Ana içeriğe geç

Türkiye'nin Afrika ihracatı ilk yarıda 11 milyar dolara ulaştı

Türkiye'nin Afrika ülkelerine ihracatı yılın ilk yarısında yüzde 12 artarak 11 milyar dolara ulaştı. Değer bazında ihracat artışında Mısır ilk sırada yer alırken, en fazla dış satım yapılan ülke ise 2,1 milyar dolarla Fas oldu.

Türkiye'nin Afrika ihracatı ilk yarıda 11 milyar dolara ulaştı
Dünya Gazetesi
16

Haziranda Afrika pazarına ihracatını yüzde 32 artıran Türkiye, yılın ilk altı ayında 11 milyar dolarlık dış satıma ulaştı. Değer bazında ihracat artışında Mısır ilk sırada yer alırken, en fazla ihracat yapılan ülke ise 2,1 milyar dolarla Fas oldu.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlenen bilgilere göre, Türkiye'nin Afrika ülkelerine yönelik ihracatı haziran ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 32 artarak 1,9 milyar dolara yükseldi. Ocak-haziran döneminde ise kıtaya yapılan ihracat yüzde 12 artış göstererek 11 milyar dolara ulaştı.

Mısır ihracat artışında ilk sırada

Yılın ilk yarısında ihracatını değer bazında en fazla artırdığı Afrika ülkesi 349,4 milyon dolarlık yükselişle Mısır oldu. Mısır'ı 345,6 milyon dolarlık artışla Fas, 151 milyon dolarla Nijerya takip etti.

Listede ayrıca Güney Afrika Cumhuriyeti 109 milyon dolar, Cibuti 93,8 milyon dolar, Mali 84 milyon dolar, Etiyopya 71,5 milyon dolar, Liberya 66 milyon dolar, Tunus 64,5 milyon dolar ve Somali 51,3 milyon dolarlık artışla öne çıktı.

En fazla ihracat Fas'a yapıldı

Türkiye'nin Afrika'da en fazla ihracat gerçekleştirdiği ülke ise 2,1 milyar dolarla Fas oldu. Bu ülkeye yapılan ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19,1 artış kaydetti. Fas'ın ardından 1,9 milyar dolarla Mısır, 1,3 milyar dolarla ise Libya geldi.

"Türkiye'nin farkı tam da burada ortaya çıkıyor"

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Afrika İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Osman Aksoy, Türkiye'nin Afrika pazarındaki ihracat başarısının tek bir ekonomik göstergeyle açıklanamayacağını belirterek, son 20 yılda kurulan güçlü diplomatik ilişkiler ile özel sektörün sahadaki etkinliğinin bu başarıda önemli rol oynadığını söyledi.

Son iki yılda Afrika ülkeleriyle diplomatik temasların yoğunlaştığını ifade eden Aksoy, karşılıklı ziyaretlerin ticaret hacminin büyümesine önemli katkı sağladığını dile getirdi.

Karma Ekonomik Komisyon (KEK) toplantıları, JETCO mekanizmaları ve Türkiye-Afrika İş ve Ekonomi Forumu (TABEF) kapsamında gerçekleştirilen temasların iş dünyası açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Aksoy, küresel ticarette yaşanan dönüşümün de Türkiye için yeni avantajlar oluşturduğunu vurguladı.

"Afrika ülkeleri artık yalnızca finansman sağlayan değil, teknoloji paylaşan, üretime ortak olan ve insan kaynağını geliştiren partnerler arıyor. Türkiye'nin farkı tam da burada ortaya çıkıyor. Biz Afrika'ya şart koşan değil, birlikte üreten, kaynak alan değil değer oluşturan, kısa vadeli kazanç değil, uzun vadeli ortaklık hedefleyen bir anlayışla yaklaşıyoruz. Bu yaklaşım kıta genelinde ciddi bir güven oluşturmuş durumda. İkinci yarıda da bu ivmenin devam edeceğini düşünüyorum. Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Alanı'nın (AfCFTA) giderek daha etkin hale gelmesi, Türk Hava Yolları'nın kıta genelindeki güçlü bağlantı ağı, Türk müteahhitlerinin Afrika'da bugüne kadar 100 milyar doları aşan proje tecrübesi ve karşılıklı üst düzey ziyaretlerin oluşturduğu siyasi irade, ihracatımızın önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceğine işaret ediyor. Artık hedefimiz yalnızca daha fazla ihracat yapmak değil, Afrika'da daha fazla üretmek, yatırım yapmak ve kalıcı ekonomik ortaklıklar tesis etmek."

Mısır ve Fas vurgusu

Aksoy, Türkiye'nin özellikle Mısır ve Fas ile geliştirdiği ticari ilişkilerin dikkat çektiğini belirterek, Mısır'da son dönemde yaşanan ihracat artışında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kahire ziyaretinin ardından başlayan yeni dönemin etkili olduğunu ifade etti.

Karşılıklı güven ortamının güçlenmesi ve ekonomi diplomasisinin hız kazanmasının özel sektörün önünü açtığını kaydeden Aksoy, "Bunun yanında Süveyş Kanalı'nın küresel ticaretteki kritik konumu, Mısır'ın yaklaşık 110 milyonluk iç pazarı, gelişen sanayi bölgeleri ve Afrika ile Körfez pazarlarına erişim sağlayan lojistik avantajı, Türk firmaları açısından önemli fırsatlar sunuyor. Bugün başta tekstil ve hazır giyim olmak üzere enerji, petrokimya, makine, demir-çelik, beyaz eşya ve inşaat malzemeleri sektörlerinde Türk şirketlerinin Mısır'daki yatırımlarının ve ticaret hacminin istikrarlı şekilde arttığını görüyoruz." diye konuştu.

Fas'ın ise uzun yıllardır sürdürdüğü istikrarlı ekonomi politikaları, yatırım dostu uygulamaları ve Avrupa ile Afrika arasında lojistik bir merkez konumunda bulunması sayesinde Türk iş dünyasının en önemli ticaret ortaklarından biri haline geldiğini belirten Aksoy, Tanger Med Limanı'nın sağladığı avantajlar, otomotiv ve havacılık sanayisindeki gelişmeler ile yenilenebilir enerji yatırımlarının Fas'ı stratejik bir üretim ve dağıtım merkezi haline getirdiğini söyledi.

Aksoy, "Ayrıca 2030 FIFA Dünya Kupası kapsamında gerçekleştirilecek ulaşım, şehircilik ve altyapı yatırımlarının Türk müteahhitlik sektörü, yapı malzemeleri üreticileri ve hizmet sektörleri açısından önemli fırsatlar oluşturacağına inanıyoruz." dedi.

Hedef uzun vadeli ekonomik ortaklık

Afrika'daki temel hedeflerinin yalnızca ticaret hacmini büyütmek olmadığını ifade eden Aksoy, Türkiye-Afrika ekonomik ilişkilerini daha güçlü, sürdürülebilir ve nitelikli bir yapıya kavuşturmayı amaçladıklarını söyledi.

Karşılıklı yatırımların artırılması, ortak üretim anlayışının geliştirilmesi, teknoloji transferi, sanayi iş birlikleri ve beşeri sermayenin güçlendirilmesinin önümüzdeki dönemin öncelikleri arasında bulunduğunu belirten Aksoy, Afrika'nın genç nüfusu, hızlı şehirleşen ekonomileri ve büyüyen pazarıyla önemli fırsatlar sunduğunu dile getirdi.

AfCFTA ile birlikte kıtanın 1,4 milyarı aşkın nüfusu kapsayan büyük bir ortak pazara dönüştüğünü ifade eden Aksoy, Türk şirketlerinin kısa vadeli ticaret yerine uzun vadeli yatırım anlayışıyla hareket etmesi gerektiğini söyledi.

"Güçlü yönlerimizi daha fazla kurumsal kapasite, finansal enstrümanlar, dijital dönüşüm, yerel ortaklıklar ve uzun vadeli stratejik planlamayla tahkim etmemiz gerekiyor. Afrika'da başarılı olacak şirketler yalnızca ürün satanlar değil, üretim yapan, istihdam oluşturan, bilgi paylaşan ve yerel ekonomilerin kalkınmasına katkı sunan şirketler olacak. Türkiye'nin Afrika'ya bakışını diğer birçok küresel aktörden ayıran temel husus da budur. Bizim ilişkilerimiz tahakküm üzerine değil, teşrik-i mesai üzerine kuruludur, tek taraflı menfaat değil, müşterek kalkınma anlayışını esas alır. Tarih boyunca sömürgecilik tecrübesi yaşamamış bir ülke olarak Afrika ile kurduğumuz münasebetlerin merkezinde karşılıklı itimat, hürmet ve samimiyet bulunmaktadır. Bu nedenle Türkiye, Afrika'da yalnızca ekonomik bir ortak değil, aynı zamanda güvenilir bir dost ve uzun vadeli bir yol arkadaşı olarak görülmekte."

Kaynağa Git

İlgili Haberler