerinin sürdüğünü ve Trump'ın “diplomasiye her zaman bir şans tanıyacağını” belirterek, “Ancak başkanın sabrı sonsuza dek sürmeyecek” uyarısında bulundu.
IRGC sözcüsü Hüseyin Mohebi ise pazar günü yaptığı açıklamada, “Düşman her seferinde anlaşmaları ya da ateşkesi ihlal ettiğinde, bir öncekinden daha ağır bir yanıt alacak” diyerek Washington'ı “yalancı ve güvenilmez” olmakla suçladı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Bağdat'ta düzenlediği basın toplantısında, boğazın önümüzdeki 30 gün boyunca tamamen İran'ın denetiminde kalacağını ve çerçeve anlaşmaya göre su yolunun idaresinden yalnızca Tahran'ın sorumlu olduğunu söyledi.
İran devlet televizyonu, güvenli geçiş için belirlenen güzergâhları duyurdu: Boğaza giriş yapan gemilerin Hürmüz Adası'nın güneyinden, çıkış yapan gemilerin ise Larak Adası'nın güneyinden seyretmesi istendi.
Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları (UKMTO) ise Hürmüz Boğazı'ndaki tehdit seviyesini, “ticari gemilere yönelik saldırıları” gerekçe göstererek “orta”dan “önemli”ye yükseltti ve denizcileri, bölgede sürdüğü belirtilen mayın ve deniz temizleme faaliyetlerine karşı uyardı.
Ayetullah, Washington'ı “savaş suçu” ile suçladı
Bu arada pazar günü, İran'ın Ayetullahı Mücteba Hamaney adına yayımlandığı öne sürülen bir açıklamada, ABD ve İsrail liderlerinin “savaş suçları” nedeniyle yargılanması çağrısı yapıldı.
Açıklamada, “uluslararası suçluların, küresel mütekebbir güçlerin ve saldırganların” İran halkına dayatılan savaşlar nedeniyle hem ulusal hem de uluslararası mahkemelerde yargılanması gerektiği belirtildi; Minab ve Lamerd'deki “çocuk katliamları ve savaş suçları” ile diğer “tahribatlar” sıralandı.
Mücteba Hamaney, babası merhum Ayetullah Ali Hamaney'in 28 Şubat'ta Tahran'a yönelik saldırılarda öldürüldüğü savaşın ilk saldırı dalgasından bu yana kamuoyu önüne çıkmadı.
Genç Hamaney, o tarihten bu yana halka yalnızca devlet televizyonunda okunan yazılı açıklamalar aracılığıyla hitap ediyor. Nerede olduğu ve sağlık durumu hâlâ bilinmiyor.
İran ile ABD arasında karşılıklı yeni saldırı dalgası ve Tahran'ın Hürmüz konusunda geri adım atmaması, ateşkes çerçevesi üzerindeki baskıyı ciddi biçimde artırıyor. Buna karşın, her iki taraf da müzakereler sürerken askeri angajmanlarının boyutunu görece sınırlı tutmaya çalışıyor.
Yine pazar günü, Mücteba Hamaney'in danışmanı Muhammed Muhbir, Hürmüz Boğazı'nda kontrol sağlamaya yönelik herhangi bir ABD girişiminin “bir hata” olacağı uyarısında bulundu.
“Son mutabakat muhtırasının çiğnenmesi ve saldırgan bir tutuma geri dönülmesi, yalnızca dimdik ayakta durma kararlılığımızı pekiştirir” diyen Muhbir,
“Hürmüz Boğazı tartışmasız biçimde bizim kontrolümüz altında olduğu sürece, ABD'nin bölgedeki hegemonya düşleri asla gerçekleşmeyecek” diye ekledi.
Pazar günü yaşanan bir diğer gelişmede Katar İçişleri Bakanlığı, bölgede yürütülen askeri operasyonlar sırasında saçılan şarapnel parçalarının isabet etmesi sonucu denizde meydana gelen bir olayda bir Katarlı vatandaşın hayatını kaybettiğini açıkladı.
Açıklamada, “Arap uyruklu bir sakin”in de yaralandığı ve hastaneye kaldırıldığı, bakanlığın “yaralının bir an önce sağlığına kavuşması için dua ettiği” belirtildi.
Cumartesi günü ABD Donanması'na bağlı Ortak Denizcilik Bilgi Merkezi, Umman kıyıları yakınındaki Hürmüz Boğazı'ndan geçen deniz yolunun genişletildiğini ve böylece her iki yönde daha fazla gemi trafiğine izin verildiğini duyurdu. Bu adım, İran'ın su yolundaki seyrüsefer üzerinde münhasır yetki iddiasına doğrudan bir meydan okuma olarak değerlendiriliyor.