Ana içeriğe geç

Türkiye İş Bankası/Hakan Aran: Sıkışık bir ikinci 6 ay bizi bekliyor

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, dezenflasyon programının reel sektör üzerindeki baskısının arttığını belirterek KOBİ’lerin krediye erişimde zorlandığını, yılın ikinci yarısında ekonomide daha sıkı bir dönemin yaşanacağını söyledi.

Türkiye İş Bankası/Hakan Aran: Sıkışık bir ikinci 6 ay bizi bekliyor
Ekonomim.com
16

İstanbul Sanayi Odası Stratejik Dönüşüm Merkezi bünyesinde, Türkiye İş Bankası’nın desteğiyle “Değer Odaklı Dijitalleşme ve Büyüme Programı” hayata geçirildi. KOBİ’lerin dijitalleşme, verimlilik ve sürdürülebilir büyüme yolculuklarına rehberlik etmeyi amaçlayan programın lansman toplantısı İş Kuleleri'nde gerçekleştirildi.

Program kapsamında düzenlenen etkinlikte Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ile birlikte açılış konuşmaları yaptı.

“Sıkışık bir ikinci 6 ay bizi bekliyor”

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, kredi genişlemesinde önemli kısıtlamalar bulunduğunu vurgulayarak, KOBİ’lerin ciddi bir krediye erişim sorunu yaşadığını söyledi.

Aran, enflasyona yönelik değerlendirmelerinde de dezenflasyon programının reel sektör üzerindeki etkilerinin son bir yılda şiddetlenerek sürdüğünü belirterek, "Programın devam ettiğini düşünürsek oldukça sıkışık bir ikinci 6 ay bizi bekliyor" ifadelerini kullandı. Program kapsamında finansal güçlüklere dayanabilen KOBİ’lerin ise sonraki süreçte daha güçlü çıkacaklarını ifade etti.

“Sağlıklı eleme”

CNBC-e’den Emre Eser’in haberler/hakan-aran-bir-an-evvel-surdurulebilir-buyume-dongusune-gecilmeli-h32454">haberine göre, program uzadıkça sistemde ayakta kalması gereken oyuncuların da etkilenebileceğini ve bu nedenle dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Aran ayrıca, “batışların” sistematik bir hale dönüşmediği sürece sağlıklı bir eleme olarak değerlendirilebileceğini söyledi.

"Enflasyonla mücadele programında odak, enflasyonun düşürülmesi ve enflasyonun sürdürülebilir şekilde tek haneli noktalara getirilmesidir" diyen Aran, bunun Türkiye için de ekonomi için de sanayici için de sevimli yanı olmayan, oldukça zorlayıcı bir program olduğunu kaydetti.

“Ortaya çıkan sonuçları problem olarak adlandırıyoruz”

Aran sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu programın başarıya ulaşıp ulaşmadığını, yolunda gidip gitmediğini gösteren öncü göstergeler, adeta programın karnesi niteliğindedir. Sanayicinin şikâyet ettiği konular; ülke büyümesinin potansiyel büyümenin altında kalması, istihdamda işsizlik oranının artması, ekonomide talebin azalması ve talepte daralma yaşanmasıdır. Aslında bunlar, programın hedefe yaklaştığını ve enflasyonda artık düşüş beklentisinin oluşabileceğini gösteren gelişmelerdir.

Bazen ne yaptığımızın, amacımızın ne olduğunun ve sonrasında yaptıklarımızla karşılaştığımız sonuçlar arasındaki bağlantıyı kurmadan, ortaya çıkan sonuçları problem olarak adlandırıyoruz.

“Enflasyonla mücadele programının bedeli yüksek”

Gerçekçi olmak gerekirse, enflasyonla mücadele programı bedeli yüksek olan, bu tarz sonuçları doğuran ve tüm sanayinin şikâyet etmesine neden olan bir programdır. Hiç kolay değildir. Programa dair eleştiriler yükselirken ve söylemler sertleşirken, bunun arkasında yatan temel neden; enflasyonun düşürülmesi ve başarıya ulaşıldıktan sonra sürdürülebilir bir büyüme hikâyesi yazılabilmesi için çekilmesi, katlanılması gereken sancılı bir dönüşüm sürecinin yaşanıyor olmasıdır.

“Enflasyonun üç yılda tek haneye gelmesi hedefleniyordu”

Bunu biraz dillendiriyor, biraz da görmezden geliyoruz. Programın uzamış olması da önemli bir etkendir. Üç yıllık bir programla başlanmıştı. Enflasyonun üç yılda tek haneye gelmesi hedefleniyordu. Ancak bugün üçüncü yıl dolmuş olmasına rağmen enflasyon hâlâ tek haneye değil, yüzde 30'lar seviyesindedir. Bu durum sanayiciyi, "Ben buna daha ne kadar katlanacağım? Başka tedbirler olamaz mı?" söylemine yöneltiyor.

“Süreç uzadıkça eleştirilerimiz de artacaktır”

Sonuç olarak, enflasyonla mücadele programının bir an evvel hedeflerine ulaşması ve sürdürülebilir büyüme döngüsüne geçilmesi gerekiyor. Bu süreç uzadıkça sıkıntılı alanlardaki sohbetlerimiz ve eleştirilerimiz de artacaktır. Programın bir an önce hedeflerine ulaşmasıyla birlikte söylemler arasındaki ayrılığın ve farklılığın da azalacağını düşünüyorum. Bana göre, tartışmalarda çoğu zaman söylenmeyen kısım da tam olarak budur."

Kaynağa Git

İlgili Haberler