ÖSYM, 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarını açıkladı. 2026 YKS'de Temel Yeterlilik Testi (TYT) birinciliğini İlker Uyanıker, Abdullah Uslu, Miraç Koşar, Doğa Erdemir ve Şerif Efe Dartar paylaştı. Sınava başvuran 2 milyon 425 bin 627 adaydan 2 milyon 255 bin 76'sı TYT'ye katıldı. TYT'de ortaöğretim son sınıf öğrencilerinin doğru cevap ortalamaları Türkçede 20,5, sosyal bilimlerde 10,2, temel matematikte 6,8 ve fen bilimlerinde 4,3 olarak gerçekleşti.
Çukurova Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Adnan Gümüş, Temel Yeterlilik Testi (TYT) sonuçlarını Evrensel’e değerlendirdi. Geçen yıl TYT puanı geçerli sayılan aday sayısının 2 milyon 351 bin olduğunu hatırlatan Gümüş, bu yıl bu sayının 2 milyon 254 bine gerilediğini belirtti. Yaklaşık 97 bin kişilik düşüşün dikkat çekici olduğunu vurgulayan Gümüş, “Bu azalma üniversiteyle ilgili bağların ve beklentilerin zayıfladığını gösteriyor. Gençler artık üniversiteyi eskisi kadar ulaşılması gereken bir hedef olarak görmüyor” dedi.
Lise son sınıfta da düşüş var
Asıl dikkat çekici tablonun lise son sınıf öğrencilerinde ortaya çıktığını belirten Gümüş, geçen yıl TYT’ye giren ortaöğretim son sınıf öğrencisi sayısının 825 bin 489 olduğunu, bu yıl ise 788 bin 804’e düştüğünü söyledi. Bir yılda lise son sınıf düzeyinde sınava giren öğrenci sayısının 36 bin 685 kişi azaldığına işaret eden Gümüş, bunun eğitim sistemi açısından çok daha kritik bir gösterge olduğunu ifade etti.
17 yaş grubunun yüzde 40’ı sınavda yok
Türkiye’de 2025 yılı itibarıyla 17 yaş grubunda 1 milyon 312 bin 949 kişinin bulunduğunu aktaran Gümüş, buna karşın lise son sınıf düzeyinde TYT’ye giren öğrenci sayısının yalnızca 788 bin 804 olduğunu söyledi. Bu verilere göre 524 bin 145 gencin sınava girmediğini belirten Gümüş, “Bu sayı çağ nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ına denk geliyor. Başka bir ifadeyle 17 yaş grubundaki her 10 gençten 4’ü TYT’de yer almıyor. Bu gençlerin liseyi bırakıp bırakmadığını, eğitim dışında mı kaldıklarını ya da başka hangi durumda olduklarını bilmiyoruz” diye konuştu.
Türkçe ve fen başarısı da geriledi
Sınava giren aday sayısının azalmasına rağmen başarı düzeyinin de düştüğünü belirten Gümüş, özellikle lise son sınıf öğrencilerinin Türkçe ve fen bilimleri testlerinde geçen yılın gerisinde kaldığını söyledi. Geçen yıl lise son sınıf öğrencilerinin 40 soruluk Türkçe testinde ortalama 21,71 net yapabildiğini hatırlatan Gümüş, bu yıl ortalamanın 20,5’e düştüğüne işaret ederek “Fen Bilimlerinde de benzer bir gerileme yaşandı. Geçen yıl ortalama 4,60 olan doğru sayısının bu yıl 4,3’e geriledi” dedi. Aday sayısının azalmasının normal koşullarda başarı ortalamasını yükseltmesi gerektiğini belirten Gümüş, “Sınava daha az kişi giriyor ama kalan öğrencilerin ortalaması da düşüyor. Bu, eğitim sistemindeki başarısızlığın daha da derinleştiğini gösteriyor” dedi.
300 puanı geçenlerin oranı yüzde 18,54
TYT’de 300 ve üzeri puan alan adayların oranının da düşük kaldığını belirten Gümüş, sınavı geçerli sayılan 2 milyon 254 bin adayın yalnızca 417 bin 935’inin 300 puan ve üzerine çıkabildiğini söyledi. Bu oranın yüzde 18,54’e karşılık geldiğini belirten Gümüş, “Soruların yaklaşık yarısını yapabilen adayları asgari başarı düzeyi olarak kabul edersek, öğrencilerin yalnızca yüzde 18,54’ü bu seviyeye ulaşabiliyor. Bu, ortaöğretimde ciddi bir öğrenme sorununun sürdüğünü gösteriyor” ifadelerini kullandı.
400 puanı aşanların oranı yüzde 2,99
Akademik başarı açısından daha üst düzey kabul edilebilecek 400 ve üzeri puan alan aday sayısının ise yalnızca 67 bin 394 olduğunu belirten Gümüş, bunun sınavı geçerli sayılan adayların yüzde 2,99’una denk geldiğine vurgu yaparak “Bu oran çağ nüfusuna göre hesaplandığında daha da düşüyor. Eğitim sisteminin nitelikli akademik başarı üreten öğrenci sayısı oldukça sınırlı kalıyor” dedi.
"ÖSYM ayrıntılı verileri açıklamıyor"
TYT’de puanı hesaplanamayan aday sayısındaki artışın da dikkat çektiğini söyleyen Gümüş, geçen yıl 40 bin 818 olan bu sayının bu yıl 67 bin 87’ye yükseldiğini belirtti. “Bunlar herhangi bir testte artıda kalamamış öğrenciler. Bu artış öğrencilerin okuldan ve öğrenme süreçlerinden giderek uzaklaştığını gösteriyor” uyarısını yaptı.
ÖSYM’nin önceki yıllarda okul türleri ve illere ilişkin ayrıntılı başarı verilerini paylaştığını hatırlatan Gümüş, bu bilgilerin açıklanmamasını eleştirdi. İmam hatip liseleri, mesleki ve teknik anadolu liseleri, fen liseleri ve anadolu liselerinin başarı düzeylerinin kamuoyuyla paylaşılmadığını belirten Gümüş, “Hangi okul türünün ne durumda olduğunu bilmiyoruz. İllere göre başarı dağılımını da göremiyoruz. Bu veriler olmadan eğitim politikaları üretmek de mümkün değil” dedi. Başarıdaki farklılaşmanın yalnızca okul türlerinden değil, öğrencilerin sosyoekonomik koşullarından da kaynaklandığını vurgulayan Gümüş, ailelerin gelir ve eğitim düzeyine ilişkin kırılımların da paylaşılması gerektiğini söyledi.
"Sınav sistemi eşitsizlikleri meşrulaştırıyor"
Ortaya çıkan tablonun yalnızca sınav başarısıyla açıklanamayacağını ifade eden Gümüş, sınav sisteminin toplumsal eşitsizlikleri görünmez kıldığını söyledi. Eğitimde yaşanan büyük toplumsal ayrışmaların sınav sonuçlarına yansıdığını ancak sistemin bunu bireysel başarı ya da başarısızlık gibi sunarak eşitsizlikleri meşrulaştırdığını dile getiren Gümüş, “Lise diploması alan her öğrenci yükseköğretime devam edebilmeli. Liselerin temel amacı öğrencileri hem yaşama hem de yükseköğretime hazırlamaktır. Bugün ortaya çıkan tablo liselerin bu işlevini yerine getiremediğini gösteriyor. Bir öğrenci lise diploması alıyorsa zaten yükseköğretime devam edebilmelidir. Bu nedenle mevcut merkezi sınav sisteminin bütünüyle yeniden tartışılması gerekiyor” diye konuştu.