Olay, 9 Aralık 2010'da bir balıkçının suların çekildiği Ulutan Barajı kenarında insan kemikleri bulmasıyla başladı. 2012 yılında yapılan DNA testinde kemiklerin, 2008'den beri kayıp olan 5 çocuk babası Ahmet Yılmaz'a ait olduğu belirlendi. Ancak o dönem "öldürülme emaresi bulunmadığı" gerekçesiyle takipsizlik kararı verilen dosya, başka bir suç örgütü davasında hüküm giyen Hüseyin P.’nin itirafları üzerine yeniden açıldı.
Zonguldak Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube ekiplerinin derinleştirdiği soruşturmada, cinayeti gizlemek amacıyla "Ahmet İstanbul'da yaşıyor, otelde gördüm" şeklinde sahte beyanlar verilerek adli makamların yıllarca yanıltıldığı ortaya çıktı. Hazırlanan iddianamede, Yılmaz'ın otomobilde boğularak öldürüldüğü, cesedinin önce çuvalla atıl bir maden ocağına saklandığı, ardından da baraja atıldığı bilgisi yer aldı.
"BAYCAN ARKADAN BOĞDU, PANİKLE ARABADAN ATLADIM"
Zonguldak 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya tutuklu sanıklar Tarık Yolcu ve Köksal Aktaş, tutuksuz sanık Emircan İleri ve başka suçtan tutuklu İlker Eren ile taraf avukatları katıldı. Sanıklardan Köksal Aktaş susma hakkını kullanırken, cinayet anında aynı araçta olduğunu itiraf eden Tarık Yolcu kan donduran detaylar paylaştı:
"Birlikte alkol alıyorduk. Ben arabayı sürüyordum, Ahmet sağımdaydı. Arkada oturan Baycan (2017'de ölen sanık) ile Ahmet arasında tartışma çıktı. Baycan bir anda arkadan Ahmet'i boğmaya başladı. Panikle arabadan dışarı atladım. Baycan daha sonra cesedi bagajdaki çuvala koyup eski bir maden ocağına bıraktı. 18 yıldır vicdan azabı çekiyorum."
"KARDEŞİM SONUÇTA, 18 YIL SIR GİBİ SAKLADIM"
Cinayete azmettirmekle suçlanan ve ev hapsinde bulunan sanık Emircan İleri ise suçlamaları reddederek, olayı vefat eden ağabeyi Baycan İleri'nin kendisine anlattığını söyledi:
"Abim olaydan sonra bana 'Birbirimize girdik, hamle yapınca boynu kırıldı herhalde' dedi. Herkes sustu, kardeşim sonuçta, koruduk haliyle. Kolluk kuvvetlerine konuşmadık, konuşmak isteyenleri de susturduk. Bunu 18 sene sır olarak sakladım ama suçlamaları kabul etmiyorum" dedi.
ESKİ EŞTEN İFTİRA TEPKİSİ: MAL PAYLAŞAMIYORLARDI
Maktul Ahmet Yılmaz’ın 2008 yılındaki eşi D.D. ise duruşmaya SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) üzerinden katılarak sanıklardan şikayetçi oldu. Sanıkların kendilerini kurtarmak için ölen kardeşlerinin üzerine suçu attığını belirten D.D. şöyle konuştu:
"Emircan ile Ahmet'in yaptığı hırsızlıkları bilmeyen yoktur, aralarında mal paylaşımı kavgası vardı. Eşim, Emircan’ı 'Sizi emniyete ihbar edeceğim' diye tehdit ediyordu. Bu tartışmalardan kısa süre sonra kayboldu. Köksal bir gün bana 'Ahmet Abi’yle Emircan baraja gitti, Emircan yalnız döndü' demişti. Bu insanlardan korktuğum için iki çocuğumu alıp buralardan gittim. Şikayetçiyim."
DURUŞMA SONBAHARA ERTELENDİ
Mahkeme heyeti, sanıklar Tarık Yolcu ile Köksal Aktaş’ın tutukluluk hallerinin, Emircan İleri’nin ise ev hapsi tedbirinin devamına karar verdi. Cezaevinde bulunan diğer sanık İlker Eren’in adli kontrol tedbiri kaldırılarak hakkında yurt dışına çıkış yasağı konuldu. Duruşma, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi amacıyla 2 Ekim tarihine ertelendi.