Ana içeriğe geç

İsviçre’de nüfus sınırı referandumu: İş dünyası ekonomiden endişeli

İsviçre’de 14 Haziran’da yapılacak referandumda halk, ülke nüfusunun 10 milyonla sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağına karar verecek. İş dünyası ise teklifin nitelikli iş gücünü azaltarak ekonomiye ve Avrupa Birliği ile ilişkilere zarar verebileceği uyarısında bulunuyor

İsviçre’de nüfus sınırı referandumu: İş dünyası ekonomiden endişeli
Gazete Oksijen
16

İsviçre’de 14 Haziran’da yapılacak referandumda halk, ülke nüfusunun 10 milyon kişiyle sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağına karar verecek. Bazı çevreler tarafından “İsviçre’nin Brexit’i” olarak nitelendirilen teklif, iş dünyasında ekonomik etkilerine ilişkin ciddi endişelere yol açtı.

Teklifin öncülüğünü yapan sağcı İsviçre Halk Partisi (SVP), artan nüfusun altyapı, yollar ve toplu taşıma üzerinde baskı oluşturduğunu, kira fiyatlarını ve suç oranlarını artırdığını savunuyor.

Ancak şirketler ve işverenler, “evet” sonucunun İsviçre’nin nitelikli iş gücüne erişimini zorlaştıracağını ve ülkenin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği ile ilişkilerine zarar vereceğini düşünüyor.

Zürih yakınlarındaki Rüschlikon ve Thalwil’de bulunan Belvoir ve Sedartis lüks otellerinin CEO’su Martin von Moos, “Bir İsviçre vatandaşı olarak ülkemizin geleceği ve refahı konusunda büyük endişe duyuyorum” dedi.

Yabancı çalışanlar olmadan otelin işleyemeyeceğini belirten von Moos, 115 kişilik personelinin yaklaşık yarısının İsviçre dışından geldiğini söyledi.

Son kamuoyu yoklamalarına göre referandumda dengeli bir tablo bulunuyor. Katılımcıların yüzde 47’si teklifi desteklerken, yüzde 52’si karşı çıkıyor.

İsviçre nüfusu, Avrupa Birliği ile serbest dolaşım anlaşmasının yürürlüğe girdiği 2002 yılında 7,3 milyon seviyesindeyken, 2025 sonunda 9,1 milyona ulaştı. Yabancılar ise ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 28’ini oluşturuyor.

Reuters’a konuşan SVP milletvekili Yvan Pahud, “İsviçre küçük ve sınırlı bir ülke. Son yıllarda Avrupa’daki en yüksek nüfus artışlarından birini yaşadı” ifadelerini kullandı.

Referandum, Avrupa genelinde göç, konut krizi ve kamu hizmetlerine yönelik kaygıların yükseldiği bir dönemde gündeme geldi. Süreç, İngiltere’nin 2016’daki Brexit oylaması ve Fransa’daki Ulusal Birlik ile Almanya’daki AfD gibi sağ partilerin yükselişiyle benzerlik taşıyor.

İş dünyası ekonomik kayıptan endişeli

Teklife karşı çıkan iş çevreleri, nüfus sınırının Avrupa’nın en dayanıklı ekonomilerinden biri olan İsviçre’ye zarar vereceğini savunuyor.

Zürih merkezli biyoteknoloji şirketi Molecular Partners’ta çalışanların yarısından fazlası İsviçre vatandaşı değil. Şirketin hedefe yönelik radyoterapi birimi kıdemli başkan yardımcısı Daniel Steiner, ihtiyaç duydukları çalışanları bulmanın şimdiden zor olduğunu söyledi.

Steiner, “Sadece İsviçre’deki yetenek havuzundan personel alabileceğimizi ya da yalnızca İsviçreli şirketlerle çalışabileceğimizi söyleseydik bu bizim için adeta oyunu bitiren bir durum olurdu” dedi.

Şirket faaliyetlerinin İsviçre dışına taşınabileceğini belirten Steiner, mevcut düzenin kritik önem taşıdığını vurguladı.

İş dünyası kuruluşu economiesuisse’in baş ekonomisti Rudolf Minsch ise nüfus sınırını “karmaşık sorunlara getirilen popülist ve yapay bir çözüm” olarak tanımladı.

Minsch, “Bu teklif bedelsiz çözüm yanılsaması satıyor. Konut ya da trafik sorunlarımızı çözmeyecek” değerlendirmesinde bulundu.

Birçok Avrupa ülkesi gibi yaşlanan nüfus sorunuyla karşı karşıya olan İsviçre’de, resmi verilere göre 2055 yılına kadar 20-64 yaş grubunun toplam nüfustaki oranı yüzde 60’tan yüzde 56’ya düşecek. 65 yaş üstü nüfusun oranı ise yüzde 21’den yüzde 27’ye çıkacak.

Teklife karşı çıkanlar, İsviçre ekonomisini büyüten girişimcilerin önemli bölümünün göçmenlerden oluştuğunu belirtiyor. Nestle, Swatch ve ABB gibi tanınmış şirketlerin tamamen ya da kısmen yabancılar tarafından kurulduğu ifade ediliyor.

Avenir Suisse tarafından 2023’te yapılan araştırmaya göre ülkedeki şirket kurucularının yüzde 39’u yabancı uyruklulardan oluşuyor.

AB ile anlaşmalar risk altında

İsviçre’de doğrudan demokrasi sisteminin temel unsurlarından biri olan referandumlar kapsamında seçmenler yılda dört kez sandığa gidiyor.

Son teklife göre nüfusun 9,5 milyonu aşması halinde hükümetin nüfusun 10 milyona ulaşmasını önlemek için önlem alması gerekecek. Nüfusun 2042’de 10 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor.

10 milyon sınırının aşılması durumunda ise Bern yönetiminin nüfus artışını teşvik eden uluslararası anlaşmaları feshetmesi gerekecek.

Bu anlaşmalar arasında İsviçre ile Avrupa Birliği arasındaki serbest dolaşım anlaşması da bulunuyor. Söz konusu düzenleme, İsviçre’nin Avrupa tek pazarına erişimini sağlayan karmaşık anlaşmalar ağının temel koşullarından biri olarak görülüyor.

Araştırma kuruluşu BAK Economics’in baş ekonomisti Claude Maurer, İsviçre’nin AB ile ikili anlaşmaları sonlandırması halinde 2028-2045 dönemindeki ekonomik büyümenin yüzde 7,1 daha düşük gerçekleşeceğini söyledi.

Maurer, bunun yaklaşık 685 milyar İsviçre frangı (867 milyar dolar) kayıp anlamına geldiğini belirtti.

Ekonomik büyümenin yavaşlayacağını ifade eden Maurer, ücret artışlarının enflasyonu yükseltebileceğini, bunun da faiz oranlarında artışa yol açabileceğini kaydetti.

SVP milletvekili ve bankacı Thomas Matter ise bu kaygıların “korku yaratma amacı taşıdığını” savundu.

Matter, göçmenlerin yalnızca onda birinin yüksek nitelikli çalışanlardan oluştuğunu belirterek, kişi başına düşen ekonomik büyümenin göç artışından bu yana gerilediğini öne sürdü.

“Göçe karşı değiliz ancak bunun ölçülü ve kontrollü olması gerekiyor. Doğru insanları ülkeye getirmeliyiz” diyen Matter, “Eskiden nitelikli göç vardı, şimdi ise niceliksel göç var. İsviçre’nin yüzölçümü 1848’den beri aynı ancak aynı alanda giderek daha fazla insan yaşıyor” ifadelerini kullandı.

Roche, Nestle, ABB, UBS ve Novartis gibi İsviçre’nin önde gelen şirketleri de nüfus sınırına karşı çıktı.

Roche yaptığı açıklamada, “Girişimi reddediyoruz. ‘Evet’ sonucu AB ile anlaşmaları tehlikeye atar ve nitelikli iş gücü eksikliğini daha da derinleştirir. Şirketler özellikle AB’den gelen uzman çalışanlara erişime ihtiyaç duyuyor” değerlendirmesinde bulundu.

İsviçre Oteller Birliği’nin de başkanı olan Martin von Moos ise bazı otellerin kapanmak zorunda kalabileceğini, fiyatların yükseleceğini ve Avrupalı olmayan turistlerin İsviçre’ye gelmesinin zorlaşacağını söyledi.

Von Moos, “Bu girişimi koyun postuna bürünmüş kurt olarak görüyoruz. Basit bir mesaj veriyor ancak arkasında ciddi sonuçlar saklıyor” dedi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler