Hükümet sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, bu hedefe karşın nihai kararın ticari gerekçelerle şirketin kendisine ait olduğu vurgulandı.
Çinli rakiplerinin baskısı, ABD'nin gümrük tarifeleri ve Avrupa genelinde düşen talep nedeniyle zor günler geçiren Volkswagen'in Almanya'daki 4 fabrikasını kapatmayı ve işten çıkarmaları 100 bin kişiye kadar genişletmeyi değerlendirdiği belirtiliyor.
Sektör tarihindeki en büyük yapılanma hamlelerinden biri olabileceği belirtilen bu süreç, halihazırda durgunluk yaşayan Alman ekonomisini canlandırmaya ve kamuoyu anketlerindeki düşüş trendini tersine çevirmeye çalışan federal hükümet açısından yeni riskler oluşturuyor.
Gelişmelere ilişkin değerlendirmede bulunan hükümet sözcüsü, "Amacımız, Almanya'daki üretim tesislerinin kapatılmasını önlemektir. Bunu başarmak için gerekli rekabet mekanizmaları dahil olmak üzere doğru çerçeve koşullarının oluşturulması gerekiyor. Bu tesislerin karlı kalmasını sağlayacak teşvikler sunulmalıdır. Ancak ilkesel olarak bu tür kararları ticari gerekçelerle almak her zaman şirketlerin kendi sorumluluğundadır." ifadelerini kullandı.
Şirketin henüz resmi olarak kamuoyuyla paylaşmadığı bu planların, başta sendikalar olmak üzere Volkswagen'in ikinci en büyük hissedarı konumundaki Aşağı Saksonya eyalet yönetimi tarafından güçlü bir dirençle karşılanması bekleniyor.
Volkswagen'de Alman federal hükümetinin herhangi bir hissesi bulunmuyor.
9 TEMMUZ'DAKİ TOPLANTI KRİTİK
Şirketin yeniden yapılanma stratejisinde asıl diplomatik ve operasyonel kriz ise Osnabrück tesislerinde yaşanıyor. Volkswagen'in tasarruf önlemleri kapsamında 2027'de üretimi durdurmayı planladığı 2 bin 300 çalışanlı Osnabrück fabrikasını İsrailli savunma şirketi Rafael'e devrederek "Demir Kubbe" füze savunma sistemi bileşenleri üretmeyi hedeflediği belirtiliyor.
Ancak, Volkswagen'in yüzde 17 oy hakkına sahip üçüncü büyük hissedarı konumundaki Katar Yatırım Otoritesi'nin (QIA), Doha ile İsrail arasındaki gerilimli ilişkileri gerekçe göstererek projeye karşı çıktığı ve süreci tıkadığı ifade ediliyor. Buna ilişkin QIA, Volkswagen yönetimi ve denetleme kurulu sözcüleri resmi bir açıklama yapmaktan kaçınarak yorum yapmadı.
Federal hükümetin ve şirkette yüzde 20 payı bulunan Aşağı Saksonya eyaletinin desteklediği bu dönüşüm, Katar'ın vetosunun yanı sıra yerel halkın protestoları nedeniyle de zora girmiş durumda.
Gündemdeki tüm bu radikal taslakların ve kriz başlıklarının, işçi temsilcilerinin de yer alacağı 9 Temmuz'daki denetleme kurulu toplantısında masaya yatırılması öngörülüyor.
Bu arada, Volkswagen yönetimi işçi tarafına şu ana kadar üzerinde uzlaşılan istihdam kesintilerinin mali hedefleri yakalamak için yetersiz kaldığını da bildirdi.
Alman basınında yer alan haberlere göre, Volkswagen'de ek istihdam azaltmalarına ilişkin net sayısal hedeflerin henüz işçi temsilcilerine resmi olarak iletilmediği belirtildi.
SENDİKALARDAN SERT TEPKİ
Yönetimin, geçen hafta küresel çapta istihdam ettiği 657 bin personelden yaklaşık 100 binini gelecek yıllarda işten çıkarmayı öngören kapsamlı bir strateji hazırladığı iddiaları, işçi temsilcileri ve sendikaların sert tepkisine yol açmıştı. Şirketin mevcut tasarruf programını iki katına çıkaracağı belirtilen bu planlara karşı IG Metall Sendikası ile Volkswagen İş Konseyi ortak bir cephe oluşturdu.
Yapılan ortak açıklamada, sızan planlar "sorumsuz tehditler" olarak nitelendirilerek şu ifadelere yer verildi:
"Çalışanların haklarına, Volkswagen Yasası'na, ortak yönetim ilkelerine ve üretim tesislerimize yönelik bu saldırıları elimizdeki tüm imkanlarla engelleyeceğiz."
İşçi temsilcileri, yönetimin "kör bir aktivizm" yerine rekabetçi ürünler, yeni teknolojiler ve istihdam güvenliğine odaklanması gerektiği çağrısında bulunurken, VW sözcüsü tasarruf planlarının detaylarına ilişkin yorum yapmaktan kaçınarak konuların ilgili kurullarda tartışılmaya devam ettiğini bildirmişti.