Ana içeriğe geç

AHBAP soruşturması... Oğuzhan Uğur-Haluk Levent diyaloğu: 'Arkamdan kötü konuşuyormuşsun'... Bütün ifadelerin tam metni

AHBAP soruşturmasında ifade veren Oğuzhan Uğur, Gain Medya'dan hak edilen 45 milyon TL'yi açıkladı. Uğur, sonradan Haluk Levent'le arasının açıldığını ve Levent'in kendisine "Arkamdan kötü konuşuyormuşsun" dediğini söyledi. Diğer dokuz şüphelinin ifadelerine de ulaşıldı.

AHBAP soruşturması... Oğuzhan Uğur-Haluk Levent diyaloğu: 'Arkamdan kötü konuşuyormuşsun'... Bütün ifadelerin tam metni
Odatv
16

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Ahbap Derneği ile bağlantılı "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "nitelikli dolandırıcılık" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlamalarına yönelik soruşturma devam ediyor.

MASAK raporları ve mali incelemelerde şüphelilerin mali profilleriyle uyumsuz yüksek tutarlı para hareketleri olduğu ileri sürüldü. İncelemeler sonucunda şüpheliler arasında yüksek miktarlı para transferleri yaptıkları, şans oyunları hesaplarına yüklü meblağlarda para aktararak bahis oynadıkları ve büyük tutarlarda para kaybettikleri, kısa süre içerisinde çok sayıda tapu devir işlemi yaptıkları öne sürüldü.

İFADE VERDİ

Soruşturma süreci kapsamında derneğin kurucusu Haluk Levent'in de aralarında bulunduğu 18 kişi tutuklanmıştı. Bugün ise Oğuzhan Uğur dahil 10 kişi ifade verdi.

Uğur, emniyette verdiği ifadede AHBAP Derneği ve Haluk Levent ile ilişkisine dair açıklamalarda bulundu. Uğur, kendisine gösterilen fotoğraflar arasında yalnızca Haluk Levent'i tanıdığını belirterek, AHBAP ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını söyledi.

İfadesinde Haluk Levent'i ilk kez 2018 yılında Onedio'da yayımlanan "PİNÇ" programı aracılığıyla tanıdığını anlatan Uğur, ikinci görüşmenin ise 2021 yılında sosyal medya yasasıyla ilgili bir program kapsamında gerçekleştiğini kaydetti.

DEPREM SONRASI HATAY'A GİTTİ

Uğur, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Haluk Levent'in kendisini aradığını ve yardım çalışmalarının yerinde görülmesi gerektiğini söylediğini belirtti. Uğur, Levent'in sağladığı imkanla ambulans uçakla Adana'ya gittiklerini, ardından Hatay'a geçerek bölgede incelemelerde bulunduklarını ifade etti.

Hatay'da AFAD ve AHBAP gönüllüleriyle röportajlar yaptıklarını ancak iletişim altyapısındaki sorunlar nedeniyle görüntüleri yayımlayamadıklarını söyleyen Uğur, daha sonra İstanbul'a dönerek Babala TV stüdyolarından deprem yardımlarına ilişkin yayınlar yaptıklarını anlattı.

'AHBAP VE AFAD'IN IBAN'INI PAYLAŞTIK'

Deprem döneminde yalnızca AHBAP'a bağış yönlendirmesi yaptıkları yönündeki iddiaları reddeden Uğur, yayınlarda hem AHBAP'ın hem de AFAD'ın hesap bilgilerini paylaştıklarını belirtti.

Bağış yapmak isteyen kişilerin kendilerini arayarak hesap bilgilerini teyit ettiğini ifade eden Uğur, yurt dışından bağış yapmak isteyenleri özellikle AFAD'a yönlendirdiklerini söyledi. Uğur, "Yurt dışından arayan ve yardım yapmak isteyen kişileri ise özellikle AFAD’a yönlendiriyorduk. Zira gönderilecek paraların yasa dışı vb. olabileceği ihtimalini gözetiyorduk" dedi.

'HALUK LEVENT'LE ARAMIZ AÇILDI'

İfadesinde deprem sonrasında gazeteci Taha Hüseyin Karagöz'ün kendisini aradığını ve Haluk Levent'in hakkında bazı konuşmalar yaptığını söylediğini aktaran Uğur, bunun üzerine Levent ile iletişime geçtiğini belirtti.

Uğur, daha sonra yaptıkları telefon görüşmelerinden birinde Levent'in kendisine "Arkamdan kötü konuşuyormuşsun" dediğini, bunun üzerine konuşmayı kısa kestiğini anlattı. Bir başka görüşmede ise Levent'in çıkaracağı bir şarkı için destek istediğini söyledi.

'BELGE OLMADAN ÜZERİNE GİDİLMEZ'

Gazeteci Cansu Şimşek'in de 27 Şubat 2023 tarihinde kendisini arayarak Haluk Levent hakkında bazı şüphelerinden söz ettiğini belirten Uğur, o dönemde herhangi bir belge olmadan konunun üzerine gitmenin mümkün olmadığını ifade etti.

Haluk Levent ile yaşadığı kişisel sorunlar nedeniyle iletişimini kestiğini söyleyen Uğur, buna rağmen Hatay'da AHBAP'ın sahada faaliyet yürüttüğünü gördüğünü ve kişi ile kurumu birbirinden ayırdığını kaydetti.

'ŞÜPHE DUYMADIM'

Uğur, "Haluk Levent'in mali açıdan ne gibi tasarruflarda bulunduğunu bilmiyorum. Derneğe yapılan bağışların amacı dışında kullanılıp kullanılmadığına ilişkin herhangi bir şüphe duymadım. Bunu görebilecek bir konumda da değildim" dedi.

AHBAP veya Haluk Levent tarafından derneğin tanıtımı için kendisiyle herhangi bir görüşme yapılmadığını belirten Uğur, "Ne dernekle ne de Haluk Levent ile herhangi bir ticari faaliyette ya da iş birliğinde bulundum. Şirket hesaplarıma veya şahsi hesaplarıma herhangi bir para girmedi" ifadelerini kullandı.

'ŞİRKET ADIMA DEĞİL'

İfadesinde Babala TV Organizasyon Ticaret Limited Şirketi'nin yapısına da değinen Oğuzhan Uğur, şirketin YouTube kanalının büyümesinin ardından kurulduğunu anlattı.

YouTube'daki izlenmelerin artmasıyla birlikte alternatif bir medya kanalı oluşturduklarını belirten Uğur, şirketin annesi Pakize Uğur adına kurulduğunu söyledi. Şirketin yüzde 100 hissesinin annesine ait olduğunu kaydeden Uğur, kendisinin ise şirkette maaşlı çalışan olarak görev yaptığını ifade etti.

Getirdiği işler karşılığında prim aldığını belirten Uğur, şirket hesaplarının annesi Pakize Uğur, kendisi ve kardeşi Tuğrul Uğur tarafından kullanıldığını söyledi.

Şirketin annesi üzerine kurulmasının nedenini de açıklayan Uğur, finansal konularda yeterli bilgiye sahip olmadığını düşündüğünü belirterek, "Annem yönettiği takdirde şirket işlerinin daha derli toplu olacağını düşündüm" ifadelerini kullandı.

'OSİS ORGANİZASYON'DA YÜZDE 25 ORTAĞIM'

Uğur, ifadesinde ortakları arasında bulunduğu Osis Organizasyon Ticaret Limited Şirketi hakkında da bilgi verdi.

Şirkette yüzde 25 oranında pay sahibi olduğunu belirten Uğur, kalan hisselerin ise İlker Ayrık, Pervasız Yapım Tanıtım Reklam Ticaret Limited Şirketi, Serhat Sarı ve Mustafa Serdar Fırat'a ait olduğunu söyledi.

Uğur, "Mevzular Tek Masa" ve "PİNÇ" programlarını hazırladıkları dönemde daha büyük bir stüdyo arayışında olduklarını, bu süreçte İlker Ayrık ile anlaşarak prodüksiyon desteği aldıklarını anlattı. Ayrık'ın da kanalda program yaptığını belirten Uğur, iş birliğini yürütmek amacıyla söz konusu şirketin kurulduğunu ifade etti.

Kurulan ortaklığın yalnızca kanal gelirlerine ilişkin olduğunu kaydeden Uğur, payının sözleşmeyle yüzde 25 olarak belirlendiğini söyledi.

Şirket yönetiminde herhangi bir rol üstlenmediğini belirten Uğur, "Şirketin yönetimi ve benzeri hususlarla herhangi bir ilgim yoktu. Yalnızca kâr payımı alırdım. Şirket hesaplarının yönetimi de bende değildi" dedi.

Mali raporlarda yer alan Google Ireland ödemelerine de değinen Uğur, söz konusu gelirlerin YouTube yayınlarından elde edilen kanal gelirleri olduğunu ifade etti.

'BABALAYKA FİLM KARDEŞİM ADINA KURULDU'

Uğur, ifadesinde 2024 yılında kurulan Babalayka Film Yapım Ticaret Limited Şirketi hakkında da açıklamalarda bulundu.

Şirketin kendi öncülüğünde kurulduğunu belirten Uğur, Babalayka Film'in özellikle YouTube'da komedi ve benzeri içeriklerin üretilip yayımlanması amacıyla faaliyet göstermesi için hayata geçirildiğini söyledi.

Şirketin yüzde 100 hissesinin kardeşi T. U.'a ait olduğunu ifade eden Uğur, bu tercihin Babala TV Organizasyon Ticaret Limited Şirketi'nin kuruluşunda olduğu gibi güven ilişkisine dayandığını belirtti.

Uğur, "Kendisi öz kardeşim olduğu için ona güvendim ve bu şirketi de Babala TV'ye ilişkin bahsettiğim sebeplerle Tuğrul Uğur adına kurduk" dedi.

Şirketin sahibi olmamasına rağmen mali süreçlerden haberdar edildiğini kaydeden Uğur, şirkete giren ve çıkan paralar ile gelirler konusunda bilgi sahibi olduğunu söyledi. Uğur, kardeşiyle şirket faaliyetleri nedeniyle herhangi bir anlaşmazlık yaşamadığını da ifade etti.

45 MİLYON AYRINTISI

Uğur, ifadesinde Babala TV Organizasyon Ticaret Limited Şirketi'ne Gain Medya AŞ tarafından yapılan ödemelere de açıklık getirdi.

Şirkete farklı tarihlerde parça parça yapılan ve toplamda 45 milyon TL'yi bulan ödemelerin, "PİNÇ" ve "Mevzular Açık Mikrofon" programlarına ilişkin hak edişlerden kaynaklandığını belirten Uğur, anlaşmayı yaptığı dönemde Gain Medya'nın sahibi olarak Faruk Bülbül'ün bulunduğunu söyledi.

Uğur, daha sonra şirketin el değiştirdiğini ve yeni yönetimle herhangi bir yeni sözleşme imzalamadıklarını ifade etti.

Gain Medya'ya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kayyum atanmasının şirketin devrinden sonra yaşandığını belirten Uğur, bu süreçte kayyum heyetinin kendileriyle iletişime geçtiğini anlattı.

Kayyum yönetiminin teslim edilmediği belirtilen üç bölümü sorduğunu aktaran Uğur, söz konusu bölümlerin çekildiğini ancak Gain Medya'nın el değiştirmesinin ardından yeni şirket yönetimi tarafından yayımlandığını kendilerine bildirdiklerini söyledi.

Uğur, bu konuda kayyum heyetiyle mutabakata vardıklarını ifade etti.

Gain Medya ile yürütülen ticari ilişkilere ilişkin tüm işlemlerin kayıt altında olduğunu belirten Uğur, söz konusu ödemelere ilişkin faturalar ve muhasebe kayıtlarını avukatları aracılığıyla soruşturma dosyasına sunduğunu kaydetti.

'25 MİLYON TL' AÇIKLAMASI

Oğuzhan Uğur, bilirkişi raporunda yer alan E. A. Ö.'a yapılan 25 milyon TL'lik ödeme hakkında da açıklamalarda bulundu.

Uğur, Gain Medya ile yaptıkları anlaşma kapsamında yaklaşık 13 milyon TL peşin ödeme aldıklarını, kalan finansman ihtiyacını karşılamak için ise kredi kullandıklarını söyledi.

Çekmeköy Ömerli'de bulunan bir taşınmazın satın alınması sürecine değinen Uğur, söz konusu gayrimenkulü şahısları adına alamadıkları için Babala TV şirketi üzerinden satın aldıklarını ifade etti.

Uğur, bilirkişi raporunda krediye ilişkin bilgi bulunmadığını belirtti. İfadeye göre, Uğur'un avukatları kredi detaylarını içeren dört sayfalık belgeyi soruşturma dosyasına sundu. Belgeler dosyaya delil olarak eklendi.

Raporda taşınmazın satın alınmasına ilişkin değerlendirmelerin eksik olduğunu savunan Uğur, gayrimenkul alım sürecinin Gain Medya anlaşmasından elde edilen gelir ve banka kredisiyle finanse edildiğini belirtti.

Bu nedenle bilirkişi raporunda yer alan "hesaplarda yeterli bakiye bulunmadığı" yönündeki tespitin gerçeği yansıtmadığını öne süren Uğur, kredi belgelerinin de dosyaya sunulduğunu ifade etti.

'6,5 MİLYON TL BORÇ PARASI'

Oğuzhan Uğur, ifadesinde bilirkişi raporunda yer alan para transferleri ve hesap hareketlerine ilişkin değerlendirmelere de yanıt verdi.

Uğur, 1 Kasım 2024 tarihinde hesabına nakit olarak yatırılan 6,5 milyon TL'nin, artan ev kredisi, tadilat giderleri, maaş ödemeleri ve vergi borçları nedeniyle ismini açıklamak istemediği bir aile dostundan alınan borç para olduğunu söyledi.

İfadesinde S. A.'ı tanıdığını belirten Uğur, Aydın'ın menajerlik yaptığını ve çeşitli konularda kendisine yardımcı olduğunu anlattı.

Ev tadilatı gibi işlerde Aydın'ın yönlendirdiği kişi ve firmalarla çalıştığını söyleyen Uğur, aralarındaki para transferlerinin de bu hizmetlere ilişkin olduğunu ifade etti.

'B. Z. ESKİ MENAJERİM'

B. Z.'ninn eski menajeri olduğunu belirten Uğur, aynı zamanda Sinerji Etkinlik isimli şirketin sahibi olduğunu, iki taraf arasındaki para transferlerinin de sektörel ilişkiler çerçevesinde yaptığını savundu. Bu işlemlere ilişkin dekont ve faturaların da avukatları tarafından dosyaya sunulacağını söyledi.

E. K.'nin de organizasyon ve menajerlik faaliyetleri yürüttüğünü belirten Uğur, bu kişiyle para transferi bulunmasının faaliyet gösterdikleri sektör açısından olağan olduğunu kaydetti.

Bilirkişi raporunda bağlantı noktası olarak gösterilen isimlerden M. S. K.'yi daha önce hiç tanımadığını söyleyen Uğur, kendisini ilk kez gözaltı sürecinde nezarethanede gördüğünü ifade etti.

M. S. K.'nin menajer olduğunu da bu süreçte öğrendiğini belirten Uğur, raporda yer alan birinci bağlantı hattına ilişkin olağan dışı bir durum görmediğini söyledi.

'G. A. VE A. K.'Yİ TANIMIYORUM'

Raporda kardeşi T. U.un hesaplarına para gönderdiği öne sürülen G. A. ve A. K. isimli kişileri de tanımadığını belirten Uğur, kendisine süre verilmesi halinde bu kişilerle ilgili araştırma yaparak bilgi sunabileceğini ifade etti.

Kardeşi T. U.'nun şahsi banka hesaplarını kendisinin yönettiğini belirten Oğuzhan Uğur, bu hesaplarda yapılan işlemler hakkında bilgi sahibi olmadığını söyledi.

İfadesinin sonunda hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini belirten Uğur, "Bildiğim tüm hususları detaylı şekilde anlattım. Serbest bırakılmayı talep ederim" dedi.

DİĞER İFADELER

Odatv, Oğuzhan Uğur dışında diğer dokuz şüphelinin de ifadelerine ulaştı.

Soruşturma kapsamında tutuklanan Ahbap Derneği Başkanı Haluk Levent hakkında verilen ifadelerde; dernek kaynaklarının şahsi hesaplara aktarıldığı, dernek adına kripto cüzdanlar açıldığı, milyonlarca dolarlık ticari ilişkiler kurulduğu, karşılıksız çek ve senetler düzenlendiği, derneğe ait olduğu belirtilen paralarla taşınmazlar alındığı ve bazı işlemlerin yönetim kurulu kararları sonradan oluşturularak gerçekleştirildiği soruşturma dosyasına yansıdı.

Şüphelilerin anlatımlarında, 6 Şubat depremlerinin ardından Ahbap Derneğine yaklaşık 4 milyar lirayı aşan bağış geldiği, özellikle 2024 yılındaki yönetim değişikliğinin ardından Haluk Levent’in dernek hesaplarında yetkili hâle gelmesiyle şahsi hesaplara ve bağlantılı şirketlere yüksek tutarlı para çıkışlarının başladığı iddia edildi.

SAYMAN H.K.: 'KRİPTO CÜZDANLARDAN SONRA HABERDAR OLDUK'

Ahbap Derneğinin eski saymanı H.K., 6 Şubat depremlerinin ardından yalnızca Şubat 2023’te yaklaşık 3 milyar lira, yıl sonuna kadar ise 4 milyar lirayı aşan bağış toplandığını söyledi.

H.K., kendi görev yaptığı dönemde para çıkışlarının yalnızca sayman onayıyla yapılabildiğini, Haluk Levent’in tek başına ödeme yetkisinin bulunmadığını anlattı.

Ancak yönetim değişikliğinin ardından Haluk Levent’in kendisini yetkili hâle getirdiğini ileri sürdü.

H.K., “Dernek adına açılan kripto cüzdanlarından sonradan haberimiz oldu. Bu hesapları Haluk Levent kendi inisiyatifiyle açtı” dedi.

MUHASEBECİ S. D. M.: 'YETKİ DEĞİŞTİ, PARA ÇIKIŞLARI BAŞLADI'

Derneğin muhasebe personeli S. D. M., Mayıs 2024’e kadar tek imza yetkilisinin sayman olduğunu söyledi. S. D. M.’ye göre yönetim değişikliğinden sonra Haluk Levent de imza yetkilisi yapıldı ve banka hesaplarından tek başına işlem yapabilir hâle geldi.

S. D. M., Y. K.’nın şahsi hesabına para gönderimlerinin de bu değişiklikten sonra başladığını öne sürdü. İlk aşamada bu ödemelerin “derneğin şahsa olan borcu” şeklinde açıklandığını belirten S. D. M., müfettiş incelemesinde işlemin tespit edildiğini ve Haluk Levent’e idari para cezası uygulandığını söyledi.

S. D. M., söz konusu paranın faiziyle derneğe geri ödendiğini, ancak daha sonra gayrimenkul alınacağı gerekçesiyle Y. K..’nin hesabına yeniden para gönderildiğini beyan etti. Bu işlemlerde konuşulan tutarın yaklaşık 80 milyon lira olduğunu belirtti.

Deprem döneminde milyarlarca lira bağış toplandığını anlatan S. D. M., derneğin son dönemde mali sıkıntıya düştüğünü söyledi. S. D. M., “Hesaplarda çok az para kalmıştı. Maaş ödemekte bile zorlanıyorduk” dedi.

Ahbap Lojistik isimli şirkete de para gönderildiğini ve bu paralarla taşınmazlar alındığını hatırladığını söyleyen Mintaş, taşınmazların daha sonra ne olduğuna ilişkin bilgisinin de bulunmadığını savundu.

MUHASEBECİ S. D. M.: 'BİN 300 KONUT DENİLDİ, 460’I YAPILDI'

İfadelerde, depremzedeler için yapılacağı açıklanan konutlar da geniş yer tuttu. Eski sayman H. K., yaklaşık BİN 300 konut için dört şirketle anlaşma yapıldığını ve firmalara ön ödeme yapıldığını söyledi.

Muhasebe personeli S. D. M. ise bildiği kadarıyla yalnızca 460 konutun tamamlandığını, yaklaşık 840 konutun yapılamadığını anlattı. Yapılamayan konutlara ilişkin sözleşmelerin daha sonra okul projesine çevrildiği belirtildi. S. D. M., firmalara konutlar tamamlanmadan önce toplu ve peşin ödemeler yapıldığını söyledi.

İŞ İNSANI F. E.: 'MİLYON DOLARLIK TİCARET, 10 BİN LİRALIK BORÇ'

İş insanı F. E., Haluk Levent ile bir blockchain projesi üzerinden tanıştığını, Levent’in projenin reklam yüzü olduğunu söyledi.

Haluk Levent’e ödeme teminatı olarak yaklaşık 4 milyon dolar değerinde kripto varlık verdiğini iddia eden F. E., daha sonra elden ve banka yoluyla yaklaşık 300 bin dolar ödeme yaptığını anlattı.

F. E., Haluk Levent’in bazı ödemeleri Y. K. üzerinden aldığını da ileri sürdü. F. E., Haluk Levent’in maddi durumuyla ilgili şunları söyledi: "Bir gün milyon dolar hesabı yapıyor, başka bir gün 10 bin lira borç istiyordu."

F. E., Haluk Levent’in zamanla şirketin teknik birimlerine hâkim olduğunu ve şirketi 7 milyon dolar karşılığında devretmek zorunda kaldığını iddia etti. Devir karşılığında 3 milyon dolarlık çek aldığını, ancak çeklerin tamamını tahsil edemediğini söyleyen F. E., alacağına karşılık kendisine ve kardeşine 30 milyon lira gönderildiğini belirtti.

F. E., ödemeleri alamadığı için icralık olduğunu ve hesaplarına bloke konulduğunu söyledi. Haluk Levent ile tanıştıktan sonra hayatında “kaos başladığını” anlatan F. E., ayrıca Levent’in kumar problemi bulunduğunu öne sürdü. Eke, “Yüzlerce insanın iyi niyetini kullandı” şeklinde konuştu.

'OKUL PARASINI KENDİ HESABINA İSTEDİ'

Fatih Eke, Ahbap üzerinden bir okul yaptırmak istediğini ancak Haluk Levent’in okul için ayrılan parayı kendi şahsi hesabına göndermesini talep ettiğini söyledi. F. E., bu talebin WhatsApp yazışmalarında bulunduğunu söyledi.

Parayı şirket hesabından ve resmî şekilde ödemek istediği için şahsi hesaba gönderim yapmadığını belirten F. E., kendisini soruşturmanın mağduru olarak gördüğünü anlattı.

M. K.: 'MANİPÜLASYON'

Soruşturmada ifadeleri alınan mali müşavirler M. K., G. Ö. ve E. G., Ahbap hakkında hazırlanan raporların kamuoyunda anlaşıldığı gibi kapsamlı bir denetim olmadığını söyledi.

Üç isim de incelemenin yalnızca derneğin kendilerine sunduğu banka kayıtları ve muhasebe belgeleri üzerinden yapıldığını belirtti. M. K., raporun dernek yönetiminin belirlediği dar kapsamla sınırlı olduğunu ifade etti.

M. K., mal veya hizmetlerin gerçekten alınıp alınmadığını, yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşıp ulaşmadığını ve usulsüzlük yapılıp yapılmadığını incelemediklerini anlattı. M. K.'nin avukatı ise raporun kapsamlı bir denetim raporuymuş gibi gösterilmesini “manipülasyon” olarak nitelendirdi.

'BAŞ ŞÜPHELİ YANILTICI AÇIKLAMALAR YAPTI'

Şüpheli G. Ö. de hazırlanan belgelerin yalnızca durum tespit raporu olduğunu söyledi. G. Ö.'nün avukatı, Haluk Levent ve dernek yönetiminin bu raporları kamuoyuna farklı biçimde sunduğunu ileri sürdü.

Savunmada, Haluk Levent’in sosyal medya paylaşımlarında derneğin denetimden başarıyla geçtiğini açıkladığı, ancak söz konusu raporların böyle bir güvence vermediği iddia edildi.

G. Ö.'nün avukatı, “Durum tamamen baş şüphelinin ve derneğin yanıltıcı beyanlarından kaynaklanmıştır” dedi.

MALİ E. G.: 'PARANIN NEREYE HARCANDIĞINI DENETLEMEDİK'

Yeminli mali müşavir E. G. de incelemenin yalnızca hesaba giren para, çıkan para ve kalan bakiye üzerinden yapıldığını söyledi. G., bağışların nereye ve ne şekilde harcandığını araştırmadıklarını açıkça ifade etti.

Kendisinin dernek yöneticileriyle hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını ve rapor için ücret almadığını savundu.

'HALUK LEVENT ARADI, 550 BİN LİRAYA RAPOR HAZIRLANDI'

Bağımsız denetçi E. T., Haluk Levent’in kendisine telefonla ulaştığını söyledi. E. T., dernek için hazırlanacak özel rapor karşılığında 550 bin lira ücret üzerinde anlaştıklarını belirtti.

E. T., yapılan çalışmanın tam denetim değil, “üzerinde mutabık kalınmış prosedürler raporu” olduğunu anlattı.

Raporda banka hareketlerinin yaklaşık yüzde 75’inin kontrol edildiğini belirten E. T., faturaların gerçek olup olmadığını, hizmetlerin teslim edilip edilmediğini veya paranın başka amaçlarla kullanılıp kullanılmadığını araştırmadıklarını söyledi.

ŞİRKET BAŞKANI: 'RAPORDAN GEÇEN HAFTA HABERİM OLDU'

Denetim şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı A. H. ise Ahbap Derneğine ilişkin raporu E. T.’nin hazırladığını belirtti.

Kendisinin rapordan ancak soruşturmanın kamuoyuna yansımasından sonra haberdar olduğunu savunan A. H., yaklaşık 500 çalışanı bulunan şirketin yılda yüzlerce rapor hazırladığını söyledi.

A. H'nin avukatı da incelemenin yalnızca para hareketleriyle belgelerin uyumunu kapsadığını, yardımların gerçekten teslim edilip edilmediğinin araştırılmadığını belirtti.

TÜRMOB BAŞKANI E. K.: DENETİM YETKİMİZ YOK

Dönemin TÜRMOB Başkanı E. K. de savcılık ifadesinde, TÜRMOB’un kanunen doğrudan denetim yetkisi bulunmadığını söyledi. E. K., Ahbap hakkındaki incelemenin sınırlı bir durum tespiti olduğunu kabul etti.

Buna rağmen E. K.'nin o dönemde kamuoyuna yaptığı açıklamada; satın alımlarda en az üç teklif alındığı, uygun fiyatların seçildiği ve harcamaların yerinde yapıldığı yönünde ifadeler kullandığı hatırlatıldı. E. K., bu açıklamayı denetim ekibinden gelen bilgilere dayanarak yaptığını savundu.

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler