Ana içeriğe geç

Yemen’in güneyinde halk sokaklarda

Güney Yemen'de 19 Mayıs 2026 Çarşamba günü yaşanan son gerilimlerinin ardından yüzlerce gösterici, kötüleşen yaşam koşullarını, hizmet yetersizliklerini ve devam eden elektrik kesintilerini protesto etmek amacıyla Mualla ilçesindeki yerel yönetim binası önünde toplandı.

Yemen’in güneyinde halk sokaklarda
Yeniçağ
16

Bu gelişme, başkent Aden'in çeşitli ilçelerinde bu sabah "Furşan Devrimi" gençlerinin çağrısıyla sivil itaatsizlik eylemleri düzenlenmesinin ardından geldi. Göstericiler şehrin çeşitli mahallelerinde ana yolları trafiğe kapattı ve atıl lastikleri ateşe verdi.

Bağımsız Aden Kanalı'nın (Aden Independent Channel) haberine göre, Suudi Arabistan destekli güçler kalabalıkları dağıtmak için gerçek mermi kullandı. Güvenlik güçleri ayrıca çok sayıda genci hedef alan geniş çaplı bir tutuklama kampanyası başlattı ve protestolara katılan birçok kişiye cop ve tüfek dipçikleriyle saldırdı.

Ortadoğu meseleleri üzerine çalışan gazeteci Daniel Morgan, “Suudi destekli güçler Güney Yemen'in Aden kentinde elektrik kesintilerini protesto eden göstericilere karşı bir baskı operasyonu yürütüyor” dedi. X platformundaki sayfasında, devam eden çatışmaların ortasında güvenlik güçlerinin çocukları tutuklamak üzere götürdüğünü gösteren bir video paylaştı.

Morgan, Çarşamba günü X platformunda paylaştığı başka bir tweette ise şunları söyledi: "Aralık ayında petrol zengini Hadramevt ve El-Mehra vilayetlerinde kontrolü sağlamasının ardından, Riyad'ın Güney Geçiş Konseyi'ni destekleyen güçlere karşı başlattığı askeri harekatı takiben Güney Yemen'deki Suudi varlığına yönelik halk öfkesi giderek artıyor gibi görünüyor."

Bölgede Yaşanan Dönüşümler
Bu arada, Güney Yemen geçen Aralık ayından bu yana ittifaklarda önemli değişimlere sahne oluyor. Gözlemcilerin 'Müslüman Kardeşler'in güçlendirilmesi' olarak nitelendirdiği bir süreç kapsamında, Suudi Arabistan Müslüman Kardeşler'in Yemen'deki kolu olan Islah Partisi'ne bir müttefik olarak yönelmeye başladı.

Bu bağlamda Aktivist Ali Halid, "Müslüman Kardeşler'in Yemen'de güçlendirilmesi ve müttefiklere ihanet edilmesi bir tesadüf değildi. Aksine bu, Yemen'in istikrarı pahasına Suudi Arabistan'ın çıkarlarına hizmet edecek şekilde siyasi manzarayı yeniden şekillendiren bir Suudi nüfuz aracıdır" dedi. Bir tweetinde ise sonucun "devletin zayıflatılması, ulusal karar alma mekanizmasının parçalanması ve çatışmanın uzaması" olduğunu ekledi.

Khabar Ajansı daha önce, grubun "siyasi ve askeri bölünmüşlükten faydalanarak bazı bölgelerdeki güç dengelerini yeniden şekillendirmede merkezi bir rol oynadığını ve devlet kurumlarının örgütle bağlantılı ağların lehine açık bir sızma alanına dönüştüğünü" bildirmişti. Haberde, bu nüfuzun doğrudan bir çatışma yoluyla değil, idari ve güvenlik noktalarının kademeli olarak kontrol altına alınması gibi daha yumuşak yöntemlerle sağlandığı belirtildi. Bu durum, grubun doğrudan bir gerilim yaratmadan nüfuzunu dayatmasına olanak tanıdı ve örgütün açık çatışma yerine “yavaş güçlenme” politikasına dayanan doğasını yansıttı.

Raporlar, Müslüman Kardeşler'in Yemen krizinde yalnızca siyasi bir taraf olmadığını; aynı zamanda kaostan faydalanarak ve örgütsel sadakatleri pekiştirerek devleti içeriden yeniden inşa etmeye çalışan bir aktör olduğunu doğruluyor.

Muhammed Müsad El-Nakib, bugün yaşananların "tesadüfi" olmadığını, aksine güvenlik çıkarlarının yeni siyasi vizyonlarla iç içe geçmesinin bir sonucu olduğunu söylüyor. Ona göre Müslüman Kardeşler, devletin dış savaşlarında örgütlü ve halktan gelen bir desteğe duyduğu ihtiyacı iyi değerlendirerek, önceki dönemde yıkılan köprülerini bu kez "meşruiyet kisvesi altında" yeniden inşa etti.

Şunları da ekledi: "Kral Selman döneminde İhvan ile Suudi yönetimi arasındaki ortak noktaların belirgin bir şekilde artmasıyla birlikte, bunu hayra yordular. Hatta Suudi Müslüman Kardeşler figürlerinin iç ve bölgesel düzeydeki bu yeni ve rahat döneme duydukları sevinç, bazı İhvan mensuplarının Kral Selman ve Veliaht Prensi'ne yönelik yazdıkları övgü dolu şiirlerle kendini gösterdi..."

El-Nakib ayrıca şuna dikkat çekti: "Prens Muhammed bin Selman döneminde dış politika aşırı bir pragmatizm ile karakterize edildi. Suudi medya aygıtı 'Mısır İhvanı'na saldırırken, Müslüman Kardeşler'in ana aktör olduğu diğer dosyalarda bir yakınlaşma olduğunu görüyoruz. Bu görünürdeki 'karmaşa', aslında dengeyi ortada tutma ve İhvan kartını bölgesel dengelerde diğer taraflara karşı bir baskı aracı olarak kullanma çabasıdır."

İhvan İçin Kuluçka Merkezi
Bu arada Gazeteci Salih Ebu Avzel, "Suudi Arabistan'ın Müslüman Kardeşler için güvenli bir sığınak olduğunu" düşünüyor. Bir tweetinde şunları ifade etti: "Kuruluşundan bu yana, elliler ve seksenlerdeki cihatçı ve aşırılık yanlısı fikirlerden 'Arap Afganlar' fenomenine kadar uzanan süreçte; hatta Vehhabiliğin ve El-Bennacılığın cihatçı fikir ve projelerde kesiştiği ve birbirini beslediği söylenebilir. Bu nedenle bu iki grup ile Suudi rejimi arasında bir 'kopuş' yaşanması mümkün değildir."

Ebu Avzel, Suudi Arabistan'ın 2013 yılında Müslüman Kardeşler'i terör listesine almasına rağmen grubun "Yeniden yapılandırma adı altında Yemen ordusunu parçalama ve Ali Abdullah Salih rejimiyle bağlantılı olan herkesi görevden alma" eğilimini desteklediğini belirtti. Bu tasfiyeden, kararların kilit noktalarını elinde tutan ve bugün bile askeri sahneyi perde arkasından yönetmeye devam eden yaşlı general Ali Muhsin El-Ahmer de dahil olmak üzere "Müslüman Kardeşler'e mensup olanların" istisna edildiğini sözlerine ekledi.

Suudi Arabistan'ın "Marib, Taiz ve diğer bölgelerde İhvan güçlerinin inşasını finanse ettiğini, bu güçlerin Husilere karşı hiçbir savaşa girmediğini ve bu güçlerin komutanlarının ABD tarafından terör listelerine alındığını" vurguladı. Ebu Avzel, "Suudi Arabistan Müslüman Kardeşler'i benimseyen bir devlettir ve diğer bazı cihatçı Selefi gruplarla birlikte yerel kollarını temsil ettikleri için onlarla ittifak yapmaya devam edecektir. İran'ın genişlemek için Şii kollarını kullanması gibi, Suudi Arabistan da genişlemek için Selefi ve İhvan kollarını kullanmaktadır" diye ekledi.

Selefil Akımların Bölgede Yükselişi
Müslüman Kardeşler'in güçlendirilmesinin ardından, son askeri atamalar geniş çaplı tartışmalara yol açtı. Eleştirmenler, bu atamaların askeri açıdan yetersiz veya aşırılık yanlısı geçmişi olan isimleri içerdiğini öne sürdü. Raporlar aynı zamanda, Koalisyon destekli askeri oluşumlar içinde Selefi akımların rolünün giderek arttığından bahsediyor. Selefi ağırlıklı onlarca tugay, güney vilayetlerinin birçoğunda ve Batı Kıyısı'nda konuşlanmış durumda.

Gözlemciler, "ordunun Talibanlaştırılması" olarak nitelendirdikleri duruma ve askeri kurumların çatışmayı sürdürmek, Yemen'i zayıf ve bölünmüş bir halde tutmak için bir araca dönüştürülmesine karşı uyarıda bulunuyor. Bu manzara, Yemen dosyasındaki ittifakların karmaşıklığını ve bölgesel hesapların iç içe geçmişliğini yansıtıyor.

Gazeteci Vecdi es-Salimi, "Suudi Arabistan içinde Selefiliğin konumunun gerilemesine rağmen Krallığın, şiddetlenen çatışmaların gölgesinde güney vilayetleri de dahil olmak üzere birçok bölgede Yemen'deki Selefilerle ittifakını güçlendirmeye ve işbirliğini genişletmeye odaklandığını" belirtti.

Amalika (Devler) Tugayları içindeki önde gelen Selefi askeri şahsiyetlerden biri olan Hamdi Şükri'ye göre: "Selefi askeri tugayların toplam sayısı 35'i aşıyor. Yemen-Suudi Arabistan sınırı ve Batı Kıyısı boyunca konuşlanmış olan bu birlikler, güvenliği sağlamak amacıyla son olarak tüm güney vilayetlerine de yayıldı. Kıyı şehirlerinin korunmasında ve Husilerden ya da diğer silahlı gruplardan gelebilecek tehditlere karşı koyulmasında merkezi bir rol oynadılar."

Şükri, Al-Modon gazetesine verdiği demeçte, "Bu oluşumlar, Suudi Arabistan tarafından desteklenen meşru hükümetin askeri varlığının belkemiğini temsil ediyor. Bizler, hareketlerimizi devletin yüksek komutasının direktifleri doğrultusunda ve Suudi Arabistan'daki kardeşlerimizle koordinasyon içinde gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler