Altın ithalatına getirilen kota uygulaması, Türk mücevher sektörünün uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü olumsuz etkilemeye devam ediyor. Mücevher İhracatçıları Birliği (MİB) verilerine göre, 2026 yılının ilk altı ayında sektörün ihracatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 33 düşerken, işlenmiş altın mücevheratındaki kayıp yüzde 62 seviyesine ulaştı.
Türkiye Gazetesi'nden Ömer Temür'ün haberine göre; MİB Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Özcan, kota öncesinde ortalama 600-700 milyon dolar ithalat yapıp net döviz girdisi sağlayan sektörün, fiyat uyumsuzlukları yüzünden ithalat yapmaya zorlandığını kaydetti. Türkiye içindeki altın fiyatı ile küresel piyasalar arasında kilo başına 15 bin dolara varan farklar oluştuğunu belirten Özcan, Türkiye'den kaçan pazar payının İtalya ve Dubai'ye yöneldiğini vurguladı.
"Yatırımcılar Dubai ve Avrupa'ya Kaydı"
Türkiye'nin teknik altyapısı ve üretim tecrübesiyle bölgesel bir merkez (hub) konumuna yükseldiğini hatırlatan MİB Başkanı Özcan, kota sınırlamalarının ardından yabancı sermayenin yön değiştirdiğini belirtti. Kotanın olmaması durumunda 20 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşılabileceğini dile getiren Özcan, Orta Doğu'daki belirsizliklere rağmen yatırımcının çekilebilmesi için kotaların kaldırılmasının şart olduğunu söyledi.
"Altın Esaslı Muhasebe Sistemine Geçilmeli"
Sektörün bir diğer ana probleminin vergilendirme sistemi olduğuna dikkat çekilen açıklamada, altının yatırım aracı değil ham madde olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Özcan, uluslararası fiyat artışlarının bilançolarda sanal kar gibi görünerek vergilendirildiğini ve bu durumun sermaye erimesine yol açtığını belirterek acilen "Altın Esaslı Muhasebe" uygulamasına geçilmesi gerektiğini savundu.
Kuyumcukent'te İstihdam Kaybı
Ham maddeye erişim zorlukları ve yüksek maliyetlerin imalat ayağını doğrudan etkilediğini vurgulayan Özcan, Kuyumcukent'teki firma kapanışlarının yüzde 80'lere ulaştığını aktardı. Sektör genelinde 250 bin olan istihdamın 130 bin seviyesine gerilediğine dikkat çeken Özcan, usta-çırak ilişkisiyle yetişen nitelikli zanaatkarların kaybolmasının uzun vadeli telafisi imkansız sonuçlar doğuracağını ifade etti.