Küresel emtia piyasası genelinde jeopolitik kırılganlıkların ve taşımacılık hatlarındaki tıkanıklıkların tırmandığı haziran döneminde, sanayinin temel girdilerinden olan demir-çelik ürünlerinde yeni bir fiyat döngüsü şekilleniyor. Londra Metal Borsası (LME) ve Singapur vadeli işlemler piyasası kapsamında demir cevheri fiyatlarının ton başına 102-105 dolar kritik eşiğinde tutunma çabası, küresel inşaat ve imalat sektörleri üzerindeki maliyet baskısını canlı tutuyor. Çin'in çelik üretiminde kapasite fazlasını eritmek adına hayata geçirdiği üretim kısıtlamaları arz yönlü bir daralma yaratırken, yüksek ham petrol fiyatlarının tetiklediği nakliye maliyetleri de nihai ürün fiyatlarına doğrudan yansıyor.
Küresel navlun krizi ve hammadde maliyetleri fiyatları destekliyor
Uluslararası tedarik zincirindeki gelişmeler makro açıdan incelendiğinde, demir fiyatlarındaki katılıkta lojistik maliyetlerinin başrol oynadığı görülmektedir. Özellikle Süveyş Kanalı ve Hürmüz Boğazı'ndaki asimetrik riskler nedeniyle rotasını değiştiren kargo gemileri, ton başına düşen navlun giderlerini dikey yönlü tırmandırmaktadır. Goldman Sachs ve Fitch Ratings gibi kurumsal finans kurumlarının uzun vadeli projeksiyonlarında Çin'deki gayrimenkul durgunluğu nedeniyle aşağı yönlü risklere dikkat çekilse de, mevcut yüksek yakıt maliyetleri ve ithal hurda fiyatlarının 350 dolar seviyesine yaklaşması kısa vadeli geri çekilmelerin önündeki en büyük barikatı oluşturuyor.
İç piyasada ton fiyatları 34 bin TL sınırını aşarak zirveye yaklaştı
Madalyonun Türkiye içi piyasa ve yerel üretim boyutu değerlendirildiğinde, küresel maliyet dalgasının döviz kuru kaldıracıyla birleşerek inşaat sektörünü zor bir eşiğe getirdiği anlaşılmaktadır. Türkiye genelindeki ana üretim ve dağıtım merkezlerinde KDV dahil nervürlü inşaat demiri fiyatları, kalınlık derecelerine göre ton başına 33.000 TL ile 34.200 TL aralığında çıpalanmış durumdadır. Ankara, İstanbul ve Karabük gibi lokomotif bölgelerde ince demir fiyatlarının ton başına 35.000 TL sınırını tescillemesi, müteahhitlik ve taahhüt projelerinde hakediş maliyetlerini doğrudan artırarak yeni konut arzı üretim endeksini baskılayan bir yapısal sorun haline geliyor.
Gayrimenkul sektörü ve tedarik zincirinde yeni dönem stratejileri
Emtia piyasası içindeki bu sert fiyatlama mekanizması analiz edildiğinde, inşaat ve altyapı firmalarının bütçe planlamalarında spot alımlar yerine uzun vadeli opsiyon sözleşmelerine yöneldiği görülüyor. TÜİK verilerine göre Türkiye'nin demir cevheri ithalat hacminde kaynak çeşitliliğine gidilerek tedarik güvenliğinin sağlanmaya çalışılması, yerel üreticilerin küresel şoklara karşı elini kısmen güçlendiriyor. Sonuç olarak; demir fiyatlarında lojistik ve hammadde kaynaklı yaşanan bu maliyet tırmanışı, sanayi çarklarının dönme hızını doğrudan etkilese de, önümüzdeki çeyreklerde fiyatların sürdürülebilir bir dengeye kavuşması tamamen küresel deniz ticareti rotalarındaki normalleşmeye ve büyük ölçekli altyapı projelerinin talebine bağlı kalmaya devam edecektir.