Ana içeriğe geç

Ekranın arkasında neler oluyor... Esra Erol'un yaz ekranı ne durumda

Sina Koloğlu yazdı...

Ekranın arkasında neler oluyor... Esra Erol'un yaz ekranı ne durumda
Odatv
16

Ekran bildiğiniz yaz dönemi havasında. Bir iki sezon finali yapacak olan dizi reytingleri dışında yüzde 3 ortalama ile gidiyor, ülkenin ekranı. Ha kış farklı mıydı? Hayır. Söylüyorum yine; televizyon bizde, “Belli bir kesim” tarafından “izleniyor”. Dizi dışında hiçbir başka formatın şansı yok. Çünkü yıllardır böyle bir izleyiciye alıştırdılar. Sonra bu izleyicinin büyük bölümü de “televizyondan sıkılarak” başka mecralara kayıverdi. Çünkü dizilerin de keyfi kaçtı, kalite düştü. Bugün, nostalji olmaya doğru gidiyor. Yarışma yapılıyor mesela izleyeni yok.

Esra Ne Kadar İzleniyor?

Ev ahalisi eski bölümlerine biraz bakmış ama öyle çokta meraklı değiller. Yine de Esra Erol’u severler, samimi bulurlar. Bakalım ne yapacak diye şöyle bir göz attılar Var Mısın Yok Musun'a. "Yarışmacıların acılı öyküleri ne kadar çok olursa o kadar ilgi görür, daha o havada değil" dediler. Baktık ilk yayınlandığı gün, ilk bölüm yani yüzde 2,5 civarı almış. Gün ikincisi ama. Yazlık televizyon hali bu. Şimdilik belli sayıda bölüm çekilmiş. Yani yazlık iş gibi duruyor.

Yaz Bi Şarkı

Yine yazlık bir yarışma programı daha başlıyor; Yaz Bi Şarkı. Demet Akalın ile Sinan Akçıl sunuyor. Dedikodusu olmuştu. Hande Yener’e de teklif götürülmüş kendisi, Sinan Akçıl’ı duyunca kabul etmemiş. Mesela “her iki isim de kitleleri olmayan isimler” diye yazmışlar. Valla tutsun işler. Hele müzik işleri. Güzel sesler olsun. Güzel bir kayıt ile biz izleyicilere kaliteli bir program sunulsun. 21 Haziran’da başlıyor. Yeri gelmişken bu yarışma işlerini götüren tek kanal TV 8. Bir gelenek halini aldı. Bu da bir başka gerçek. Eski tadında olmuyor. Bu genel televizyon izleme eğiliminin düşmesi ile alakalı. Gelelim dizilere

Daha 17

Ev ahalisi hiç istekli başlamadı zaten. Özellikle genç oyuncu takımının sahneleri pek zayıf geldi. Senaryoyu zayıf buldular. Yine Bodrum. Zengin çocuk Teoman. Bir de gariban, yurtta kalan Aras var. Bunlar aslında kardeş olduğunu anlaşılacak büyük ihtimalle. Ev ahalisi öyle dedi. İşin bu tarafı ilgi uyandırır. Sonra bu hikaye gittiği yere kadar gider ve biter.

İki Erkek ve Bir Kadın Olayı

Bir yeni dizi daha geliyor Show TV’den. Tanıtım dönüyor. Ayça Ayşin Turan aşk arıyor. Çalıştığı iş yerinin asansöründe buluyor aslında. Ekin Koç ve Feyyaz Şerifoğlu ile birlikte mutlu ve mesut katları çıkıyor. Bir aşk üçgeni. İsimler ilgi görmüş ve dizi merak konusu olmuş şimdiden. İki önemli karizmatik iş insanı ve yine karizmatik ve aşk arayan bir iş kadını durumları.

Kenar Mahallesi ile Zengin Mahallesi

Altı Üstü İstanbul ise atv’nin yeni yazlık işi. Fakir mahalle ile zengin mahalle hikayesi. Diyeceksiniz bildik hikaye. Bilmedik bir hikaye zaten olmuyor. Fark senaryoda çıkıyor. Bizim hayatımız, güne başlıyoruz ve sonrasında çok mu renkli geçiyor ya da farklı? Sürprizler ardı ardına mı geliyor? Kendi senaryomuz o gün keyifli gidiyorsa akşamında ,mutlu mesut eve dönüyoruz. Ya da tersi. Diziler de böyle işte. Feyyaz Duman, Nehir Erdoğan, İlker Aksum ve Rahimcan Kapkap bir arada. Genç çocuklar ile bu tecrübeli ağbi ve ablaların uyumu nasıl olacak bu dizinin gidişatını belirler.

ROLAN GAROS; YENİ YAYIN ÇAĞININ ÇARPICI ÖRNEĞİ OLDU

Roland Garros artık yalnızca dünyanın en büyük tenis organizasyonlarından biri değil, aynı zamanda dijital spor yayıncılığının en büyük vitrinlerinden biri haline geldi. Paris’te düzenlenen turnuvada bu yıl yüzlerce kamera, yaklaşık 500 teknisyen, yorumcu ve yayın çalışanı görev yapıyor. Amaç ise oldukça net: İzleyicinin turnuvada oynanan hiçbir anı kaçırmaması.

Turnuvanın yayın merkezi neredeyse küçük bir televizyon şehrini andırıyor. Kortların yanına kurulan geçici stüdyolar, canlı yayın alanları ve dev ekranlı izleme bölgeleri her yıl sıfırdan inşa ediliyor. Kavurucu sıcak altında çalışan yayın ekipleri, her korttaki her puanı dünyanın dört bir yanına ulaştırıyor.

“Her Puanı Göstermek İstiyoruz”

Turnuvanın yayın ortaklarından TNT ve Eurosport ekipleri, modern spor yayıncılığının artık sadece maçı vermekten ibaret olmadığını söylüyor. Yayıncıların hedefi, izleyicinin maçı kendi istediği şekilde takip etmesini sağlamak.

Ayanı Anda Dört Maçı İzlemek

Bu nedenle Roland Garros yayınlarında çoklu ekran sistemi öne çıkıyor. İzleyiciler aynı anda dört maçı birden açabiliyor, kortlar arasında geçiş yapabiliyor ve başka bir maçta tie-break ya da set puanı olduğunda anlık bildirim alabiliyor. Yayıncılar bunu “FOMO” yani “kaçırma korkusunu önlemek” olarak tanımlıyor. Böylece seyirci klasik televizyon izleyicisi olmaktan çıkıp adeta kendi canlı yayın yönetmenine dönüşüyor.

Üstelik bütün yayınlar daha sonra tekrar izlenmek üzere platformlarda saklanıyor. Dijital yayıncılık artık yalnızca canlı yayın değil, dev bir içerik arşivi mantığıyla ilerliyor.

Avrupa ve Amerikan Yayıncılığı Arasındaki Fark

Turnuva yayınları aynı zamanda farklı yayın kültürlerinin çatışmasını da gösteriyor. Eurosport’un yıllardır uyguladığı Avrupa tarzı yayıncılıkta kort atmosferi, seyirci deneyimi ve maçın doğal akışı öne çıkıyordu. Ancak TNT ve HBO Max gibi Amerikan merkezli yayıncılarla birlikte daha “şov odaklı” bir anlayış güç kazandı.

Amerikan yayınlarında büyük stüdyolar, yıldız yorumcular, hızlı grafikler ve televizyon kişilikleri ön plana çıkarılıyor. Bu yüzden yayınlarda John McEnroe, Boris Becker ve Álex Corretja gibi eski yıldız tenisçiler ekran yüzü olarak kullanılıyor.

Álex Corretja: Dünya 2 numarası Bugün Acar Bir Muhabir

Roland Garros’un en yoğun çalışan isimlerinden biri de Eski Dünya 2 Numarası Álex Corretja. Aynı anda birkaç farklı yayın için çalışan Corretja, bir yandan maç yorumluyor, bir yandan kort içi röportaj yapıyor, diğer yandan farklı ülkelere canlı bağlantılar gerçekleştiriyor.

Oyuncular Reality Show’un Parçası Olmamalı

Corretja’ya göre tenis yayıncılığı son yıllarda tamamen değişti. Özellikle sosyal medya nedeniyle oyuncular üzerindeki baskının çok arttığını söylüyor. Ona göre eskiden kötü bir maçın etkisi daha sınırlıyken, bugün birkaç dakika içinde milyonlarca kişi sonucu öğreniyor ve yorum yapıyor.

Corretja ayrıca Roland Garros gibi büyük turnuvalarda oyuncuların tamamen bir “reality show” parçasına dönüşmemesi gerektiğini savunuyor. Çünkü artık kort çevresinde televizyon kameralarının yanı sıra binlerce cep telefonu kamerası da bulunuyor.

Tenis futbol kadar olmasa da çekim kalitesi ve yenilikleri ile özellikle yaz aylarının öne çıkan ekran görsel şöleni oluyor. Bu yazı, bu şölenin nasıl bizlere sunulduğun anlatması açısından önemli.

ÖLÜM VİRAJI HABERİ VE FİLMİ

Netflix’te film aramaktan yoruluyor ev ahalisi. Oturuyoruz seçiyoruz filmleri. Sonra izlemeye başlıyoruz. Netflix yapımı seçtiğimiz filmleri yarım bıraktık. Son bir ay içinde oldu. D Smart sinema kanalları var. Orada şansımızı deniyoruz. Bayramda ben evdeydim. Tesadüfler arka arkaya izlenebilir filmleri bana sundu diyelim. Mesela, Keskin Köşe filmi. Kanadalı yazar gazeteci Russel Wangersky'nin kaleminden çıkmış bir öykünün sinemaya uyarlanmış hali. Hem gazetecilik hem de yazarlığı ödüllerle süsleyen bir isim. 20 yıl gönüllü itfaiyecilik yapmış. Bu deneyimini anlattığı Burning Down the House adlı kitabı Kanada’da birçok ödül aldı. Öykülerinde genellikle küçük kasabalar, sıradan insanların hayatı, ani şiddet ve psikolojik kırılmalar öne çıkardığı belirtiliyor. İşte onlardan biri olan, Wangersky’nin Whirl Away kitabındaki “Sharp Corner” adlı kısa hikâyeden uyarlanan film. Peki konusu nedir? Josh, eşi ve küçük oğluyla birlikte hayallerindeki eve taşınır. Ancak evlerinin önündeki keskin virajda, peş peşe ölümcül trafik kazaları yaşanmaya başlar.

İlk kazadan sonra Josh, kazazedeleri kurtarma fikrine saplantılı hale gelir. Zamanla bu durum bir yardım etme isteğinin ötesine geçer; işini, evliliğini ve ailesiyle ilişkisini etkilemeye başlayan takıntıya dönüşür. Ağır giden ama git gide sizi içine çeken bir garip, rahatsız edici film. Ben Foster çok başarılı. İlla sizi gereceğim demeden geren bir film, tavsiye olunur. Tam da bu filmin arifesinde şöyle bir haber gördüm ODA TV’de “Ölüm Virajı Bir Can daha Aldı”. Adıyaman’da sürekli kazaların yaşandığı virajda motosikletin takla atması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti. Adıyaman-Gölbaşı kara yolu Börgenek köyü rampası… Hayatın gerçeği ve de senaryosu üst üste gelmişti.

GÜNEY AMERİKA’NIN CUNTA İLE İMTAHANI

Askeri darbeler ülkeleri G. Amerika’dan bir film yine Sinema TV’de D Smart’ta. Rubens Paiva Brezilya askeri diktatörlüğü döneminin en sembolik kayıp isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. İnşaat mühendisi olan Paiva, aynı zamanda Brezilya İşçi Partisi’nden milletvekilliği yaptı ve 1964 askeri darbesine açık şekilde karşı çıktı.

Darbenin ardından milletvekilliği düşürülen Paiva, resmi siyasetten uzaklaştırıldı ancak muhalif çevrelerle bağlantısını sürdürdü. Ocak 1971’de Rio de Janeiro’daki evinden sivil giyimli güvenlik görevlileri tarafından gözaltına alındı. Daha sonra askeri rejim tarafından işkence gördüğü ve öldürüldüğü ortaya çıktı. Ancak bedeni hiçbir zaman bulunamadı.

Rubens Paiva’nın hikâyesi, özellikle eşi Eunice Paiva’nın yıllar süren adalet mücadelesi nedeniyle Brezilya’da hafızalarda yer etti. Oğulları Marcelo Rubens Paiva’nın yazdığı anı kitabı daha sonra yönetmen Walter Salles tarafından sinemaya uyarlandı. “I’m Still Here” filmiydi izlediğim. “Hala Burdayım” diye oynadı. Çekilen acıların sade bir dil ile anlatıldığı çarpıcı bir film.

EUROVİSİON; MÜZİK BİTTİ SAHNE TASARIMI GELDİ

Eurovision’un “siyasi” tarafı bir yana bir de sahne üstündeki hali eleştiri alır hale geldi. Ben de yarışmada müziğin değil, görselin ön plana çıkmasını eleştirenlerdenim. Conversation dergisinde tam da aradığım bir makaleye denk geldim. "Designing Eurovision: Performance Scenography on an International Stage" (Eurovision'u Tasarlamak; Uluslararası Sahnede Performans Sahne Tasarımı) diye bir kitap yazılmış. Catherine Baker, 2023 Eurovision Şarkı Yarışması'nın kültürel ilişkileri ve yumuşak gücü üzerine araştırma yapmak için British Council'den fon almış, Amy Skinner ile birlikte yazmışlar. Kendisi sahne tasarımı, tiyatro tarihi ve kültürlerarası performans üzerine araştırmalar yapan bir öğretim üyesi. Bir makale yazmışlar dergiye.

Eurovision’un Teknolojiyle Değişen Sahnesi

Bir zamanlar Eurovision sahnesinin en büyük gösterisi canlı orkestralardı. Bugün ise projeksiyon haritalama, hologramlar, LED duvarlar ve interaktif dijital efektler yarışmanın en önemli parçalarından biri haline geldi. Sahnedeki performans kadar, o performansın nasıl göründüğü de artık yarışmanın kaderini belirliyor. Hikaye de burada başlıyor. Yarışma bir müzik yarışması mı, yoksa bir görsel şov arenası mı?

Eurovision’un İlk Yılları: Orkestra Zorunluluğu

Eurovision’un ilk dönemlerinde teknoloji bugünkü kadar belirleyici değildi. 1950’lerin sonu ve 1960’larda yarışmaya katılan herkes canlı orkestra eşliğinde performans sergilemek zorundaydı.

1973 yılında, önceden kaydedilmiş altyapılara izin verdi, ancak sahnede kullanılan tüm enstrümanların görünmesini şart koştu. Böylece gitarlar, davullar ve elektronik ekipmanlar yavaş yavaş Eurovision sahnesine girmeye başladı.

Abba ile Sahne Estetiği

Conversation dergisindeki yazıda,1974’te ABBA’nın kazandığı performans da bu dönüşümün sembollerinden biri olduğu yazıyor. Pop müzik artık yalnızca orkestrayla değil, sahne estetiğiyle birlikte düşünülüyordu.

Dijitalleşme ve “Mega Şov” Dönemi

“Asıl büyük kırılma ise 1998’de canlı orkestranın tamamen kaldırılmasıyla yaşandı. Eurovision bundan sonra yalnızca bir şarkı yarışması değil, dev bir televizyon prodüksiyonuna dönüştü.

LED zeminler, dev video duvarları, hareketli sahneler ve senkronize kamera sistemleri yarışmanın merkezine yerleşti. Özellikle 2000’lerden sonra sahne tasarımı, şarkının kendisi kadar önemli hale geldi.” diye yazıyor dergide. Bir müzik yarışması yoktu karşımızda. Alt yapının stüdyoda hazırlandığı, tüm gücün sahne görseline verildiği bir şovdu artık.

Pahallı Yarışma

Bir başka “eşitsizlik”te ortaya çıktı. Parası olanın öne çıktığı bir yarışma. Bu durum makalede nasıl anlatılıyor?

“Bu dönüşüm Eurovision’u daha görkemli yaptı ama aynı zamanda yarışmayı pahalılaştırdı. Güçlü bütçelere sahip ülkeler uluslararası yaratıcı ekiplerle çalışıp dev dijital gösteriler hazırlarken, daha düşük bütçeli ülkeler yaratıcı fikirlerle öne çıkmaya çalıştı”.

Bugün birçok Eurovision performansı adeta kısa süreli bir bilimkurgu gösterisini andırıyor.

Sahnedeki Enstrümanların Değişen Rolü

Eurovision’da enstrümanlar artık çoğu zaman gerçekten canlı çalınan araçlardan çok görsel anlatının bir parçası gibi kullanılıyor. Çünkü sahnedeki müzik büyük ölçüde önceden kaydedilmiş altyapılar üzerinden ilerliyor.

Yine de yarışma tarihi boyunca enstrümanlar önemli bir görsel kimlik oluşturdu. 1976’da İsviçre adına yarışan folk grubu sahneye palyaço orgu taşırken, 1990’da Fransız temsilcisi Joëlle Ursull’un performansındaki Karayip çelik davulları uzun yıllar sürecek “etnik enstrüman” trendinin erken örneklerinden biri oldu.

Bugün ise enstrümanlar çoğu zaman ışık tasarımı, kamera hareketleri ve dijital efektlerle birlikte düşünülüyor.

San Remo Değişmedi

Mesela İtalyanların yarışması San Remo dünden bugüne müziği hep önde tuttu. Bir müzik gösterisi olarak gördü. Büyük orkestrayı hiç eksik etmedi. Geçtiğimiz yıl 60 kişilik Fondazione Orchestra Sinfonica di Sanremo eşlik etti, yarışmaya katılanlara. Yani şov tabii ki olacak. Ama bir de müziğin kendisi var. Canlı duyabilmek onu. Güzel olan da bu.

AKLIMA TAKILANLAR

CHP ÇEŞİTLEMELERİ

Haber kanallarının yeni konu başlığı CHP. Olmadığı zaman yoktu zaten. Ama şimdi bir başka şekilde oluyor. Kendi tuttukları CHP ile kendilerinin haz etmedikleri CHP gibi bir garip durum var. “Klasik CHP Nasıl?” diye yazmış 24 kanalı. “Hangisi daha gerçekçi CHP?” diye de sormuş mesela. Bir zamanlar hatta yakın zamanlara kadar Kılıçdaroğlu‘nu kapıdan sokmayan TRT, pek bir savunuyor örneğin.

ABD’LİLER GÜNDE KAÇ PİZZA YİYOR

TRT Spor’da konusu geçiyordu; “Günde 13 milyon pizza tüketiliyor Amerika’da “. 348 milyonun üstünde bir nüfus. Ev ahalisi ‘E normal‘ dedi.

GERÇEĞİ ARAYANLAR BİZİ İZLESİN

CNN Türk tanıtımı; “Gerçeği arayanlar için hep buradayız”. Sinoplu Diyojen durumu!

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler