Batı ittifakı, son yıllarda giderek daha fazla sorgulanmaya başladı. Güvenlikten ticarete, teknolojiden savunma sanayiine kadar birçok alanda Washington merkezli düzenin geleceği tartışılırken, müttefik ülkeler de olası yeni dengelere karşı alternatif stratejiler geliştirmeye yöneliyor. Bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri ise Kanada’da yaşanıyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Kanada’yı “Amerika Birleşik Devletleri’nin 51. eyaleti” olarak nitelendiren açıklamalarıyla derinleşen gerilim, Ottawa yönetimini yıllardır devam eden ABD merkezli bağımlılık ilişkisini yeniden değerlendirmeye itti.
Wall Street Journal’ın hükümet yetkilileri, diplomatik kaynaklar ve üst düzey güvenlik isimleriyle yaptığı kapsamlı görüşmelere dayandırdığı özel dosya, Kanada Başbakanı Mark Carney’nin göreve gelir gelmez ABD’ye olan bağımlılığı azaltmaya yönelik kapsamlı bir strateji başlattığını ortaya koydu. Peki şu ana kadar neler yapıldı? Nasıl bir yol çizildi? Detaylara yakından bakalım…
‘BU ANLAŞMAYI YIRTARSAM TÜM ÜLKENİZ DAĞILIR’
Gazetenin ulaştığı bilgilere göre süreç, Donald Trump’ın dönemin Kanada Başbakanı Justin Trudeau ile yaptığı özel telefon görüşmelerinde kullandığı sert ifadelerle başladı. İddiaya göre Trump, iki ülke arasındaki sınırı belirleyen 1908 tarihli anlaşmayı feshedebileceğini söyleyerek Trudeau’ya, “Bunu yırtarsam tüm ülkeniz dağılır” ifadelerini kullandı. Aynı dönemde özel bir akşam yemeğinde Kanadalı yetkililer Trump’ı ilhak söyleminden vazgeçirmeye çalışırken, Trump’ın danışmanlarından biri Kanada’nın 41 milyonluk nüfusunun çok büyük bölümünün Demokrat Parti’ye yakın oy kullanacağını dile getirdi. Bunun üzerine Trump’ın Kanada’nın iki eyalete bölünmesi fikrini dile getirdiği öne sürüldü.
Eski İngiltere Merkez Bankası Başkanı olan Mark Carney, çözümün önemli bölümünü Avrupa’da gördü. Ona göre İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD merkezli kurulan güvenlik ve ekonomik sistem artık tek kutuplu yapısını kaybediyordu. Carney, herhangi bir ülkeye aşırı bağımlılık oluşturmayan, çok merkezli ve yoğun bağlantılarla örülü yeni bir Batı iş birliği modeli oluşturulmasını savundu. Bu yaklaşım, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin çizgisiyle önemli ölçüde ayrıştı.
Göreve başlamasının ardından Carney’nin ilk yurt dışı ziyaretini Washington yerine Fransa’ya gerçekleştirmesi dikkat çekti. Paris’te Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bir araya gelen Carney, Kanada’yı “Avrupa dışındaki en Avrupalı ülke” olarak tanımladı. İki lider, kritik minerallerden yapay zekâya, kuantum teknolojilerinden savunma sanayisine kadar birçok alanda ortak hareket edilmesini değerlendirdi. Kanada’nın sahip olduğu stratejik maden rezervlerinin Avrupa için büyük önem taşıdığı, Fransa’nın ise devlet destekli teknoloji şirketleriyle ABD hakimiyetindeki alanlarda alternatif oluşturabileceği ifade edildi.
Öte yandan, Kanada’nın yalnızca söylem düzeyinde değil, attığı somut adımlarla da ABD’ye olan stratejik bağımlılığı azaltmaya yöneldiği görülüyor. Trump yönetimiyle yaşanan gerilimin ardından Ottawa, savunma ve güvenlik alanında Avrupa merkezli yeni ortaklıklarını hızlandırırken, Batı’nın yeniden silahlanma sürecinde önemli bir rol üstlenmeye başladı.
The Telegraph’ta yer alan habere göre bu kapsamda Kanada, Batı’nın Rusya’ya karşı savunma kapasitesini güçlendirmeyi hedefleyen Savunma, Güvenlik ve Direnç Bankası (DSRB) adlı çok uluslu finans kuruluşunun kurulmasına öncülük etti. Yeni bankanın amacı, üye ülkelerin kamu ve özel sermayesini tek çatı altında toplayarak savunma sanayii yatırımlarını hızlandırmak ve savunma şirketlerine finansman sağlayarak üretim kapasitelerini artırmak. Böylece ülkeler, askerî harcamalarının bir bölümünü ulusal bütçelerinin dışında, ortak finansman mekanizması üzerinden karşılayabilecek.
DSRB’nin kuruluşu, Mark Carney’nin uzun süredir savunduğu ‘ABD merkezli güvenlik mimarisine alternatif oluşturacak çok taraflı ağ’ vizyonunun somut adımlarından biri olarak değerlendiriliyor. Kanada Başbakanı Carney de girişimin duyurulmasında yaptığı açıklamada, “Kanada kolektif güvenliğimizin temellerini oluşturmada öncülük ediyor. Savunma, Güvenlik ve Direnç Bankası yatırımların önünü açacak, savunma sanayi tabanımızı güçlendirecek ve Kanada ile müttefiklerimizin daha tehlikeli ve bölünmüş bir dünyanın zorluklarıyla birlikte başa çıkmasını sağlayacak” ifadelerini kullandı.
Haber Bültenleri ve E-Posta Tercihleri
The Wall Street Journal'ın ‘The Canadian Who Steered Europe Away From the U.S.’ ile The Telegraph'ın ‘Canada creates nine-country ‘defence bank’ to rearm against Russia’ başlıklı haberinden derlenmiştir.