Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Dünya Kupası 4 yılda bir tarihe geçecek gollerin, unutulmaz maçların ve tarihe geçecek sevinçlerin dünyayı sarmasıyla bambaşka bir coşkunun kıtaları aşmasını sağlıyor. Milli takımlar, kendileriyle tek yürek olan milletleri için sahada ter döküyor. Ter dökmek bir futbolcu için son derece normal olsa da ara ara çalınan ‘faullerde’ kan dökmek da bazen normal sayılabiliyor. Ufak sıyrıklar ve çizikler atılan goller kadar gerçek. 1954 Dünya Kupası’nda ise ne dökülen kan ne de yaşananlar bu kadar normal seviyelerde kalmamıştı. Ufak çarpışmalar ya da çiziklerin yerini, yarıklar, kanamalar ve bir silah gibi kullanılan cam şişeler almıştı. Macaristan ve brezilya arasındaki mücadele, finale çıkmak için adeta bir savaşa dönüşmüştü. Finalde Batı Almanya’ya güçlü bir rakip lazımdı ve 4-2’lik skorla geçilecek çeyrek final maçı son düdüğe kadar neredeyse hep Macaristan lehine sürmüştü. Bu turnuva dünya televizyonlarında yayınlanan ilk turnuva olmasıyla da öne çıkıyordu. Yani o günlerde milyonlar bu maçları bekliyordu. Her ülkenin maçı kendi milleti için unutulmazdı belki ama yarı final mücadelesindeki Macaristan ve Brezilya’yı daha unutulmaz bir karşılaşma bekliyordu. Bu kez top değil cam şişeler futbolcuların vücuduyla buluşuyordu.Öyle ki maç sonu yapılacak kutlama bile yerini hastane koridorlarındaki acı iniltilere bırakacaktı.
SERT BAŞLADI SERT BİTTİ! TARİHİN EN ‘ŞİDDETLİ MAÇI’
27 Haziran 1954 günü Dünya Kupası’nın son maçlarından biri oynanmak üzereydi. Bu maçın galibi yarı finalde Uruguay’la karşılaşacaktı. Ancak o gün yağmur hiç olmadığı kadar şiddetli yağıyor, bu durum futbolcuların işini zorlaştırıyordu. Sönmeyecek bir final aşkının ateşi de tam da o yağmura rağmen yanıyordu. Macaristan-Brezilya maçının ilk dakikalarıydı. Oyun hızlı başlamış ve Macarlar buldukları ilk fırsatta topu Brezilya kalesine gönderdiğinde 3’ncü dakika oynanıyordu. Gökte yağmur yerde Macaristan fırtına gibi esiyordu. İlk golden sadece 4 dakika sonra Sándor Kocsis maçın skorunu 2-0'a getirdi.
KORİDORLAR KAN İÇİNDE! TEKNİK ADAMIN BAŞINDA 4 DİKİŞ: HAKEM ÇARESİZ
İkinci yarıda oyun, giderek şiddetlenen fauller ve acımasız taktiklerle dolu bir savaşa dönüşüyordu. Brezilyalı forvet Julinho'nun golüyle skorun 3-2 olması da tüm bunların tuzu biberi olmuştu. Bu dakikadan sonra József Bozsik, Nilton Santos tarafından faulle durdurulmuş ve iki oyuncu arasında ekstra bir kavga daha parlamıştı. Bozsik ve Santos kavga etmeye başladıktan kısa süre sonra hakem her ikisini de durdurmanın tek ve adil yolunun 2 kırmızı kart göstermek olduğunu düşünmüş ve gereken ceza verilmişti. Bu hamle her iki takımda da moral bozukluğuna neden olsa da şartlar hala eşitti. İki takım da 10 kişi oynuyor, yarı finale gidenin belirleneceği maçta Brezilya önce beraberlik sonra galibiyet peşinde koşuyordu. Macaristan’ın ise tek isteği üstünlüğü kaybetmeden maçı galip olarak tamamlamaktı. Öyle de olacaktı, Sándor Kocsis takımının 4’üncü golünü kaydetmiş ve maçın skorunu da belirlemişti. 4-2 biten maçtan mutlu ayrılan Macaristan olmak üzereydi.Ancak maç boyu süren gerginlik henüz sönümlenmemiş ve oyunun anları ile soyunma odası koridorları kana bulanmıştı.
Brezilyalı forvet Humberto Tozzi, maçın bitiş düdüğünden saniyeler önce Macaristanlı Gyula Lóránt'a tekme atıp maçın son kırmızı kartını da kendi adına yazdırmıştı. Toplamda 42 serbest vuruş ve 2 penaltı verilen maç, 4 sarı ve 3 kırmızı kartla tamamlandı. Maç sonunda Brezilyalı oyuncular Macar soyunma odasına doğru hareketlenmişti. Bu öfkeyle içeri girmelerinin ağır ve tatsız sonuçları olabilirdi. Ünlü Macar AVH güvenlik polisi, cop ve silah kullanarak onları sahadan ve soyunma uzaklaştırmaya çalışıyordu. Maalesef bu esnada kullanılan tek şey polislerin ekipmanları da değildi. Saha çevresindeki çam içecek şişeleri artık ‘silah’ yerine kullanılıyordu. Teknik ekip ve futbolcular birbirine bu şişelerle saldırıyordu. Ancak her iki taraftan da şiddet içeren davranışlar yapılıyor ve futbolun yönetim organı FIFA hiçbir şey yapmıyordu. Verilecek ceza ya da uygulanacak yaptırımları ilgili ülkelerin yönetimine bırakmıştı. Ne yazık ki yaraları hastanelik olanlar vardı ve zaten unutulmaz anların yaşandığı organizasyon bu kez acı ve unutulmaz anlarla tarihe geçiyordu.
KUPA KAÇTI 2’NCİLİK GELDİ! SAVAŞTAN FARKSIZDI: KAN, TER VE GÖZYAŞI
Macaristan turnuva boyunca sert bir oyun oynamış ve ülkenin ‘efsane takımı’ bile kupaya ulaşamamıştı. 1950'lerdeki Macaristan milli futbol takımı, ülkede bugüne dek benzer bir takımın kurulamadığını ortaya koyan bazı başarılar elde etmişti.Bern’de oynan Brezilya'ya karşı çeyrek final mücadelesi yani Bern Muharebesi bunun başlıca örneklerinden biriydi. Tüm zamanların en önemli futbolcularını dünya tarihine kazandıran Brezilya, Uruguay, Sovyetler Birliği, İngiltere, Almanya ve İtalya'ya önemli yenilgiler yaşatan bu takım, 1956 Macar Devrimi'nin takımın dağılmasına neden olmasından önce, o dönemdeki futbol dünyasının süper güçlerindendi. Altın Takım diye anılan Macar Milli Takımı ayrıca ‘Güçlü Macarlar’, ‘Büyülü Macarlar’ ve ‘Muhteşem Macarlar’ diye de biliniyor.Tarihinde 9 kez katıldığı Dünya Kupası’nda daha önce 1 kez finalde kaybeden Macarları 1954’te de aynı son bekliyordu. 1938 Dünya Kupası’nda olduğu gibi 16 yıl sonra da final mücadelesinde alınan mağlubiyet, kupayı kaçırmalarına neden olacaktı. Macarlar final maçında sahadan gümüş madalyalarla ayrıldılar. Ancak turnuva boyunca Macarların mücadelesi ‘savaştan farksız’ diye hatırlandı. Çünkü işin içinde kan da, ter de, gözyaşı da vardı! Efsanelerle tarihe geçen Macaristan Dünya Kupası’na en son 1986’da katılmaya hak kazandı.