Yemen’de yaklaşık dört yıldır büyük ölçüde korunan kırılgan askeri dengeler, İran’a ait bir uçağın Husilerin kontrolündeki Sana Uluslararası Havalimanı’na iniş girişiminin ardından yeniden sarsıldı. Yaşanan gelişmeler, Husiler ile Suudi Arabistan arasında karşılıklı saldırılar ve sert açıklamaları beraberinde getirirken, ülkede yeni bir askeri tırmanış ihtimalini yeniden gündeme taşıdı.
Nisan 2022’de yürürlüğe giren ateşkes sonrasında büyük çaplı cephe çatışmalarının önemli ölçüde azaldığı Yemen’de, son gelişmeler taraflar arasındaki kırılgan dengelerin yeniden sınandığını ortaya koydu.
KRİZİN FİTİLİNİ İRAN UÇAĞI ATEŞLEDİ
Gerilimin merkezinde, Yemen hükümetinin “ülkenin egemenliğinin ihlali” olarak nitelendirdiği İran uçuşları yer aldı.
Yemen yönetimi, İran’a ait Mahan Air şirketine ait uçağın 3 Temmuz’da Sana Uluslararası Havalimanı’na doğrudan uçuş gerçekleştirdiğini, 13 Temmuz’da ise İran’dan gelen başka bir uçağın yeniden Sana’ya inmeye çalıştığını açıkladı.
Hükümet, bu uçuşların Birleşmiş Milletler kararlarını ve Yemen’in egemenliğini ihlal ettiğini savunurken, Husiler ise söz konusu seferlerin sivil uçuş kapsamında yapıldığını öne sürdü.
Krizin büyümesi üzerine Yemen ordusu, İran uçağının inişini engellemek amacıyla Sana Havalimanı pistlerini hedef aldığını duyurdu. Yemen hükümeti saldırının, egemenlik ihlalini önlemeye yönelik gerçekleştirildiğini belirtirken, Husiler ise saldırının Suudi Arabistan tarafından düzenlendiğini iddia etti.
Saldırının ardından İran uçağı rotasını değiştirerek Hudeyde Havalimanı’na yöneldi. İran yönetimi ise konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı.
YEMEN HÜKÜMETİNDEN PEŞ PEŞE AÇIKLAMALAR
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, hükümet, ordu ve güvenlik güçlerine hazırlık seviyesini en üst düzeye çıkarma talimatı verdi.
Savunma Bakanı Tahir el-Ukayli de İran uçaklarının Yemen hava sahasını ihlal ettiğini belirterek, “Sabrımız tükendi.” ifadelerini kullandı ve ihlallere askeri karşılık verileceğini açıkladı.
Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani ise Husileri, Uluslararası Kızılhaç Komitesine ait uçağı ve mürettebatını Sana Havalimanı’nda alıkoymakla suçladı.
HUSİLERDEN SUUDİ ARABİSTAN’A SALDIRI
Sana Havalimanı’nın hedef alınmasının ardından İran destekli Husiler, Suudi Arabistan’ın güneyindeki Abha Havalimanı’nı balistik füze ve insansız hava araçlarıyla vurduklarını öne sürdü.
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise balistik füzelere karşı hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini açıkladı.
Husiler ayrıca, Suudi Arabistan hava sahasını kullanan uluslararası hava yolu şirketlerini tehdit ederek, Sana Havalimanı üzerindeki kısıtlamalar kaldırılıncaya kadar saldırıların sürebileceğini ileri sürdü.
ESİR TAKASININ ERTELENMESİ GERİLİMİ ARTIRDI
Askeri gerilimin yaşandığı süreçte taraflar arasında 11 Temmuz’da gerçekleştirilmesi planlanan ve 1728 kişinin serbest bırakılmasını öngören kapsamlı esir takası da ertelendi.
Yemen hükümeti, Husilerin anlaşmayı uygulamadığını savunurken, Husiler ise hükümetin son anda yeni isimler eklemek istediğini öne sürdü.
BM’DEN İTİDAL ÇAĞRISI
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, gelişmeler üzerine acil gündemle toplandı.
BM Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed Halid Hayari, İran uçuşları, Sana Havalimanı’nın hedef alınması ve Hudeyde’ye gerçekleştirilen uçuşun barış sürecini ciddi şekilde riske attığını belirterek tüm taraflara gerilimi düşürme ve diyalog çağrısında bulundu.
ANALİSTLER: KIRILGAN ATEŞKES YENİDEN SINANIYOR
Yemenli siyasi analistler, son gelişmelerin yalnızca bir uçuş krizinden ibaret olmadığını, ülkedeki askeri ve siyasi dengelerde yeni bir dönemin işaretlerini taşıdığını değerlendiriyor.
Uzmanlara göre İran’ın Sana ile doğrudan hava bağlantısını sürdürme girişimi ile Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan’ın buna askeri yöntemlerle karşılık vermesi, sahada yeni “kırmızı çizgilerin” oluştuğunu gösteriyor.
Analistler, tarafların kapsamlı bir savaştan kaçınmaya çalıştığını ancak karşılıklı sertleşen mesajların yanlış hesaplama riskini artırdığına dikkat çekerek, mevcut tablonun kısa vadede büyük çaplı savaşı zorunlu kılmasa da Yemen’i yeniden geniş çaplı çatışma sürecine sürükleyebilecek kırılgan bir zemin oluşturduğu uyarısında bulunuyor.