Ana içeriğe geç

Merkez bankalarının altın alım hızı ikiye katlandı!

Dünya Altın Konseyi'nin 2026 araştırması, merkez bankalarının jeopolitik ve ekonomik risklere karşı altına yöneldiğini ortaya koydu. Son dört yılda yıllık altın alımını ikiye katlayarak bin tona çıkaran bankalar, önümüzdeki süreçte ABD dolarının rezervlerdeki payının azalacağını, altının ise ağırlığının artacağını öngörüyor.

Merkez bankalarının altın alım hızı ikiye katlandı!
Kanal 6
16
Küresel piyasalarda jeopolitik ve ekonomik belirsizliklerin tırmandığı bir dönemde, merkez bankalarının güvenli liman altına olan ilgisi hız kesmeden devam ediyor. Dünya Altın Konseyi tarafından yayımlanan 2026 Merkez Bankaları Altın Rezervleri Araştırması, küresel finans otoritelerinin altın biriktirme hızını çarpıcı bir şekilde artırdığını ortaya koydu. Son dönemde yaşanan gelişmeler, altının rezerv yönetimindeki stratejik önemini hiç olmadığı kadar yukarı taşımış durumda. İşte küresel ekonominin rotasını ve merkez bankalarının yeni altın stratejilerini gösteren araştırmanın dikkat çekici detayları: MERKEZ BANKALARININ ALTIN İŞTAHI REKOR SEVİYEDE! Araştırma sonuçlarına göre merkez bankaları, son dört yıllık süreçte yıllık ortalama bin ton altın biriktirerek tarihi bir eşiği geride bıraktı. Bu devasa miktar, bir önceki 10 yıllık dönemde gerçekleşen yıllık ortalama 500 tonluk alımın tam iki katına ulaştığını gösteriyor. Rezervasyon süreçlerindeki bu olağanüstü ivmelenmenin, küresel ölçekte artan jeopolitik riskler ve ekonomik istikrarsızlıklarla doğrudan ilişkili olduğu belirtiliyor. Dokuz yıldır aralıksız düzenlenen ve bu yıl 5 Şubat ile 19 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen araştırmaya 76 merkez bankası katılım sağladı. Bu katılım oranı, anket tarihinin en yüksek seviyesi olarak kayıtlara geçti. Katılımcı bankaların yanıtlarını büyük ölçüde Orta Doğu'da sıcak çatışmaların tırmanmaya başladığı kritik dönemin ardından iletmiş olması, küresel elitlerin risk algısını da net bir şekilde gözler önüne serdi. KENDİ REZERVİNİ ARTIRMAK İSTEYENLERDE REKOR SEVİYE Gelecek döneme ilişkin beklentiler de altın talebinin güçlü kalmaya devam edeceğini doğruluyor. Araştırmaya katılan finans otoritelerinin yüzde 89 gibi ezici bir çoğunluğu, küresel merkez bankası altın rezervlerinin önümüzdeki 12 ay içinde artmaya devam edeceğini öngörüyor. Bunun da ötesinde, doğrudan kendi kurumunun altın rezervlerini artırmayı planlayanların oranı rekor bir seviyeye ulaşarak yüzde 45'e çıktı. Katılımcıların çok büyük bir kısmı rezervlerinde herhangi bir değişiklik beklemezken, elindeki altını azaltmayı düşünenlerin oranı yalnızca yüzde 1'de kaldı. Merkez bankalarını bu yoğun alım trendine yönelten gerekçelerin başında ise altının kriz dönemlerindeki güçlü performansı, portföy çeşitlendirme avantajı ve enflasyona karşı koruma kalkanı işlevi görmesi yer alıyor. Jeopolitik risklerden kaçınma arzusu ve rezerv yapılarını daha güvenli varlıklarla çeşitlendirme politikaları, altın alımlarını tetikleyen en önemli motivasyon kaynakları olarak öne çıkıyor. ABD DOLARININ KÜRESEL REZERVLERDEKİ PAYI KAN KAYBEDİYOR Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri de küresel para birimlerinin geleceğine yönelik tahminlerde saklı. Katılımcıların yüzde 74'ü, ABD dolarının küresel rezervler içindeki ağırlığının önümüzdeki beş yıl içinde orta ölçüde veya belirgin biçimde azalacağını düşünüyor. Aynı zaman diliminde euro ve renminbinin rezervlerdeki payının büyük ölçüde değişmeden yatay kalacağı öngörülürken, doların boşalttığı tahtı altının dolduracağı ve payını daha da artıracağı tahmin ediliyor. Yeni altın alımlarının finansman yöntemi sorulduğunda ise merkez bankalarının stratejik hamleleri netleşiyor. Katılımcıların yüzde 50'si bu yeni alımları yerel para birimiyle yürütülen yurt içi satın alma programları vasıtasıyla finanse edeceğini beyan ediyor. Buna karşılık, ellerinde bulunan mevcut diğer rezerv varlıklarını satarak altına kaynak yaratmayı planlayan bankaların oranı ise yüzde 38 seviyesinde bulunuyor. ALTIN SAKLAMA MERKEZLERİNDE YURT İÇİ DEPOLAMA YÜKSELİŞTE Rezervlerin güvenli bir şekilde nerede muhafaza edileceği konusu da küresel dengelerin değiştiğini gösteriyor. Altınların saklandığı merkezler listesinde İngiltere Merkez Bankası yüzde 57 ile ilk sıradaki liderliğini koruyor. Onu yüzde 49 ile bankaların kendi ülkelerinde saklama yapmayı tercih ettiği yurt içi saklama seçeneği ikinci sıradan takip ederken, Uluslararası Ödemeler Bankası yüzde 16 ile üçüncü sırada yer alıyor. Güvenli liman olarak bilinen İsviçre Merkez Bankası'nı tercih edenlerin oranı ise ciddi bir kan kaybı yaşayarak 2025 yılındaki yüzde 12 seviyesinden yüzde 6'ya gerilemiş durumda. Son 12 aylık verilere bakıldığında, merkez bankalarının yüzde 9'unun yurt içi altın saklama miktarını artırdığı görülüyor; oysa bu oran bir yıl öncesine kadar yalnızca yüzde 5 seviyesindeydi. Benzer şekilde, varlıklarını tek bir yerde tutmak istemeyip yurt dışındaki saklama noktalarını çeşitlendirenlerin oranı da yüzde 2'den yüzde 10'a fırladı. Gelecek 12 aylık projeksiyonda ise katılımcıların yüzde 7'si yurt içi saklama miktarını daha da artırmayı planlarken, yüzde 9'u yurt dışındaki saklama noktalarını çeşitlendirme stratejisine devam edeceğini belirtiyor.
Kaynağa Git

İlgili Haberler