Ana içeriğe geç

Yargıtay'dan emlak komisyonu kararı

İzmir'de emlak komisyonunu tahsil edemeyen bir emlakçı, önce Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurdu, başvurusu reddedilince icra takibi başlattı. Yargıtay, icra takibi yapılmış olmasının hakem heyeti başvurusuna engel oluşturmayacağına hükmederek ilk derece mahkemesinin kararını kanun yararına bozdu

Yargıtay'dan emlak komisyonu kararı
Gazete Oksijen
16

Tüketici uyuşmazlıklarına ilişkin önemli bir emsal niteliğindeki karar Resmi Gazete'de yayımlandı.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, emlak komisyonu alacağına ilişkin bir uyuşmazlıkta, alacaklının icra takibi başlatmış olmasının aynı alacak için Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurmasına engel teşkil etmeyeceğine karar verdi.

Dosyaya göre davacı emlakçı, taşınmazın satışı nedeniyle hak kazandığını ileri sürdüğü 104 bin 250 liralık komisyon ücretinin tahsili amacıyla önce icra takibi başlattı. Daha sonra Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurdu. Hakem heyeti başvuruyu reddedince kararın iptali istemiyle dava açıldı.

Yerel mahkeme ise aynı alacak için daha önce icra takibi başlatıldığı gerekçesiyle davanın "derdest" olduğu kanaatine vararak hakem heyeti kararını onadı.

Yargıtay: İki hukuki yol birbirini engellemez

Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay, yerel mahkemenin değerlendirmesini hukuka aykırı buldu.

Kararda, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 68. maddesinde, belirlenen parasal sınırlar altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvurunun zorunlu olduğu, bunun yanında alacaklının İcra ve İflas Kanunu'ndan doğan haklarını kullanmasına engel bulunmadığı vurgulandı.

Yüksek Mahkeme, icra takibinin alacak davası niteliğinde olmadığını ve bu nedenle hakem heyeti başvurusu ya da sonrasında açılan davayla "derdestlik" oluşturmayacağını belirtti.

Kanun yararına bozuldu

Yargıtay, 2025 yılı için 149 bin liranın altındaki tüketici uyuşmazlıklarında tarafların hem icra takibi yoluna başvurabileceğini hem de Tüketici Hakem Heyeti sürecini işletebileceğini ifade etti.

Bu gerekçelerle Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını "kanun yararına bozdu". Kararda, iki hukuki yolun birlikte kullanılmasının usul ve yasaya uygun olduğu, bunların birbirine derdestlik oluşturmayacağı açıkça ortaya konuldu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler